Atatürk yurt gezilerinde ve Türkiye Büyük Millet Meclisi yeni yasama yılı açılış konuşmalarında "Meclis vurgusu" yapınca... Gazeteci Yunus Nadi, Atatürk'e sorar:
- Her kerameti Meclis'ten beklemek niyetinde miyiz?
- Evet... Ben her kerameti Meclis'ten bekleyenlerdenim.
(Kaynak... Prof. Dr. İsmet Giritli... Atatürk Yolu... Atatürk Araştırma Merkezi yayını... 1987... Sayfa 112.)
***
EN BÜYÜK GÜVENCE
Tarih... 1 Kasım 1930.
Cumhurbaşkanı Atatürk, Meclis kürsüsünde.
Yeni yasama yılını açış konuşmasını yapıyor:

Ülkenin yazgısında tek yetki vegüç sahibi olan Büyük Millet Meclisi,bu ülkenin düzeni için, iç ve dışgüvenliğini sağlamak ve korumakiçin en büyük güvencedir.
Büyük milli sorunlar şimdiye kadar Büyük Millet Meclisi'nde çözüldü.
Gelecekte de yalnız orada kesinönlemler sağlanabilecektir. (Bravo sesleri... Alkışlar...)
Türk milletinin sevgi ve bağlılığı her zaman Büyük Millet Meclisi'ne yönelmiştir ve hep oraya yönelecektir. (Şiddetli ve sürekli alkışlar...)
***
'YER KAPMA' OYUNU
Görüyoruz... Görüyorsunuz... Her zaman sahnedeler.
Kürtlerle ilgili hiçbir projesi olmayan bazı çevreler ve siyasetçiler, Öcalan'ın adını kullanarak süreci sulandırmaya çalışıyorlar.
Amaçları... Yer kapmak... Kendilerine bir alan açmak.
Yine görüyoruz... Görüyorsunuz...
Kürtlerle hiçbir duygusal bağı olmayan ancak Kürtlerin avukatlığına soyunan bazı siyasetçiler var.
Kürtlerde karşılıkları yok.
Amaçları... Yine yer kapmak.
Acı ama gerçek... "Madem bir yer kapamıyorum, öyleyse sürecin tıkanması için çalışacağım" kafasında olan da çok.
***
İŞTE GERÇEK
Terör... Yılların sorunu... Dış destekli olduğu bir gerçek.
Ama... Sonunda herkes gördü ki... Türk devletiyle kimse baş edemez.
İç cephe sağlam olduğu sürece...
Yabancıların ve işbirlikçilerin yazdıkları senaryolar, geçmişte çöp sepetine atıldı.
Gelecekte de çöp sepetine atılacak.
***
BİLİYOR MUYDUNUZ?
Yıl 1991... Recep Tayyip Erdoğan, Refah Partisi İstanbul İl Başkanı.
Irak'ta... Saddam Hüseyin zulmü var... Kürtlere işkence ediliyor.
Saddam zulmünden kaçan Kürtler... Güvenli limana sığınıyorlar... Türkiye'ye... Güneydoğu'ya.
İşte o dönemde Erdoğan'ın söylediği sözler:
Kürt sığınmacılara her türlüyardımı yapacağız.
Yediğimizi, giydiğimizi onlarla paylaşacağız.
Ve... 31 Nisan 1991... İstanbul'dan yardım konvoyu yola çıkıyor... 10 kamyon... Yiyecek... İçecek... Giyecek... İlaç... Kürt sığınmacılara.
***
İKİ LİDER
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan... Ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli.
Terörsüz Türkiye... Devlet/millet projesinin iki mimarı.

Devlet Bahçeli... 1 Ekim 2024'te... Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde, DEM Parti'ye zeytin dalı uzatarak süreci başlattı.
Recep Tayyip Erdoğan... AK Parti'yi kurarken de... Başbakanlığı sürecinde de... Cumhurbaşkanlığı'nda da... "Sorunlar hepimizindir... Benim de sorunumdur" dedi... Sürekli olarak.

Örneğin... 29 Ekim 2008... AK Parti İstişare Toplantısı.
Kürsüde Erdoğan:
İlla her soruna bir ad koymak gerekmez.
Çünkü sorunlar hepimizindir.
Ama illa ad koyalım diyorsanız; Kürt sorunu da bumilletin bir parçasının değil, hepsinin sorunudur.
Benim de sorunumdur.
Sorunların parça parça adresi olmaz.
Bütün sorunlar; Türk olsun, Kürt olsun, Abaza olsun, Laz olsun. Bütün Türkiye vatandaşlarının ortak sorunudur.
***
İÇ CEPHE... NUTUK... BÖLÜM 12
Cumhurbaşkanı Erdoğan da... Devlet Bahçeli de... Sürekli olarak "iç cephe" vurgusu yapıyorlar... Çok önemli.
İç cephe, Atatürk'ün de gündeminin ve söylemlerinin önemli konusuydu.
Hatta... Büyük Nutuk'ta bile iç cepheden söz ediyor:
Asıl olan iç cephedir.
Dış cephe sarsılabilir... Değişebilir... Mağlup olabilir... Fakat bu durum hiçbir zaman bir memleketi, bir milleti yok edemez.
Asıl önemli olan, memleketi temeldenyıkan, milleti tutsak ettiren iç cepheninçökmesidir.
Meclis'in düşünüş biçimi, çalışması, vaziyeti düşmana ümit verici olmadıkça iç ve dış cephelerimizin yerinden oynamasına olanak ve olasılık yoktur.
***
NUTUK'TAKİ TÜRKÇE İLE
Atatürk'ün sözlerini günümüz Türkçesi ile paylaştık.
Dönemin Türkçesi... Nutuk'un ilk baskılarındaki Türkçe ile... Atatürk'ten bir cümle:
"Meclis'in zihniyeti, ef'ali, vaziyeti düşmana ümit-bahş olmadıkça, dâhili ve harici cephelerimizin yerinden oynamasının imkân ve ihtimali yoktur."
***
PENCERE
Terör... Yılların sorunu... Konuya sadece güvenlik penceresinden bakmamak lazım.
Olayın tarihsel, sosyal, kültürel ve ekonomik boyutları var.
Ekonomik dedik de aklımıza geldi... Cumhurbaşkanı Erdoğan, birkaç gün önce söylemişti:
"Terör, Türkiye'ye doğrudan, dolaylı ve fırsat maliyetiyle birlikte 2.3 trilyon doların üzerinde bir yük yüklemiştir."
***
ONLARI İNCİTMEYELİM
Şehitlerimizin aileleri... Anneleri, babaları, kardeşleri, yavruları... Milletimize emanet... Başımızın tacı.
Gazilerimiz... Kahramanlar, yiğitler... Bu vatan için kolunu, bacağını kaybedenler... Başımızın tacı.
Terörsüz Türkiye... Barış ve kardeşlik süreci... Bu dönemde siyasetçiler elbette konuşacaklardır.
Ama... Üsluba dikkat... Aman dikkat.
Siyasi iktidarı ve barış projesini eleştireceğiz diye, şehit ailelerinin ve gazilerin yarasını kaşımaya, kanatmaya gerek yok... Yanlış.
Kimse... Ateşin düştüğü yerdeki acıdan oy çıkarmaya kalkmasın.
Boşa gayret... Sinekten yağ çıkarmaya çalışmak gibi.