Türkiye'nin en iyi haber sitesi

YÜKSEL AYTUĞ

Sizin İran hassasiyetinizi yesinler!

Magazin dünyasının ünlüleri, İran'daki ayaklanmaya destek vermek için birbirleriyle yarışır oldu. Hepsini hayret etmeden ama onlar adına utanarak izliyorum. İçlerinde, en büyük sanatsal etkinliği sahnede neredeyse çıplak halde sandalye dansı yapmak olanlar da var. Sanmayın ki dertleri, baskı gören insanların özgürlüklerine kavuşmaları filandır. Onların meselesi, başörtüsü... İstiyorlar ki, herkes kendileri gibi sahnede affedersiniz k.çını başını özgürce (!) açabilsin. Belli ki, bir zamanlar üniversite kampüslerinin kuytularında hizmet veren ve kız öğrencilerin zorla başörtülerinden arındırıldığı (!) o "ikna odaları" kalplerinin en müstesna yerinde öylece duruyor. Zaten öyle olmasa, mensup oldukları şov dünyası bugün uyuşturucu ve fuhuşa boğazına kadar batmamış olurdu.

Asıl dertleri hak, hukuk, adalet, vicdan ya da özgürlük olsa, iki yıl boyunca Gazze'de işkence gören, tecavüze uğrayan ve en nihayetinde katledilen kadınlar ve çocuklar için iki satır paylaşımda bulunur, "Yanındayız Filistin" derlerdi. Ama aylarca suspustular. Hiçbirini Gazze protestolarında gören olmadı. Çünkü niyetleri asla üzüm yemek değildi. Şimdi hepsi "özgürlük havarisi" kesildiler.
Sevsinler sahte duyarlılığınızı...
Sizi gidi tatlı su devrimcileri sizi...


PAZAR EĞLENCESİ
Sosyal medyada rastladığım gerçek olayı sizin için alıntılamak istedim. Zira içinde kitaplar dolusu felsefe barındırıyor:
Fotoğraftaki kişinin ismi Kadir, yaygın adıyla "Mersedes Kadir." Akli dengesi yerinde değil ve bütün gün üstünde dolaştığı, önünde Mercedes arması olan sopayı "Mersedes'i" zannederek yaşıyor.
Buraya kadar tamam. Anlatmaya bayıldığım kısmı bundan sonra başlıyor: Koskoca bir şehir, Kadir'in "Mersedes hayalini" her şeyiyle sahiplenmiş durumda. Kadir trafik ışıklarında duruyor, arabasını park ediyor, diğer arabalar trafikte ona yol veriyor, ona göre park ediyor. Bütün şehir o "Mersedes"in farkında! Kadir, sopasını Mercedes servisine götürüyor, ustalara bütün ciddiyetleriyle arızaları anlatıyor, bir usta sopaya teyp takıyor, diğeri aynasını, armasını yeniliyor.

Sıkı durun; trafik polisleri yanlış yere park ettiğinde ya da "çok hızlı gittiğinde" Kadir'e ceza yazıyorlar, zamanı geldiğinde ise muayeneye gönderiyorlar! Bir koca şehir, Malatya, Kadir'in hikayesini onunla birlikte yaşıyor.
Bir delinin sopasına göre yaşayan şehirlerin, sopayla, sapanla, satırla birbirlerini kovalayan şehirlere dönüşmesini gördükçe bu hikaye çok hoş gelir insanın kulağına. Anlarsınız umarım.
Kadir'in başka bir hikayesi de hayli komiktir.
Kadir bir gün arabasını servise götürmüş ve sorunlarını söylemiş. Usta almış arabasını ve "İki gün sonra gel" demiş. Kadir iki gün sonra gelmiş. Usta arabanın daha olmadığını söylemiş. Kadir ertesi gün gitmiş. Usta yine olmadığını söylemiş. Kadir ertesi gün yine gitmiş. Usta arabanın hâlâ olmadığını söyleyince bizimki isyan etmiş: "Yeter artık ya, verin arabamı. Kaç gündür yürüyerek gidiyorum eve..."
(Mersedes Kadir, tüm akıllıları boynu bükük bırakıp 2020'de vefat etti. Yakında hayatı beyaz perdeye taşınacak)


Zap'tiye
Ekrem İmamoğlu için en güvenli yer cezaeviymiş gibi görünüyor!

Şeref kürsüsü
Samsun'da kar yüzünden kapanan trafik tabelalarını, sürücülerin güvenliğini düşünerek temizleyen 12 yaşındaki Kadir Emin Gürsoy ve onu yetiştiren ailesine koca bir helâl olsun!

Ne demiş?
"Adam kaynanasının çemkirmesini arabasına korna sesi yapmış. Yolda ambulanslar bile yol veriyor." (Komedi Medya'nın paylaşımı)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.