Dünya Kupası'nda sadece Milli Takım ile hüsran yaşamadık. Maçları TRT kanallarından anlatan spikerlerimiz de berbat performanslarıyla saç baş yoldurttular.
İşte Kupa'nın daha başında köşemize düşen spiker gafları:
İran - Yeni Zelanda maçını TRT SPOR'dan anlatan spiker Murat Çimen, karşılaşmanın hemen başında takımları ve futbolcuları karıştırdı. Tam 4 dakika boyunca İran'ı Yeni Zelanda, Yeni Zelanda'yı da İran diye anlattı. Hele yanlış futbolcuların yanlış hikayelerini anlatması tam bir skandaldı.
TRT SPOR'da Kanada - Katar maçını anlatan spiker Erdoğan Arıkan, sakatlık dolayısıyla oyunun durmasını "su molası" olarak yorumlayınca 1 dakika içinde 2 kez reklam arasına gidildi...

TRT 1'de İngiltere - Hırvatistan maçını anlatan spiker Cüneyt Ersan skor İngiltere lehine 3-2 iken "3-0" dedi. Tekrarlanan penaltı vuruşunda da önce "Hakem köşe vuruşunu kullanın diyor" deyip, sonra uyandı.
TRT 1'de Hollanda - Japonya maçını anlatan spiker Cüneyt Ersan, Hollandalı Gakpo'nun vuruşunun Japonya kalecisi Suzuki tarafından kurtarıldığını söylemek isterken "Suzuki'nin vuruşunda top kornere gidiyor" deyiverdi.
Bir garabet de voleyboldan:
TRT SPOR'da Türkiye - Belçika kadınlar voleybol maçını anlatan spiker Faruk Mutkan, Belçika'ya "Brezilya" dedi.
Belli ki Milli Takımımız gibi milli spikerlerimiz de turnuvaya iyi hazırlanmamıştı.
Dünya Kupası başladığında bu köşeden deneyimli spikerlerin neden kızağa çekildiğini sorgulamış ve eleştirmiştim. Sağ olsunlar, görev alan spikerler beni doğrulamak için adeta birbirleriyle yarıştılar.
Milli Takım neleri yıktı?
Sadece dünyanın dört bir yanındaki 100 milyon Türk'ün umutlarını yıkmadılar. Dünya Kupası'nın henüz ikinci maçında elenmeyi garantileyip, futbol topunun etrafında dönen koca bir ekonomiyi de dümdüz ettiler.
Milyonlarca dolarlık yatırımları boşa çıkan reklam dünyası şokta. Dünya Kupası boyunca rezerve ettikleri reklam kuşaklarında hâlâ Milli Takım'ı destekleyen "Ver coşkuyu" reklamları dönüyor. İnsan izledikçe kahroluyor.
TRT'nin de hayal kırıklığı zirvede. Zira Türk Milli Takımı'nın en az çeyrek finale kadar yürüyeceğini ümit ediyorlardı. Onların da reyting ve reklam geliri hayalleri suya düştü.
Zordaki tekstil piyasasının da umudu Ay-yıldızlı takımımızdaydı. Tişörtünden, eşofmanına, bayrağından, flamasına kadar Dünya Kupası için büyük yatırım yapan firmalar vardı. Perişan oldular.
Maç yayınlarını dev ekranlara taşıyıp müşteri avına çıkan kulüpler, restoranlar, kafeteryalar da büyük hayal kırıklığı yaşadılar.
Türkiye'nin erkenden elenip dünya çapındaki müthiş bir turizm/tanıtım fırsatını kaçırması da cabası.
Özetle, golleri yiyen sadece kalecimiz Uğurcan Çakır değildi...

Bizi onlar hak ediyor
Hiçbir zorluğa direnç göstermeyen, geri düştüğünde skora isyan etmeyen, reaksiyon göstermeyen, mental dayanıklılığı pamuk ipliğine bağlı, baştan pes eden, milli duygularını kendine yakıt eylemeyen, ikinci sınıf mafya bozuntusu yöneticilerin elinde oyuncak olmuş, ay-yıldız yerine imajını "başının üstünde" tutan milli futbolcularla bundan böyle işim olmaz. Ben artık spordaki branşımı seçtim: Voleybol...
Bana Almanya karşısında ilk iki sette 2-0 geriye düştükten sonra "Biz bitti demeden bitmez" diyerek maçı 3-2 kazanan Kadın Voleybol Milli Takımı'ndaki ruh ve inanç lazım. Helal olsun Filenin Sultanları... Bu milli seyirciyi sadece siz hak ediyorsunuz.
Ne demiş?
İran - Yeni Zelanda maçını anlatırken 4 dakika boyunca takımları karıştıran spiker Murat Çimen için Paraguay mağlubiyetinden sonra atılan tweet: "Keşke maçı sen anlatsaydın, hiç olmazsa gole sevinirdik."

Gaf kürsüsü
Bir internet fenomeni, canlı yayında güzellik filtresi çökünce 140 bin takipçi kaybetti.
Zap'tiye
Dünyada futbola bu kadar zaman, para ve enerji ayırıp da bu kadar başarısız olan bizden başka ülke yok!