Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Bir yanımız siyasal gerilimlerle sarsılıyor, bir yanımız sanatın yarattığı ortak değerlerle buluşup nefes alıyor. Tıpkı mevsimler gibi siyasal ve sosyal olarak da dört mevsimi bir arada yaşıyoruz.
Silahlı çatışma, açlık grevleri, iktidar-muhalefet gerilimi sürerken, aynı anda ortak anayasa yapmaya çalışıyor, ortak mekânlarda farklı insanlarla buluşuyoruz.
Önceki akşam İstanbul Tophane'de İstanbul Modern'in hemen yanı başında Antrepo No: 3'te bir açılış vardı.
Kürt ressam Ahmet Güneştekin, Anadolu'nun derin tarihinden günümüze uzanan "dinler, savaşlar ve insanlık suçları" gibi toplumsal sorunları konu edindiği "Yüzleşme" adlı sergisiyle İstanbulluların karşısındaydı.
Türkiye sanat tarihinde 4 bin metrekarelik bir büyüklükteki ilk kişisel sergiydi bu. Uluslararası sergi dizisinin de ilk adımı...
İşin bu yanı elbette ilginçti ama asıl ilginç yanı geceye katılanların çeşitliliği...
O gece sanat, siyaset, sosyete ve medya dünyası bir aradaydı. Sergi salonuna adım atar atmaz gördüğüm manzarayı bir arkadaşım şöyle yorumladı.
"Siyasetin başaramadığını sanat başarıyor."
Sanatın tuvale yansıyan gücünün, kimleri bir araya getirdiğini gördükçe umutlandım. Bir tablonun önünde Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'i, Türkan Sabancı'yı, Ara Güler'i ve ünlü mimar Dara Kırmızıtoprak'ı görüyorum.
Bir başka tablonun önünde, adı Kürt meselesiyle özdeşleşen ünlü yazar İsmail Beşikçi'yi, BDP Milletvekili Hasip Kaplan'ı, CHP'nin eski Gaziantep Belediye Başkanı Celal Doğan'ı, AK Parti'den İhsan Aslan ve Abdurahman Kurt'u.
Aslında o koca sergi salonunu gezmeye başladıkça farklı duraklarda farklı eserler gibi farklı isimler çıkıyor karşıma... Bir kısmı da İstanbul sosyetesi ve iş dünyasından ünlü isimler.
Erol Aksoy, Dina Şakir, Sema Cıngıllıoğlu, Can Elgiz, Naim Gençoğlu, Metin Mızraklı, Metin Güneş ve Nuri Çolakoğlu gibi.
Eski bankacı Erol Aksoy'a sergiyi nasıl bulduğunu soruyorum, kısa bir cevap veriyor: "Büyülendim, muhteşem."
Tabii Ahmet Güneştekin'i iş, sinema ve medya dünyasından arkadaşları Gülten Kaya, Mustafa Erdoğan, Murat Aksu, Doğan Yıldırım, Muhsin Kızılkaya ve Coşkun Aral da yalnız bırakmıyor.
Kısaca o 4 bin metrekarelik antrepoda Türkiye'nin tüm renklerinin özeti vardı ve salonda anlatılanlar onların yaşadığı coğrafyanın ortak hikâyesi ve ortak hafızasıydı.
O hikâyenin bugüne aktarılmasını ve karşılık bulmasını da ünlü galerici Yahşi Baraz şöyle yorumluyordu:
"Batman'da doğup büyüyen bir sanatçının İstanbul'da bu boyuta ulaşması çok çok önemli. Bu, sanatçının yaratıcılığı kadar toplumumuzdaki değişimi de gösteriyor. Son on yılda AK Parti iktidarıyla Türkiye'nin ekonomisi ve sosyolojisi çok değişti. Bu değişimle, Osmanlı'dan beri İstanbul'da küçük bir elit kesimin elinde olan sanat da artık çok geniş çevrelerin ilgi alanına girdi. Güneydoğu'daki olaylar durduğunda emin olun çok daha büyük bir değişim olacak."
Türkiye'nin özeti o 4 bin metrekarelik antrepoda buluşabiliyorsa bütün renkleri neden 780 bin kilometrekarede buluşmasın? Ahmet Güneştekin'in sanatı bize bunu gösteriyor.
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ayrılırken, haklı olarak "Bu muhteşem sergiyi bütün dünyaya göstermek gerekiyor" diyordu ama önce Cumhurbaşkanı Gül'ün, Başbakan Erdoğan'ın ve CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun görmesi gerekmiyor mu?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
BİZE ULAŞIN