2025 verilerine göre Türkiye nüfusu 86 milyon 92 bin 168 kişi oldu.
İstanbul'un nüfusu ise 15 milyon 754 bin 053'e yükseldi.
Türkiye'de kilometrekareye 112 kişi düşerken İstanbul'da 2 bin 943 kişi düşüyor.
Türkiye nüfusunun yüzde 18,3'ünü İstanbul'a sığdırmayı başarmışız!
İstanbul, nüfus olarak 131 ülkeyi geride bıraktı, iyi mi?
Asıl ilginç olan ise; İstanbul'un kendi içinde yeni bir ülkeyi ortaya çıkarması.
Esenyurt ilçesi 1 milyon 3 bin 905'lik nüfusu ile Lüksemburg (684.770), Karadağ (627.568), Malta (548.210), İzlanda (400.877), Grönland (55.679) gibi ülkeleri geride bıraktı.

Eskiden aksiyonun hiç bitmediği Esenyurt için 'Esencılıs' esprisi yapılırdı.
Belki de yeni adı The United Esenyurt olmalı!
Esenyurt, Suriyeli, İranlı, Iraklı, Afrikalı, Özbek, Uygurlu vs. birçok ülkeden ve ırktan insana da ev sahipliği yaparak Türkiye'nin Birleşmiş Milletleri oldu!
En çok gelir üreten, vergi veren, Türkiye'yi sırtında taşıyan İstanbul halkı ise hak ettiği hayatı sürdüremiyor!
Günde iki-üç saati trafikte geçiyor.
Günlük 1-2 milyon turistle birlikte bazı semtlerde adım atacak, araba park edecek bile yer bulunamıyor.
İstanbullular, trafik, kalabalık, hava ve gürültü kirliği gibi kronikleşmiş sorunlarla boğuşuyor!
Ve tüm sorunlarına rağmen nüfusu sürekli artıyor!
Daha ne kadar büyüyecek acaba?
İstediğiniz kadar altyapıya, ulaşıma vs. yatırım yapın kilometre kareye 3 bin kişinin düştüğü bir şehirde trafik, kalabalık, kirlilik vs. çözemezsiniz!
***
ÇİZGİ NASIL ÇİZİLİYOR GÖRELİM
Önceki gün medya Rizespor-Galatasaray maçındaki hakem ve VAR kararlarıyla çalkalandı. Osimhen'in kontrolsüz faul sebebiyle sarı kart görmesi doğru karardı. Ancak karttan sonra hakeme karşı agresif vücut dili kullandı ve bu tavrını maç boyunca devam ettirdi!
Benzer tutumlarda başka futbolculara çok rahat ikinci sarı kart gösteren hakemler, karşılarında Osimhen olunca kart göstermekten korkuyorlar mı?
Galatasaray'ın birinci golünde Barış Alper kafayı vurduğu anda Osimhen şeklen ofsaytta ve rakibiyle mücadele halinde.
Ayrıca kaleciyi de etkiliyor.

VAR bu pozisyonda devreye girmeliydi, pozisyon net ofsayt ama gol verildi.
Aynı yorumu başta Fırat Aydınus olmak üzere birçok hakemden duyduk.
Durum 0-1 iken Rizespor'un attığı beraberlik golü ofsayt gerekçesiyle iptal edilince VAR'dan kesin döner dedim. Çünkü saha çizgisinden de net bir şekilde Rizesporlu futbolcunun arkada olduğu görülüyordu.
20 saniye içinde çabucak bir karar verildi ve daha sonra yarı ofsayt sisteminin görüntüsü ekrana yansıdığında Abdülkerim'in normalde sağ ayağı öndeyken VAR'da ekrana gelen görüntüde sol ayağı önde gözüküyor.
Birinde diz kırık diğerinde düz!
Bu pozisyonda işin içinden çıkmak zor çünkü topa temas anı, saliselik ve milimetrik bir an! Ekrana yansıyan bir saniye genelde 24 kareden oluşuyor.
Normal ekran yayınında pozisyon ofsayt değil ama VAR'dan ofsayt kararı çıkıyor.
Güya yarı otomatik sistem kullanılıyor ama topun temas anını onaylayan yine VAR hakemi oluyor!
Kamuoyu artık yarı otomatik ofsayt sisteminin topa dokunma anını belirlemesine güvenmiyor. Çipli top sistemini devreye sokalım. TFF para ayıramam diyorsa, kulüpler bu maliyeti üstlensin.
Bu bile yapılamıyorsa ofsayt çizgisinin VAR Operatörü tarafından çizildiği anlar, anlık olarak yayına verilsin!
O çizgi nasıl çiziliyor görelim!
***
TEKNOLOJİ ARKADAŞLARIN YERİNİ ALDI
Sosyal medyada rastladım bu görsele... Eskiye göre arkadaş çevrenizin daraldığını hissediyor musunuz?
Teknoloji yaşamımızı kolaylaştırırken, yalnızlığı da artırıyor.
Sosyal medyaya takılıp, dijital oyunlar oynayıp, tek başınıza spor salonuna gidip, akşam bir dizi izleyip, biraz da ChatGBT ile sohbet edince canınız sıkılmıyor, yalnız hissetmiyorsunuz!

Sosyal medya ve dijital platformların hayatımıza bu kadar girmediği 2015 öncesi omuzlarımızda arkadaş eli, ruhumuzda tatlı sohbetlerin verdiği keyif daha fazlaydı.
Şimdi ise arkadaşa ihtiyaç duymadan vakit geçirecek birçok seçenek var ama fazla ekrana bakmaktan omuz ağrısı çekiyoruz, gözler miyop ve kambur bir duruşumuz var.
Zahmetsiz ve daha kolay vakit geçirebilmek için nesneleri ve sanal dünyayı tercih ettiğimizden beri artık daha yalnızız!
Bu gidişle 10-15 yıl sonra yapay zekayla hareket eden robot arkadaşlarımız olacak!
***
UYUYAMIYORSAN AYAĞINI ÇIKAR
Gece yatıktan sonra uyuyamamak ve strese girmek kötü bir deneyim. Bu sorunu ortaya çıkaran fazla kafein tüketimi, yeme alışkanlıkları ve günlük hareket düzeyinin azlığı gibi birçok faktör var.
Northumbria Üniversitesi'nin araştırmasına göre, vücut soğumaya başladığında beyne 'dinlenme vakti geldi' sinyali gönderdiği ortaya çıktı.
Ancak ağır ve kalın battaniyeler bu doğal soğuma sürecini engelleyerek uykuya geçişi zorlaştırabiliyor.

Vücudun kendi iç radyatörü gibi çalışan ayaklar ise bu noktada kritik bir görev üstleniyor.
İnsan ayağı, kanı hızla soğutabilen özel damar yapılarına sahipmiş.
Bir ayağınızı veya bacağınızı battaniyenin dışına çıkardığınızda, bu damarlar serin havayla temas ederek genişliyormuş. Soğuyan kan vücudun geri kalanına yayılarak çekirdek sıcaklığını verimli bir şekilde düşürüyormuş.
Özetle uykuya dalamıyorsanız bir ayağınızı yorgandan ya da battaniyeden dışarı çıkarın.
Bu basit hareket biyolojik uyku saatinizi hızlandırıyormuş.
***
Altyazı
"Ben Tevrat'la büyüdüm. Karım Kur'an'la. En büyük oğlum ateist. Kızım ise Hinduizm öğreniyor. Oturma odamda neredeyse dinler savaşı yapılacak kadar yer var ama hepimiz 'yaşa ve yaşat'ı uyguluyoruz." (The Man From Earth)
