Türkiye'nin en iyi haber sitesi

BERCAN TUTAR

‘Suriye Romanı’ndan ‘Mekke Fermanı’na

AK Parti'nin 25'inci yaşını kutluyoruz. Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti kadroları Türkiye'yi çeyrek asırda Anadolu ülkesinden bir dünya devletine dönüştürdü. İçeride ve dışarıda tarih yazan Türkiye, artık uluslararası siyasette oyun kurucu aktörlerden biri.
Türkiye'yi birleştiren ve bütünleştiren Anadolu'nun 'sessiz devrimi' domino etkisini bölgemizde de gösteriyor. Bunun en somut kanıtı 'Türkiye Kitabı'nın yazarı Sayın Erdoğan'ın kaleme aldığı 'Suriye Romanı'dır.
Bu roman bugünlerde Ortadoğu'da en çok okunan ve satan kitaplar listesinde bir numara.
Hemen her ülkeye tercüme edilen Suriye Romanı en çok Libya ve Irak'ta yoğun ilgi ile karşılanıyor.
Zira Türkiye, Suriye'deki başarı hikâyesini Libya ve Irak'ta da hayata geçirmeye çalışıyor.
Libya'da önceki gün yoğun temaslarda bulunan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ülkenin doğusu ve batısı arasındaki siyasi, idari ve askeri ayrılıkları bütünleştirme gayretlerinin süreceğini açıkladı.

***

Benzer bir girişimi Irak'ta da başlattık. Orada da Şii ve Kürtlerin Bağdat ile daha da bütünleşmesi yönünde Türkiye'nin Suriye'de hayata geçirdiği modele göre adımlar atılıyor. Türkiye'nin Suriye modeli bu anlamda sadece Irak ve Libya ile sınırlı kalmayacak.
Bu modelden ilhamla imzalanan Mekke Paktı, bölgemizdeki en önemli üç güç merkezini bir araya getirdi.
İsrail ve destekçisi emperyal güçlerin bölgemize ve bölgemizdeki ülkelere yönelik devreye soktuğu tanımla, ta(h)rif et, böl ve parçala projelerinin artık miadı doluyor.
Suriye'yi birleştiren ve bütünleştiren Türkiye şimdi de Mekke Paktı ile İslam dünyasının ittihat ve ittifakını sağlıyor. Bu anlamıyla Mekke Anlaşması, Müslümanlar için bir güvenlik, birlik ve kardeşlik paktıyken düşmanlarımız için ise bir caydırıcı kalkan, bir ölüm fermanıdır.
Haliyle Mekke Paktı bu yüzyılın en büyük hamlelerinden biri olarak görülmelidir. Bölgemizin makûs talihi değiştiren ilk hamle Sayın Erdoğan gibi bir liderin Türkiye'de iktidara gel(ebil)mesiydi. İkinci büyük hamle ise Türkiye'nin iç ve dış cepheyi güçlendiren kardeşlik paradigmasını hayata geçirmesidir.

***

Bu yeni paradigmanın lokomotifi konumundaki Mekke Paktı, kuşku yok ki kısa sürede Mısır'ı da Libya'yı da Suriye ve Irak'ı da hatta isterse İran'ı bile kapsayacaktır.
Burada gözler daha çok Mısır'a kitlenmiş halde. Onlar da bu pakta katılacak. Hatta içinde oldukları bile söylenebilir.
Çünkü eski Mısır Dışişleri Bakan Yardımcısı Masum Merzuk'un Kahire'nin pakta yaklaşımını özetleyen şu yorumu dikkat çekiciydi: "Mısır, Mekke Paktı'nı 1950 tarihli Arap Ortak Savunma ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması'na benzetiyor."
Eski Dışişleri Bakan Yardımcılarından Hüseyin Heridi ise daha da ileri giderek, "Mısır ve Suudi Arabistan 1950'deki anlaşma kapsamında savunma, güvenlik ve askeri çerçevede işbirliği yapıyor.
Bu da teorik ve diplomatik yönden iki ülkenin ortak bir savunma anlaşmasıyla birbirine bağlı olduğu anlamına geliyor" değerlendirmesinde bulunuyor.
Yani Mısır, "Zaten Mekke Paktı'nın içindeyiz" demeye çalışıyor. Görüldüğü üzere Anadolu'da 25 yıl önce başlayan 'sessiz devrim' artık bütün bölgeyi etkisi altına almış görünüyor.
Hâsılı kelam, Anadolu ülkesini bir dünya devletine dönüştüren bu tarihi ve siyasi anlayış, artık bütün ümmeti ve insanlığı kucaklayan bir medeniyete doğru ilerleme sinyalleri veriyor. Nitekim bölgesel ve küresel gidişat da bunu gösteriyor.

Google Haberler'de tüm gelişmeleri tek kaynakta görmek için Sabah'ı takip edin.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA