Türkiye'nin en iyi haber sitesi

BERCAN TUTAR

Vizyoner gücün dili

Sesli dinlemek için tıklayınız.

Küresel jeopolitik manzara Atlantik dünyasının norm, kurum ve değerlerinin çöküşü şeklinde seyrederken Batı dışı dünya için ise bu serencam bir dönüşüm ve yükselişi temsil ediyor. Bakış açınıza göre tablo değişiyor. Çünkü unutmayalım ki ABD'nin liderlik ettiği stratejiler bir bakıma ikonoklastik/ put kırıcı bir mahiyete bürünmeye başladı.
Özellikle de Donald Trump döneminde ABD küresel statükonun bütün yapılarına ve uluslararası düzenin normlarına savaş açmış durumda. Davos Zirvesi'nde konuşan Kanada Başbakanı Mark Carney, sözde liberal değerlere dayalı ABD öncülüğündeki düzenin içyüzünü deşifre etti. ABD hegemonyasına dayalı bu sisteme çıkarları için destek verdiklerini söyleyerek suç ortaklığını itiraf etti.
İtiraf etmelerine gerek yok. Sistemin bizzat kurucusu ABD kendi dünya düzenini eliyle yıkıyor zaten. ABD Başkanı Trump, Gazze Barış Kurulu toplantısında BM'yi yine topa tuttu. BM'nin Gazze'de yapamadığını kendisinin yaptığını vurguladı. Barış Kurulu'nu Gazze dışındaki krizleri de çözüme kavuşturabilecek BM'ye alternatif yeni bir küresel oluşum diye lanse etti.

***

Haksız da sayılmaz. Trump yönetimi kaotik krizleri kolonyalist ve emperyalist bir mühendislikle 'çözüme' ulaştırıyor. Sürüncemede bırakmıyor. Bir bakıma Venezuela, Suriye, Yemen, Grönland, Ukrayna ve Gazze'deki anarşik manzarayı inisiyatif alarak değiştirdi ve daha stabil hale getirdi. Haliyle aslında devrimci ve put kırıcı bir rol oynayan Trump, küresel kurumlardan çekilişini de sürdürüyor. Trump dün de ABD'nin 78 yıllık Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) üyeliğine son verdi.
Küresel konjonktürdeki bu gidişat sadece ABD'de değil onun en büyük rakipleri Çin ve Rusya'da da değişime yol açıyor. Zira küresel statükoda ABD ve Rusya daha önce vazgeçilmez güvenlik garantörü rolünü oynuyordu. Çin'e ise küresel ekonomik statükonun vazgeçilmez üreticisi ve dünyanın atölyesi rolü verilmişti.
Avrupa dâhil herkes bu rol ve pasta paylaşımından memnundu. Bu mevcut durumdan rahatsız olan tek aktör Türkiye'ydi. İşler ters gidince sistem içi problemler baş göstermeye başladı. İlk sistem içi itiraz Rusya'dan geldi. Vladimir Putin, 2007'de Münih Güvenlik Konferansı'nda "Günümüz dünyasında, tek kutuplu dünyanın kabul edilemez olmasının yanı sıra aynı zamanda imkânsız olduğu kanaatindeyim" sözleriyle ABD'den daha fazla pay isteyen bir çıkışta bulundu.

***

Çin de 2013'te ilan ettiği Tek Kuşak Yol (Modern İpek Projesi) girişimi ile küresel ekonomik pastadaki payının artırılmasını talep etti. Küresel düzene yönelik bu iki itiraz da önemliydi. Ancak bu adımlar devrimsel nitelikte değildi. Sistemde sadece reform ve restorasyon çağrısını temsil ediyordu.
Küresel sistemi sarsan ve değiştiren ilk dip dalga Türkiye'den geldi. Başkan Erdoğan, 2013'te ilk kez dile getirdiği "Dünya 5'ten beşten büyüktür" çıkışıyla küresel statükoya savaş açtı.
Bu çıkışın birçok nedeni yanında asıl faktör Suriye'deki kaostu. 24 Eylül 2013'te İstanbul'daki Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'nde düzenlenen Asya Pasifik Perakende Kongresi ve Fuarı'nın açılışında konuşan Başbakan Erdoğan, Suriye ile ilgili karar ver(e)meyen BM Genel Kurulu'nun yapısına yönelik isyanını "5 tane daimi üyenin dudakları arasına kilitlenmiş bir dünya adil olamaz. Dünya 5'ten büyüktür ve artık görevini yapması lazım" sözleriyle dile getirdi.
Sayın Erdoğan o tarihten sonra ikili görüşmelerde de BM, AB, NATO, ŞİÖ ve İİT gibi uluslararası her platformda da bu itirazını sistematik şekilde sürdürdü.
Bu çıkış bugün bölgesel ve küresel tabloyu tamamen değiştirmiş durumda. Nitekim Sayın Erdoğan önceki gün zaferini "Artık küresel sistemde kutup başı ülkeyiz. Dünya dediğimize doğru geliyor" sözleriyle ilan etti. Geleceği şekillendiren vizyoner gücün dili işte bu dildir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.