Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Adam yalanı peynir ekmek gibi yiyor valla!
Yine öyle yaptı.
Reis için "ağır hasta" dedi.
Aynı yalanla debelenip durdu çakal!
Adı Serdar Akinan.
Zeydan Karalar'a danışmanlık yapmıştı.
Bu Reis düşmanı, yalan yayınları yüzünden Türkiye'den firar etti.
Neyse...
Reis de insan...
Milleti için günde 20 saatten fazla çalışıyor.
Özgür Özel gibi kaos peşinde koşmuyor.
Dinlenmeye ihtiyacı var.
Hele görkemli NATO zirvesinden sonra...
İki gün ortaya çıkmamışsa, hemen yalancı takımı aynı yalanı piyasaya sürer.
Bir gün "hastaymış" derler.
Ertesi gün "öldü" diye ortaya atılırlar.
Erdoğan cuma çıkışı açıklama yapınca...
Çakal sürüsünde derin bir sessizlik olur.
Senaryo çöker, masalları biter çünkü.

***

Hem bu ilk değil.
Son da olmayacak gibi görünüyor.
Yıllardır aynı film vizyonda.
Önce isimsiz hesaplar.
Ardından dedikodular.
Sonra bu yalanı Serdar gibi yayan palavracılar.
Gazetecilik yalanlarla algı yapmak değildir.
Sağlık üzerinden siyasi hesap yapmak var mı lan!
Eleştiri başkadır.
Fitne için dedikodu yapmak başka.
Muhalefet etmek ise bambaşka..
Aynı beklenti.
Aynı heves.
Her defasında boşa çıkan iddialar.
Gerçeklerin kötü bir huyu var.
Eninde sonunda böyle çıkıp gelirler işte.

***

Ve diğer yalancılar...
O gece acının tarifi yoktu.
Deprem milyonları tek yürek yapmıştı.
Ece Üner, Fatih Portakal, Gökhan Özoğuz, Öykü Serter, Feyza Altun, Şahan Gökbakar, Ruşen Çakır, Hazal Kaya, Özlem Gürses ve Fatih Koparan gibi Reis düşmanları yapılacak yardımların AFAD'a değil AHBAP'a yapılmasını istedi.
İfadeye çağrılan yıkım ekibi üç buçuk attığı için çark etti.
Yağladıkları Haluk Levent'e "pis kumarbaz" dediler.
İnsanlar cebindeki son parayı, bileğindeki son bileziği, çocuklarının kumbarasını bile AHBAP'a bağışlamıştı.
Yardımseverler bir can daha kurtulsun istedi...
Milyonlar bu ünlülere güvenerek hareket etti.
Haluk Efendi ise parayı kumarda yedi.
Sizin de itibarınızı yedi...
O birkaç yıl yatıp çıkar...
İzmir Marşı ile yine gelir...
Yine baş tacı edilir...
Ekrem İmamoğlu da çaldı...
İtibar kaybetti mi?
İspatlı, delilli hırsızlığına rağmen hâlâ onu baş tacı eden var!
Yeni Parti'yi de o kurdurdu.
Aklında başka ne fırıldaklıklar var kim bilir?

***

Ve Der Spiegel...
Sabıkalı Alman dergisi yine işbaşında.
Ne zaman Türkiye güçlense, Ankara da kendi kararını kendi vermeye kalksa, ne zaman milli iradeyi esas alan bir adım atılsa, dergi kapağını Türkiye'ye çeviriyor.
Tesadüf mü?
Elbette değil.
Dün Recep Tayyip Erdoğan'ı hedefe koyuyorlardı.
Bugün Özgür Özel'i kapak yaptılar.
Kapak değişiyor.
Ama senaryo değişmiyor

***

Yine sahnedeler.
Yine aynı perde.
Yine aynı akıl.
Bu yeni değil.
Türkiye'nin iç siyasetini dizayn etme çabaları.
Aynı manşetler.
Aynı ezberler.
Aynı bakış.
Bu kez kapakta, pavyonlarda seçilen Özgür Özel var.
Elbette bir dergi dilediği ismi kapağına taşıyabilir.
Ama mesele bir kapaktan ibaret değil ki.
Asıl soru şu:
Türkiye'nin siyasi tartışmaları neden Avrupa'nın vitrininde?
Demokrasi deniyorsa...
Adresi bellidir.
Sandık.
Millettir.
Meclis'tir.
Yabancı dergiler değil.
Yabancı başkentler hiç değil.
Türkiye'nin geleceğine karar verecek olan da, siyasetçileri değerlendirecek olan da bu milletin ta kendisidir.
Der Spiegel'in kapakları değil.
Özgür'ün nesi yeni?
Hem bunlar dolandırmadan yapamaz ki...

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA