En ilginç iş "akil adamlık" olsa gerek...
Hele hakkında devam eden dava varsa ve savcı mütalaaları konuşulurken CHP'ye akil adam olmuşsanız...
Akla şu soru geliyor:
"Ülkemde kariyer planlaması çok farklı işliyor!"
Tamar Tanrıyar'ın "40 bin liraya bir tweet attı" dediği Cem Küçük Efendi'nin "göreve iade edilecek" dediği kişi...
Yani Zeydan Karalar...
Bu rüşvetçinin Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasındaki krizi çözecek akil adam olduğu iddia edilirken...
Bir yanda Özgür Efendi'nin 4 bin adamı TBMM'ye girmişken...
Diğer yanda Kılıçdaroğlu'nun 1400 adamı Meclis'teyken...
Millet meydan muharebesi çıkacak korkusu yaşarken...
Öbür yanda rüşvetten yargılanan Zeydan Efendi varken...
Doğrusu ilginç bir tablo...
Bir tarafta arabuluculuk masası...
Diğer tarafta mahkeme dosyaları...
Öte yanda Cem Küçük gibi birinin ifadeleri...
İnsan hangisine bakacağını şaşırıyor.
Kılıçdaroğlu "arınma" vurgusunu boşuna mı yaptı acaba?
***
Çünkü siyasette en zor şey seçim kazanmak değil...
Temiz kalabilmek.
Koltuğa oturmak kolay...
Ama o koltuğun hesabını vermek zor.
Bugün CHP içinde konuşulan tartışmaların merkezinde tam olarak bu mesele bulunuyor.
Gelelim Ankara kulislerine...
Piyasada yeni bir sektör doğmuş...
Adı,
"Merak etmeyin, beraat geliyor" danışmanlığı...
Kimi telefon trafiğinde...
Kimi kulislerde...
Kimi de sağda solda umut pazarlıyor.
Adeta hukuk değil, falcılık yapılıyor.
Bir kısmı geleceği görüyor!
Bir kısmı sonucu biliyor!
Bir kısmı da tahsilatı peşin yapıyor!
Tamar Tanrıyar'a göre biri de Cem Küçük!
***
Dosyada yer alan iddiaların dikkat çekici bölümü rakamlar...
Çeyrek altın hesabıyla konuşulan rakamlar.
Savcının mütalaası günlerdir kamuoyunda tartışılıyor.
"Aboo 17 bin çeyrek altına bakın..."
Duyanlar kuyumcu açıldığını sanır.
Ama bu rakam rüşvet dosyasında geçiyor.
Hesap makinesi bile düşünmeye başlıyor.
"Bu hesap başımı ağrıtır" diyor adeta.
Elbette son sözü mahkeme söyleyecek.
Ortada ciddi iddialar, ciddi suçlamalar ve ciddi bir yargılama süreci var.
Bu nedenle kulislerde dolaşan
"İş bitti",
"Sonuç belli", "Her şey çözüldü", Cem Küçük gibi
"Ben duydum göreve iade edilecek" türü cümleler erken söylenmiş şarkılara benziyor.
***
Kaset daha bitmedi.
Filmin son sahnesi henüz çekilmedi.
Perde kapanmadı.
Bazı insanlar kendi yalanlarına kendileri de inanır, etrafındaki alkışı halk desteği sananlar az değil.
Sosyal medyadaki methiyeleri hüküm zanneden ahmaklar var.
Oysa devlet uyur görünür ama uyumaz.
Bugün sessiz kalan dosyalar yarın yüksek sesle konuşulur.
Bugün görmezden gelinen sorular yarın önünüze çıkar.
Çünkü siyasetin altın kuralı şudur:
Makam geçicidir.
Dosyalar kalıcıdır.
Şimdi herkes gözünü 15 Haziran'a çevirmiş durumda.
Kulisler konuşuyor.
Sinyalciler konuşuyor.
Cem Küçük ve Şamil Tayyar, Sözcü, Halk TV, İsmail Saymaz gibiler bülbül gibi ötüyor.
Danışmanlar konuşuyor.
Menfaat şebekeleri konuşuyor.
Ortalık mangır iddialarıyla dolmuş.
Bir tek mahkeme konuşmadı.
Asıl merak edilen de zaten o.
Çünkü son sözü sosyal medya değil...
Köşe yazarları değil...
Kulisçiler değil...
Mahkeme söyleyecek.
Ve o gün geldiğinde 17 bin çeyrek altının gölgesinde anlatılan hikâyelerin hangisinin gerçek, hangisinin masal olduğu net şekilde ortaya çıkacak.