Çin, üniversitelerde sanat, beşeri bilimler ve dil alanları başta olmak üzere tam 12 bin bölümü kaldırdı.
Amaç teknoloji odaklı programlara öncelik vererek üniversiteleri, yapay zekânın şekillendireceği yeni ekonomiye geçişe uyumlu hale getirmek.
İşte Çin'de en çok kapatılan bölümler:
■ Yönetim ve İdari Bilimler, Kamu Yönetimi ve Kamu İşleri Yönetimi, Pazarlama (Marketing) Lojistik Yönetimi ve İnsan Kaynakları Yönetimi.
■ Görsel ve Endüstriyel Tasarım, Fotoğrafçılık ve Çizgi Roman / Animasyon, Radyo, Sinema ve Televizyon Yönetmenliği / Yayıncılık.
■ Mütercim-Tercümanlık (Çeviribilim), Gazetecilik ve Reklamcılık, Sosyoloji ve Siyaset Bilimi.
Elbette kapatılan bölümleri biraz da Çin'in özelinde değerlendirmek gerekiyor!
Örneğin Çin'i tek bir siyasi parti Çin Komünist Partisi (ÇKP) yönetiyor.
Halk doğrudan liderini seçemiyor!

Politbüro içindeki 7 kişilik "Daimi Komite" kararları alıyor ve kendi aralarından birini lider seçiyor!
Bu yedi kişi namuslu, dürüst ve vatansever ise sistem süper işliyor!
Böylece 1 milyar 400 milyon insan siyasete bir saniye bile enerji harcamıyor! O yüzden siyaset bilimine gerek duymuyorlar! Çin'de Kamu Yönetimi de hızla yapay zekâ algoritmalarına devrediliyor!
Akıllı şehirler, sosyal kredi sistemi, vatandaşların taleplerini yapay zekâ ile analiz eden veri merkezleri sayesinde devlet bürokrasisi devasa bir yazılıma dönüşüyor.
Normalde idari birimler; verileri toplar, raporlar hazırlar ve bu raporlara dayanarak üst yönetime karar önerileri sunar. İşte yapay zekâ tüm bu döngüyü ışık hızında kısalttı.
Anında çeviri yapan tercümanlara, görsel endüstriyel tasarım yapanlara, fotoğrafçılara, animasyon işleriyle uğraşanlara, reklam tasarlayanlara vs. de zamanla ihtiyaç kalmayacak.
Eğitimde de büyük değişimler yaşanıyor.
Örneğin Çin'in Hefei şehrindeki bir ilkokulda "Xiao An" adlı insansı bir robot, fen bilgisi dersinde öğretmenle yan yana "yardımcı öğretmen" olarak derslere giriyor şu an.
Çin'de geleceğin öğretmeni, ders anlatan bir figür değil, yapay zekânın önlerine çıkardığı verileri okuyup çocuklara liderlik eden birer yöneticiye dönüşüyor.
Hukuk sistemi de değişiyor.
'Xiao Zhi' adlı yapay zekâ sistemi, hâkimlerin karar mekanizmasını büyük ölçüde kontrol ediyor ve yönlendiriyor.
Hangzhou, Pekin ve Guangzhou'daki internet mahkemelerinde e-ticaret, telif hakları ve dijital borçlanma davaları tamamen online görülüyor.
İnsan hâkimin bir saate bitireceği bir borç davasını "Xiao Zhi" sistemi birkaç dakikada karara bağlıyor!
Bunlar gibi daha birçok örnek var!
Kapatılan 12 binden fazla bölümün yerine ise Yapay Zekâ, Robotik, Akıllı Şebeke Mühendisliği, Veri Bilimi ve Mikroelektronik gibi alanlarda 10 binden fazla yeni bölüm açıldı.
Yapay zekâya uyumlu ekonomik modele geçiş yazmakla bitmeyecek hayati bir konu.
Türkiye'nin bu treni kaçırmaması için Yükseköğretim Kurulu (YÖK) hızlı ve radikal kararlar almalı!
***
YAPAY ZEKAYA GÖRE MESLEK SEÇİLMELİ!
Üniversiteye gidecek öğrenciler artık yapay zekâyı hesaba katarak bölüm seçmeli!
Küresel analizler üniversite mezunları arasında yapay zekâ okuryazarlığı olmayan kişilerin işsizlik oranının kısa vadede yüzde 25'e kadar tırmanabileceğini öngörüyor.
Türkiye ölçeğinde, beyaz yakalı istihdam piyasasının yapay zekâya adaptasyon hızı göz önüne alındığında bu riskin yüzde 40'ı bulabileceği hesaplanıyor.

Bunlar korkunç rakamlar!
Sadece 15 yıl önce bilgisayar programcılığı ve web tasarımı en gözde mesleklerdi.
Şimdi yapay zekâdaki gelişmeler bu iki alanda uzmanlaşan insanların yüzde 55'ini işsiz bırakacak!
İdari birimler, muhasebe ve tercüme alanlarında işsiz kalma riski ise yüzde 40-50 arasında!
Hukuk ve psikoloji alanlarında bile işsizlik yüzde 20 artacak!
Bunlar gibi daha birçok alan var!
Türkiye'de şirketlerin yapay zekâyı iş süreçlerine entegre etme oranı henüz yüzde 19 seviyesinde!
Bu durum kısa vadede birçok mesleği koruyor ama asıl tehlike de burada başlıyor!
YÖK ve şirketler yapay zekâ dönüşümüne ayak uyduramazsa ki, yüzde 19 oranı bunu gösteriyor!
Bundan beş yıl sonra üniversitelerden mezun olacak öğrencileri daha zor bir piyasa bekliyor olacak!
Tren kaçarsa gelecekteki 5-10 yıl içerisinde bizim üniversite mezunları küresel pazarda rekabet edemeyebilir.
Bu gecikme düşük ücret sarmalına sıkışmış bir işsizler ordusu yaratabilir!
***
TÜRK DEĞİL, AFRİKALI FUTBOLCU YETİŞTİRDİK!
Milli Takım, Dünya Kupası'nda ilk iki maçta yüzde 70 topa hakim oldu, kaleye 62 şut çekerek rekor kırdı ama gol atamadan elendi!
Avustralya karşısında yenilgiyi getiren senaryonun Paraguay maçında da yaşanması Montella'nın hatalarından da ders çıkarmadığını gösteriyor.
Bizim top hâkimiyeti odaklı futbolumuz bal üretmeyen arı misaliydi.
Derinlemesine koşular ve hatları aşacak hareketlenmelerden yoksunduk!

Topu kanatlara açarak oyunu genişletmeye ve 1'e 1 pozisyonları zorlamaya çalıştık ancak Barış Alper formsuzdu, Kenan Yıldız da sakatlıktan yeni çıkmıştı! Montella'nın takımlarında düzenli oynamayanları kadroya alması, hazırlık sürecini kötü geçirmesi gibi daha birçok hatası var.
Ancak "İki maçta 65 şut var, kader bizden yana değildi" açıklaması bile onunla devam edilmemesi için yeterli!
Bu hezimeti kaderle açıklamak kolaya kaçmaktır!
80 milyonluk ülkeden bir santrafor bile çıkmaz mı?
Futbolun çamurlu sahalarda oynandığı dönemlerde bile bu ülkeden büyük golcüler çıkmıştı!
Yabancı kuralının Türkiye'yi Afrikalı gençleri yetiştirme havuzuna dönüştürdüğü de artık görülmeli!
***
Altyazı
"Bizim millet olmaz demeyi çok sever, olmayınca da sevinir dediğim çıktı diye." (Ekşi Elmalar)
