Genelde taksileri UBER, BiTaksi gibi uygulamalardan çağırıyoruz artık...
Yol kenarında beklemek zorunda kalmıyoruz... Yolculuktan önce ödeyeceğimiz parayı tahmini olarak görüyoruz...
Bunların hepsi müşteri açısından avantaj ama bu hizmetin de bir karşılığı var!
E-lisansla çalışan bazı uygulamalar yolculardan yüzde 25'e varan oranlarda komisyon alıyor ama bunun farkında olmuyoruz!
Aynı kesinti taksi şoförlerine de uygulanıyor!
Kredi kartı ödemelerinde ayrıca bankaların aldığı komisyon var!
Güzel kazanç değil mi?
Özellikle UBER'e yönelik birçok şikâyet var.

Sistem bazen daha kısa yollar yerine, daha uzun yollardan gitmenize neden oluyor... Şoförler bazen nakit ücret talep ediyor.
Müşteri dalgın olursa hem uygulama üzerinden hem de nakit ücret ödemiş oluyor...
Taksicilere göre UBER'in aldığı hizmet bedeli olması gerekenden yüksek!
İşte bu noktada İstanbul Taksiciler Esnaf Odası Başkanı İsmet Dalcı, Singapur modeli örnek alınarak geliştirilen yeni taksi çağırma uygulamasının test aşamasında olduğunu ve yaklaşık bir ay içinde kullanıma sunulacağını açıkladı.
Dalcı yeni sistemde yolculardan taksimetre ücretinin üzerinde herhangi bir ek ücret alınmayacağını söylüyor.
Uygulamanın sürdürülebilirliği için sürücülerden de düşük oranlı komisyon ya da abonelik ücreti alınması planlanıyormuş.
Yeni sistemle İstanbul'daki taksilerin mevcut yüzde 48 seviyesindeki verimliliğinin yüzde 90'a çıkarılması hedefleniyor.
Dalcı'ya göre bu hedefe ulaşılması halinde yılda 62 milyon litre yakıt tasarrufu sağlanacak, yaklaşık 1,5 milyon metreküplük karbon salınımı önlenecek ve trafikte saatte 25 bin araç azalacak.
Kulağa hoş gelen veriler bunlar ama önemli olan pratikte uygulanması!

ÇÖZÜM GÜNEŞ PANELİ VE ISI POMPASINDA!
İran'daki savaş, petrol ve doğalgaz fiyatlarını artırınca düşme eğiliminde olan enflasyon ani frene bastı! Benzin ve doğalgazda dışarıya bağımlı olduğumuz için ekonomi, küçük bir siyasi kriz ya da savaştan bile etkileniyor!
Tasarruf denince akla ilk gıda israfı ve boşa akan su geliyor. Evet, bunlar da önemli ama daha önemli olan enerjide tasarruf etmek. Biz daha güneş panellerini küçük hanelerde yaygınlaştıramadık Avrupa güneş panellerini yaygınlaştırmayı bitirdi; ısı pompasına geçti! Enerjiyi havadan, sudan veya topraktan alarak sıcak ya da soğuk havaya dönüştüren ısı pompalarından geçen yıl 21 Avrupa ülkesinde yaklaşık 3 milyon adet satıldı.
Böylece Avrupa'daki toplam ısı pompası sayısı 29,3 milyona ulaştı.
Yeni bir analize göre, kıta genelindeki ısı pompaları, 200'den fazla tankerin taşıdığı sıvılaştırılmış doğal gaza (LNG) eşdeğer miktarda ısı sağlıyor.

Bu sayede Avrupa, sadece 2025 yılında 9,7 milyar Euro'luk ithalat maliyetinden kurtuldu. Ülkemizde yenilenebilir enerjide büyüme yüksek ama bu enerji şirketleri bazında gerçekleşiyor. Enerji şirketleri güneşten, rüzgârdan vs. elde ettiği elektriği yine aynı fiyata satıyor!
Sanayi ve konutlarda kullanılan elektriğin fiyatının yüksek olması enflasyonu artırıyor!
Oysa sanayide ve konutlarda güneş paneli ve ısı pompası kullanımını yaygınlaştırsak...
Avrupa'daki gibi her hane kullandığı enerjinin büyük bölümünü yenilenebilir enerjiden sağlasa hem faturalar düşecek hem de enflasyon!
Kuzey Denizi'nden her gün 2 milyon varil petrol çıkaran Norveç'te her bin hane başına 650 ısı pompası düşüyor. Norveç bu alanda Avrupa'nın lideri!
Türkiye'deki toplam hane ve bina sayısı göz önüne alındığında ise ısı pompası kullanım oranı yüzde 1 bile değil, yaklaşık yüzde 0,3!
Petrol zengini Norveç bile ısı pompasını yaygınlaştırıyorken biz neden bu alanda gerideyiz?
Türkiye'de sadece konutların yüzde 50'sinde güneş paneli ya da ısı pompası kullanılsa her yıl 4.5 milyar dolar tasarruf ederiz.
Maddi kazancın ötesinde, petrol ve doğalgaza olan bağımlılığımız azalır, karbon salınımı düşer, solunan hava daha temiz olur vs..

SİVRİSİNEK KÂBUSU BAŞLADI
İstanbul'un bazı bölgelerinde sivrisinekler artık gündüzleri de ısırıyor!
Bunlar istilacı Asya Kaplanı sivrisinekleri! Dere kenarlarında ve sulak mahallelerde hızla yayıldılar.
Asya Kaplan sivrisineklerinin ısırdıkları yerde su toplanıyor ve sonra burası büyük iltihaplı yaralara dönüşüyor.
Bu türün tükürüğündeki zehir bazen şiddetli alerjilere yol açıyor.
Isırılan bölge kaşınınca tehlike daha da artıyor.
Tırnak diplerinde bekleyen bakteriler bu açık yaralardan içeri sızarak su toplayan, akıntılı ve ciddi enfeksiyonlu tablolara neden oluyor.
Sivrisinekle mücadelenin en kritik dönemi ilkbahar.
Kıştan kalan veya ilk sıcaklarla canlanan larvaları suyun içinde yok etmeniz için mart sonu ve nisan başı kritik dönem.
Eğer bu aylarda etkin ilaçlama yaparsanız yazın rahat edersiniz.
Bizde belediyeler ne yazık ki bahar aylarında etkin ilaçlama yapmıyor.
Yazın sivrisineklere isyan edilince de panikle her gün araçla ilaçlama yapılıyor.
Ama bu ilaçlamanın pek faydası olmuyor! Her yaz aynı filmi izliyoruz!
Belediye kaynakları altyapıya, sivrisinekler gibi çevresel sorunları önlemeye harcansa insanlar rahat edecek.
Sosyal medya belediyeciliği icat edildiğinden beri birçok belediye asli işlerini yapmıyor.
Birçok belediye yardım kampanyaları ve bağışlarla göz boyuyor!

Altyazı
"Hayat bir film değil. Herkes yalan söyler. İyi insanlar kaybeder ve aşk her şeyi fethetmez." (Swimming With Sharks)