Değerli Okurlarımız, Elinizde tuttuğunuz Ulusal Güney eki, bugün yalnızca Adana'nın, Mersin'in, Hatay'ın ya da Osmaniye'nin sesi değil; Türkiye'nin 81 iline ulaşan güçlü bir yayın olmanın gururunu yaşamaktadır.
Bu başarı, yalnızca yayın ekibimizin emeğiyle değil; bizlere güvenen iş insanlarımızın, desteklerini esirgemeyen belediye başkanlarımızın katkılarıyla mümkün olmuştur.
***
Bu vesileyle, Ulusal Güney'e verdikleri kıymetli destekten dolayı burada adlarını tek tek sayamadığım iş insanlarımıza, belediye başkanlarımıza ve her zaman yapıcı yaklaşımıyla yanımızda olan Adana Valimiz Sayın Mustafa Yavuz'a en içten şükranlarımızı sunuyorum.
Yerelden aldığı gücü ulusala taşıyan Ulusal Güney, bundan sonra da doğru habercilik anlayışından taviz vermeden; Anadolu'nun sesini Türkiye'nin dört bir yanına ulaştırmaya devam edecektir.
Bu büyük yolculukta bize inanan, güvenen ve destek veren herkese gönülden teşekkür ediyor; siz değerli okurlarımıza saygılarımı sunuyorum.
Tabi bu arada SABAH'ın resmi Ajansı olan ve elinizdeki eke büyük katkılar koyan AK Ajans Sahibi Efsun Tekyeten ve ekibine de teşekkür borcumuz var.
***
Yıllarca hazırlayıp yönettiğim Sabah Güney ve Sabah Ankara ekleri, sadece birer gazete eki değildi.
O sayfalar, bölgenin nabzının attığı, şehirlerin konuştuğu, siyasetçinin, iş dünyasının ve vatandaşın her sabah merakla açtığı güçlü yayınlardı.
Masa başında gazete yapmadık.
Sokağın sesini dinledik.
Şehrin ruhunu sayfalara taşıdık.
Yerel haberleri ulusal gazeteciliğin gündemine soktuk.
Bu ulusal ekle de Anadolu'nun sesini İstanbul'a, Ankara'ya duyurmuş olduk.
Her zaman gündemi takip eden değil, gündem oluşturan yayıncılık yaptık.
Bugün aradan yıllar geçti.
Gazeteler değişti.
Teknoloji değişti.
Okuma alışkanlıkları değişti.
Ama değişmeyen tek şey var...
O ekleri okuyanların hafızası.
Bugün hâlâ gittiğim her yerde aynı cümleyi duyuyorum:
"Sabah Güney'in tadı başkaydı..." "Sabah Ankara yeniden çıksa yine ilk ben okurum..." Bir gazeteci için bundan daha büyük takdir olabilir mi?
Demek ki doğru iş yapmışız.
Gazetecilik, ertesi gün unutulan manşetler atmak değildir. Gazetecilik; yıllar sonra bile hafızalarda yaşamaya devam eden iz bırakabilmektir.
İşte benim gurur duyduğum da budur.
Bölge gazeteciliği, çoğu kişinin sandığı gibi yerel haberleri birkaç sayfaya sığdırmak değildir.
Bölgenin nabzını tutmak, şehrin hafızasını oluşturmak, sorunlarını ülkenin gündemine taşımaktır.
Bunu başardığınız gün, artık sadece gazete çıkarmış olmazsınız; yaşadığınız coğrafyanın sesi olursunuz.
Sabah Güney ve Sabah Ankara bunu başardı.
Hâlâ konuşuluyorsa, hâlâ özlemle anılıyorsa bir sebebi var:
Biz gazete basmadık.
İz bıraktık.
Sevgi ve saygılarımla...