Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Bizim düşünürlerin ve bazı ilahiyatçıların en zayıf noktası budur. Gayrimüslim düşünürlerin, 'la ilgili eleştirel bakışından etkilenip, bu görüşleri kendi görüşleri gibi takdim etmek. Bunu da objektif bakış açısı iddiasıyla savunuyorlar. Oryantalistlerden din öğreniyorlar. Onların fitnelerini İslam ümmeti arasında yayıyorlar.
Öncelikle objektiflik ile akılla bakmak ve şartlanmışlık arasında ciddi bir fark olduğunu belirtmek lazım. Bir dine mensup olan kişi, iman eden bir insan iman ettiğine teslim olur. Bu teslimiyet olmadan mümin olamaz. Şimdi ahiret, cennet, cehennem gibi fizik ötesi âlemle ilgili Kur'ani beyanları kabul etmeyen iman etmiş olur mu? Burada objektiflik işlemini nasıl işletecek. İman ettiği kitapta anlatılanı aklına soracak, aklı yok derse iman etmeyecek. Bunu da bilim adamı tavrıyla izah edecek.
İman etmekle akıl etmek, tefekkür etmek, şartlanmamak ayrı şeylerdir. Aklı olmayanın dini de olmaz sözü; akıl hastaları için konulmuş bir kriter değil elbette.
Ancak bizdeki görüntü bu ölçekte makul bir kopyacılık dahi değildir. Körü körüne bir taklit var. Nasr ebu Zeyd, Ebu Reyye, Hasan Hanefi, Ferec Fude ve benzeri zevatın bazı hususlardaki akıl tutulması fikirleri, Kur'an'a tarihsel bir pencereden bakışları, hatta bazı ayetlerden şüphe etmeleri, bazı sahabe hakkındaki bilimsel çalışmaları hiçleyen ve iftira mahiyetindeki değerlendirmeleri bu ümmete mensup olan birer din âlimi vasfıyla örtüşebilir mi?
Bu ümmetin içinden çıkan bazı ilahiyatçıların ciddi bir iman krizinde olduklarını ibret ve üzüntüyle müşahede ediyoruz. Neye inanacaklarının, nasıl inanacaklarının, öğrencilerine nasıl bir miras bırakacaklarının farkında olmadan geçip gidiyorlar. Hem kendilerini ve hem de kendilerini dinleyenleri inanç hezeyanına savuruyorlar.
Klasikleşmiş ve ama ileride de çok sorulacak şu soruyu maalesef biz de sormak zorundayız: Hangi din doğru? Oryantalistlerin ve İslam coğrafyasında siyasal-sosyal savrulmalarla en kötü dönemini yaşayan halkları, diniyle sorgulayan modernistlerin takdim ettikleri dini mi?
Bu geçiş döneminin sihrine ve kompleksine kahredici bir teslimiyetle teslim olmuş kişilerin takdim ettikleri sorunlu, kompleksli, inkârcı, benmerkezci, hormonlu dini mi doğru, yoksa; Kur'an ve sahih sünneti merkeze koyup ümmetin bin yıllık mirasını, ahlakını, fıkıh, akıl, hikmet ve edebi harmanlayan komplekssiz dini mi doğru?
Seçkinlerin, iman edeceğine taksit taksit iman edenlerin, aklının almadığını hurafe kabul eden ve mensup olduğu ümmetten ve coğrafyadan her gün biraz daha uzaklaşan şımarıkların takdim ettikleri din mi doğru din?
Önce Ebu Hureyre (r.a.) gibi sahabeyi, Hz. Aişe (r.a.) gibi erişilemeyen muhteşem hayatları, sonradan sahabenin genelini, sonra İmam Buhari gibi her sokak, ev ve caddede konuşulan Resulullah'ın hadis mirasını zapt altına alan ilim erbabını gözden düşürmeye çalışan ve sonra da "şu ayetler Kur'an'dan silinmeli" diyen iman, hikmet ve kültür hırsızlarına karşı durmak elzem değil mi?
Batılıların en insaflıları dahi Hz. Peygamber'den (s.a.v.) şüphe ve rahatsızlık içinde değiller mi? Bu zevatın kitaplarını terceme etmek, yaymak, okunur kılmak, onlara biat derecesinde öğrencilik yapmak kişide Müslümanlık emaresi bırakır mı?
Ya bizimkilerin! İçimizdeki oryantalistlerin; Bu yüksek voltajlı kompleks, aşağılık duygusu ile Hz. Peygamber'e (s.a.v.) ve sahih hadislere karşı gösterdikleri hınç ve nefretin sadece akıllı bir eleştirinin sonucu olduğuna inanıyor musunuz? Deve artığı ile dini rencide etmeye çabalayan hasta bir zihniyet, hangi sonuçtan memnun kalacak! Yıktığı şeyin, yarın huzurda önüne çıkmayacağından emin mi? Bunların bir gün bile, herhangi bir hadisi anlamak için kendi alanlarında âlim olanlara baktıklarına şahit oldunuz mu?
Bence herkesin kendini sorgulama zamanıdır. Gördüğü her rivayeti hadis zannederek eleştirilmez zanneden ve ama hadis metodolojisinden mahrum olan insanlarımız da; hadise, mezhep âlimlerine, hadis ulemasına bir oryantalistte dahi görülmeyen bir kin ve nefretle saldıran akıl, ilim ve içtihatları kendilerinden mülhem yerli oryantalistler de... Hepimiz kendimizi yoklamalıyız.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
BİZE ULAŞIN