İsmi öğrenilemeyen bir kadın, 65 yaşındaki Ahmet Gökçebay'ın Galata Köprüsü'nde olta ile tuttuğu 2,5 kilo balığı denize döktü, iyi mi?
Balıkların parasını vereceğini söyleyen kadın, "Ben veganım. Hayvanları yemeyin. Balıktan para kazanma hakkını nereden buluyorsunuz?" dedi ama parayı da ödemeden gitti.
ATV muhabirinin o an orada olması da balıkçı amca-vegan abla tartışmasını ülke gündemine taşıdı.
Balıkçı amcaya "Sana bir çakacağım", "Çok zırlıyorsun" ve "Kafayı yedin herhalde" diyen vegan abla, B12 vitamini eksikliği çekiyor da olabilir!
Tartışmanın şu bölümü evlere şenlikti:

Amca: "Balıklarımı niye attın"
Kadın: "Senin balıkların değil abi."
Amca: "Kimin balıkları, hayda!"
Kadın: "Balıkların hayatına müdahale ediyorsun. Hayvanları yemeyin, alternatif üretin."
Kadın aslında tümdengelim mantıkta bir noktada haklı.
Teorik olarak; balıklar kimsenin değil, onların da bir hayatı var!
Döner, köfte, tavuk çorbası vs. olarak soframıza gelen her canlının bir hayatı var ama besin piramidinde güçsüz olan güçlü olanın protein kaynağına dönüşüyor!
"Bitkilerin de bir hayatı var" dersek, insanoğlu açlıktan ölür o zaman!
'Pluribus' dizisinde uzaylılar meseleye şöyle bir çözüm bulmuştu; uzaylılar tarafından beyinlerini ele geçirilen insanlar, hayvan, insan, böcek vs. hiçbir canlıyı öldürmüyor.
Hiç suç işlenmiyor, her şey kolektif bilinç sayesinde çözülüyor.
Ve farklı nedenlerle ya da kendiliğinden ölen insanlar, hayvanlar vs. ziyan olmasın diye protein tozuna dönüştürülüyor!
Belki vegan abla böyle bir alternatif arıyor ama o da dizilerde oluyor!
Vejetaryenliği sağlıklı bir beslenme alışkanlığı olduğu için severim, veganlığı aşırı bulurum ama onlara da hayvanlara zulüm edilmemesi noktasında hak veririm.
Ancak başkasının ne yiyeceğine karışmak, kendi beslenme tarzını dayatmak başka bir şey!
***
ŞANS OYUNU OYNAYANLARIN KREDİ NOTU DÜŞECEK Mİ?
Kumar oynayanların sayısı giderek artıyor. Kumarın Türkiye ekonomisine yıllık maliyeti 40 milyar dolar.
Devletin özellikle yasa dışı bahis ve kumar oyunlarına karşı gösterdiği mücadeleyi takdirle karşılıyorum.
Son önlem olarak üç kamu bankası, mobil bankacılık başta olmak üzere şans oyunları sitelerine para aktarılan sekmelerini kaldırdı.
Ayrıca şans oyunları sitelerine para aktaran kişiler "kumar bağımlısı" olarak değerlendirilerek bankalara yaptıkları kredi başvurularında kredi notları düşecek ve talebin olumsuz neticelendirilme oranı artacak. Özel bankalarda şimdilik böyle bir karar alınmadı. Bence bu artıları ve eksileri olan çok tartışmalı bir karar. Şans oyunu tanımına; milli piyango, altılı ganyan ve iddia da giriyor.

Devlet şans oyunları için ihale düzenliyor, vergi alıyor, kazancın bir bölümü maliyeye kalıyor, sosyal yardımlar vs. için harcanıyor.
Devletin izniyle çalışan şans oyunu şirketleri paranın yasa dışı şans oyunlarına yönelmesini azaltıyor, büyük vergi gelirleri sağlıyor.
Ayrıca şans oyunları için bir para aktarımı 15-30 TL vs. tutsa da bankalar online işlemlerden büyük gelir elde ediyor. Bu karar devletin izin verdiği, yasal şans oyunlarını oynayanların kredi notunun düşürülmesi garip bir durum ortaya çıkarır.
Tuttuğu takıma totem yapmak için yasal bahis oynayanlar bile var!
Yılbaşında "Ya çıkarsa" diye hayal kurmak için milli piyango biletini online siteden alan milyonlar var!
Milli piyangonun sitesinde birçok farklı şans oyunu da var!
Aslında bankalar bir süredir yasal sitelerde olsa da sürekli bahis ve şans oyunlarına normalin üstünde para yatıranları 'kara listeye' alıyor, kredi limitini düşük tutuyor ama bunu resmi olarak açıklanmıyordu! Arada sırada yasal bahis, altılı ganyan ya da milli piyangonun şans oyunlarını oynayanların bile kredi notunun düşürülecek olması garip bir durum! Hepsini geçtim, insan hayal ve umut eden bir varlıktır!
Kendini kontrol edebilen, dozu aşmadan şans oyunları oynayan insanları da kumar oynuyor listesine almak, kredi notunu düşürmek çok tartışmalı bir karar! Bu karar, insanları yasa dışı bahis, kumar oynamaya, yasal şans oyunları oynamak için başkalarının banka hesaplarını kullanmaya bile teşvik edebilir ve bu da başka sorunlar doğurur! Bu kararın haberlere yansımamış farklı detayları olduğunu umut ediyorum.
***
PARA ATMAK PARALI OLDU!
İtalya'nın başkentine gidenler, mutlaka Roma'nın simge yapılarından olan ve Aşk Çeşmesi olarak bilinen Trevi Çeşmesi'ne de uğrar.
Bu çeşmede fotoğraf çektirmek, şans getirsin diye para atmak küresel bir geleneğe dönüşmüştü.
Roma Belediyesi geçtiğimiz hafta hem karmaşayı azaltmak hem de ek gelir elde etmek için Trevi Çeşmesi bölgesine girişi paralı (2 euro) yaptı.
Böylece çeşmeye para atmak bile resmen paralı oldu, iyi mi?

Turistlerin çeşmeye attığı bozuk paralardan yılda 1,5 milyon euro gibi bir gelir elde ediliyordu.
Şimdi para atmak için ödenecek paralardan da yılda 6,5 milyon Euro kazanılacak!
Elbette 6,5 milyon euro Roma'nın elde ettiği turizm gelirinin yanında çok küçük bir rakam. Roma, Londra ve Paris'ten sonra Avrupa'da en çok ziyaret edilen üçüncü şehir.
Yılda ortalama 7-10 milyon turisti ağırlıyor. Bu sayı kutsal yıllarda ikiye katlanıyor!
Roma'yı görülecek şehir yapan etkenler de Trevi Çeşmesi'ne, Kolezyum, Vatikan gibi tarihi eserler. Trevi Çeşmesi'ni özel yapan da muhteşem heykellerden oluşması!
Yani alt tarafı bir heykel deyip geçmemek gerek! Vakti zamanında yapılan heykeller, yapılar ve sanat eserleri birçok ülkenin geçim kaynağına dönüşüyor.
Mimarı, sanatçıyı, heykeltıraşı desteklersen uzun vadede kazanırsın!
***
Altyazı
"Sizi yolculuğa çeken yolun sonu değil, yolun kendi de olabilir. Belki sadece gitmeyi seviyorsunuzdur." (On The Road)
