Haçlıların 15 Temmuz 1099'da Kudüs'ü geri aldıkları gün saldırdılar. Çünkü bize bakarken geçmişte onlara yaşattığımız yenilgileri görüyorlardı. Bir zamanlar Hıristiyan olan ülkelerin Selçuklu ve Osmanlı'nın fetih medeniyetiyle İslam'ın şemsiyesi altına girdiğini unutmuş değillerdi. Zira düşmanlarımızın bize militer zihniyetle teçhizatlı bir Haçlı merceğinden baktığını unutmamak lazım.
Çünkü Türkiye'nin neyi temsil ettiğini iyi biliyorlar. Jeo-kültürel açıdan Türkiye'nin Batı'ya karşı İslam dünyasının 'çelik çekirdek' misyonunu simgelediğinin farkındalar. İşte "Erdoğan'sız Türkiye projesi"yle ülkemizin bu tarihsel ve kültürel vasfını yok edip çelikten iradesini rehin almak için 15 Temmuz gününü seçtiler.
Haliyle 15 Temmuz 2016'daki işgal ve darbe girişiminin küresel/bölgesel etkilerini bu jeopolitik perspektifle analiz etmek zorundayız. Bu yönüyle halkımızın sergilediği destansı direniş, Batılı sömürgecilerin Ortadoğu'daki emperyal stratejilerini de hezimete uğrattı. 15 Temmuz'da tarih yazan milletimiz Haçlı torunlarına ve yerli işbirlikçilerine Türkiye'nin geçilmez olduğunu Çanakkale'den sonra bir kez daha hatırlattı.
***
Darbe girişiminin bastırılmasıyla Türkiye zincirlerini kırdı. 15 Temmuz bu yönüyle Türkiye'nin şahlanışına vesile olurken Batı'nın da hegemonik çöküşünü hızlandırdı. Bu zafer, bölgemizde ve dünyada emperyalizme karşı direnişte domino etkisine de yol açtı. Türkiye, bölgesel ve küresel düzeyde emperyalizme karşı direnişin sembolü haline geldi.***
Çoğu analizci 15 Temmuz'un tetiklemesiyle ortaya çıkan bu yeni tabloyu "Batı'nın Ortadoğu'daki hegemonik çözlüşü" diye niteliyor. Doğrudur. Zira Sayın Erdoğan'ı "Yeni bin yılın Selahaddin'i" diye hedef gösterenlerin korktukları sonunda başlarına geldi.