Küresel jeopolitik manzara Atlantik dünyasının norm, kurum ve değerlerinin çöküşü şeklinde seyrederken Batı dışı dünya için ise bu serencam bir dönüşüm ve yükselişi temsil ediyor. Bakış açınıza göre tablo değişiyor. Çünkü unutmayalım ki ABD'nin liderlik ettiği stratejiler bir bakıma ikonoklastik/ put kırıcı bir mahiyete bürünmeye başladı.
Özellikle de Donald Trump döneminde ABD küresel statükonun bütün yapılarına ve uluslararası düzenin normlarına savaş açmış durumda. Davos Zirvesi'nde konuşan Kanada Başbakanı Mark Carney, sözde liberal değerlere dayalı ABD öncülüğündeki düzenin içyüzünü deşifre etti. ABD hegemonyasına dayalı bu sisteme çıkarları için destek verdiklerini söyleyerek suç ortaklığını itiraf etti.
İtiraf etmelerine gerek yok. Sistemin bizzat kurucusu ABD kendi dünya düzenini eliyle yıkıyor zaten. ABD Başkanı Trump, Gazze Barış Kurulu toplantısında BM'yi yine topa tuttu. BM'nin Gazze'de yapamadığını kendisinin yaptığını vurguladı. Barış Kurulu'nu Gazze dışındaki krizleri de çözüme kavuşturabilecek BM'ye alternatif yeni bir küresel oluşum diye lanse etti.
***
Haksız da sayılmaz. Trump yönetimi kaotik krizleri kolonyalist ve emperyalist bir mühendislikle 'çözüme' ulaştırıyor. Sürüncemede bırakmıyor. Bir bakıma Venezuela, Suriye, Yemen, Grönland, Ukrayna ve Gazze'deki anarşik manzarayı inisiyatif alarak değiştirdi ve daha stabil hale getirdi. Haliyle aslında devrimci ve put kırıcı bir rol oynayan Trump, küresel kurumlardan çekilişini de sürdürüyor. Trump dün de ABD'nin 78 yıllık Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) üyeliğine son verdi.***
Çin de 2013'te ilan ettiği Tek Kuşak Yol (Modern İpek Projesi) girişimi ile küresel ekonomik pastadaki payının artırılmasını talep etti. Küresel düzene yönelik bu iki itiraz da önemliydi. Ancak bu adımlar devrimsel nitelikte değildi. Sistemde sadece reform ve restorasyon çağrısını temsil ediyordu.