"O gece neredeydiniz ve ne yapıyordunuz?" 15 Temmuz mevzubahis olduğunda bu sorunun cevabı mühimdir. Hatta bu soru tek başına yeterli değildir. Kişilerin, kurumların ve özellikle medyanın 15 Temmuz'a bağlanan hadiselerin akışında nerede durdukları da mühimdir.
Acıların, ihanetlerin ve felaketlerin 'bir daha asla' yaşanmaması için tarihten ders almak ve hafızayı diri tutmak gerekir. Akif'in "Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi" mısraında ya da Santayana'nın "Tarihten ders almayanlar onu tekrar yaşamaya mahkûmdur" vecizesinde anlatmaya çalıştığı budur.
İbret yahut ders almak için de yaşananların, görülenlerin, duyulanların ve hiseddilenlerin, kısaca olup bitenlerin kayda geçirilmesi icap eder. Tıpkı Abdulhalik Çimen'in Bir Daha Asla kitabıyla yaptığı gibi.

DAKİKA DAKİKA ANLATIM
Bir Daha Asla o gece çalan bir telefonla açılıyor. Arayan Serhat Albayrak'tır. "Neredesin" diye başlayan konuşma "emir komuta zinciri içerisinde olmayan bir askeri kalkışmayı" haber veriyor ve teyakkuz hali başlıyor.
Öncelik yayınların kesintiye uğramamasıdır. Serhat Albayrak'ın bizzat aradığı diğer yönetici ve gazeteciler hızlıca Turkuvaz Medya Merkezi'nde toplanıyor. Gelişebilecek farklı durumlara karşı alternatif planlar hazırlanıp uygulamaya konuluyor.
Pek bilinmez, televizyonların işgal edilme ihtimaline binaen bütün canlı yayın araçlarının sahaya çıkarılması ve gerekirse dışarıdan yayın yapmak için tedbir alınması bunlardan biridir.
Abdulhalik Çimen, 480 sayfalık kitabının tam 100 sayfasında sadece o geceyi anlatıyor. Haber Merkezi'ndeki hummalı çalışmayı, yaşadıkları zorlukları, gecenin önemli anlarını, aldıkları kritik kararları, kimlerle görüştüklerini, ekranın önünü ve arkasını bütün detaylarıyla, dakika dakika aktarıyor.

DÖNÜM NOKTALARI VE MUAMMALAR
O gece Turkuvaz Medya Grubu'nun hem gazeteleri hem de televizyonları saldırıya uğradı. Şimdilerde pek hatırlanmıyor fakat darbeciler her iki binaya da geldiler. Birinde yollarını şaşırdılar, diğerinde insanlarımızın ve meslektaşlarımızın ördüğü etten duvar sebebiyle içeriye giremediler. Camlarına kurşun atılan Sabah gazetesi o gece de çalıştı. Hazırlandı, basıldı ve dağıtıldı.
Kitapta o gecenin akışına yön veren pek çok hadisenin arka planına dair ilk kez okuyacağınız bilgiler mevcut... Örneğin, Birinci Ordu Komutanı Ümit Dündar'ın a Haber'e bağlanarak bunun emirkomuta zinciri içerisinde yapılmayan bir kalkışma olduğunu söylemesi ve "ordu idareye el koydu" iddiasını çökertmesi o gecenin dönüm noktalarından biriydi. Ümit Dündar'la kanal arasındaki irtibatı kimin kurduğunu kitaptan okuyoruz. Berat Albayrak'ın o geceye dair şahitliği de ilk kez bu kadar ayrıntılı bir biçimde bir kitapta yer alıyor.
Çimen o geceye dair bilinmeyen birçok meseleyi açıklarken halen muamma olan hususlara da değinmiş. Cumhurbaşkanımızın gecenin erken bir saatinde, televizyonlara bağlanmadan çok önce yaptığı ve a Haber'in yayınladığı o ilk açıklamanın diğer mecralarda nasıl ortadan kaybolduğu gibi...

Kitabın omurgasını 15 Temmuz oluşturuyor, evet ama 15 Temmuz sadece bir gece olarak değil tarihi süreklilik içerisinde de ele alınıyor. FETÖ'nün devlet kurumlarına nasıl sızdığı, dershane çatışması, 7 Şubat girişimi, 17-25 Aralık kumpası, MİT Tırları komplosu gibi olaylar bir zincirin halkaları olarak anlatılıyor. Sadece a Haber'in ve Turkuvaz Medya'nın tavrı değil; korkup susanların, sonucu bekleyenlerin, olup bitenleri anlamaya çalışırken zamana yenik düşenlerin hali pürmelali de... Bu anlamda hem bir muhasebe hem de bir yüzleşme kitabı ile karşı karşıyayız.
Bir Daha Asla, girişte değindiğimiz hafıza kavramını merkeze alan bir çalışma. Bu yüzden bir adım daha geriye çekilerek bir yakın tarih perspektifi sunmayı da amaçlamış. Kitapta ülkemizin demokrasi mücadelesi, milletin iradesi ile türlü vesayet odakları arasındaki mücadeleler anlatılıyor. Bütün bu gidişatta basının ve medyanın oynadığı rol örneklerle ve belgelerle açıklanıyor.
Nihayet, a Haber'in yaşananları unutturmamak için yaptığı yayınlar etraflıca anlatılıyor. Merak edenlerin tekrar izleyebilmesi için bütün belgesellerin karekodları da verilmiş. Abdulhalik Çimen "tarihe bir not düşmek için" böyle yaptığını yazıyor.

15 TEMMUZ KİTAPLIĞI
Kitabın ilginç bölümlerinden biri de Serhat Albayrak hakkında. Serhat Bey kişisel olarak ön plana çıkmayı tercih etmediği için kamuoyu tarafından pek tanınmaz. Nasıl bir insan ve idareci olduğu bilinmez. Onu gerçek hayatta tanımayanların varsayımlara binaen inşa ettiği mitolojik Serhat Albayrak algısı da çoğu zaman bizi şaşırtmıştır. Bu yüzden onunla neredeyse çeyrek asırdır birlikte çalışan yazarımızın ortaya koyduğu şahitlik ve portre, kısa da olsa, bu manada bir ilk.
Son olarak şunu da söylemek gerekir: 15 Temmuz hain darbe girişiminin üzerinden 10 yıl geçti. Yüzlerle ifade edilebilecek haber, dosya, rapor hatta kitap yayınlandı. Fakat dört başı mamur bir 15 Temmuz kütüphanesi oluşturmak için halen yazılması gereken kitaplar var. Umuyorum ki Abdülhalik Çimen'in bu kitabı ilham ve cesaret verici bir örnek olur.