Türkiye'nin özellikle yakın tarihinde onlarca faili meçhul cinayet var ve birçoğunda tetiği çeken yakalansa da arka plan aydınlatılamadı. Bunlar siyasi cinayetlerdi ve ülkeyi iç kargaşa ile darbelere götüren büyük operasyonun bir parçasıydı. Savcı Doğan Öz'den Uğur Mumcu'ya, Eşref Bitlis'ten Vedat Aydın'a, Necip Hablemitoğlu'ndan Muhsin Yazıcıoğlu'na onlarca aydın, siyasetçi katledildi.
Bir o kadar da çözülemeyen, üstü kapatılan cinayet veya kayıp dosyası var. Son günlerde çok tartışılan Gülistan Doku cinayeti bu kapsama giren bir dosya ve yeniden açılması toplum-yargı ilişkisinde yeni bir döneme işaret ediyor.
Tam 6 yıl sonra 13 Nisan 2026'da açılan bu dosyada, "cinayet işlemek ve delilleri yok etmek" gibi çok sayıda suç iddiasıyla 17 kişi gözaltına alındı.
Çoğunluğu devlet görevlisi olan bu isimler arasında kimler yok ki...
Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, oğlu Mustafa Türkay Sonel, dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, Vali Sonel'in eski koruma polisi Şükrü Eroğlu, eski polis Gökhan Ertok, eski polis Engin Yücer ve Tunceli Özel İdare'de çalışanlar, Munzur Üniversitesi'nde görevliler, liste böyle uzayıp gidiyor.
Vali Tuncay Sonel dâhil adı geçenlerin büyük kısmı tutuklandı, diğerleri de adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Bu dosyanın 6 yıl sonra açılmasını sağlayan Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Cansu, siyasi faili meçhullere de yönelir mi bilemem ama üstü örtülen cinayetlerin çözümüne giden yolu açması yargıya güveni artırdı, topluma umut verdi. Aynı şekilde Adalet Bakanı Akın Gürlek'in de bu sürece destek vermesi, hatta bakanlık bünyesinde yeni bir "Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı" oluşturması bu güveni daha da pekiştirdi. Nasıl devam edeceğini göreceğiz.
Ama daha işin başında, akıllara takılan bir soru var: Bu dosyada 2020-2024 arasında görev yapan savcının, emniyet müdürünün veya asayiş şube sorumlularının hiçbiri mi bugün ortaya çıkan verileri görüp şüphelenmedi? Şüphelenen varsa neden sustu?
En önemlisi de Gülistan Doku dosyasını soruşturan savcı... Nedense bir iki küçük haber sitesi hariç hiç kimse o dönem bu cinayeti ya da kayıp olayını soruşturan savcıyı ya da savcıları gündeme getirmedi?
Sahi onlar nasıl oldu da bugün dosyanın yeniden açılmasını sağlayan Başsavcı Ebru Cansu'nun ulaştığı verilere ulaşamadı?
O dönem soruşturmayı Başsavcı Mustafa Atbaş başlatmış. Doku soruşturmasını bizzat yürüten ilk savcı da Ferhat Akıl... Akıl'ın şimdi Yargıtay Tetkik Hâkimi olarak görev yaptığı bilgisi var.
Doğrusu merak ediyorum: O savcı veya sonraki savcılar bu dosyanın gereğini yaptı mı yoksa onlar da mı engellendi ya da susturuldu?
Çünkü ne kadar ilgilidir bilmiyorum ama dava sürecini araştırırken şüpheli bir kaza haberi dikkatimi çekti. Haber şöyleydi: "Gülistan Doku davasına bakan Tunceli Cumhuriyet Savcısı Ferhat Akıl'ın bulunduğu araç dün gece şarampole yuvarlandı. Devrilen otomobildeki Tunceli Cumhuriyet Savcısı Ferhat Akıl, Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Hâkim Emre Küçükbaşol ile Av. Arif Yıldız yaralandı."
Bu kaza Doku dosyasıyla ilgili olmayabilir ama haberin altındaki yorumlar işi Susurluk Skandalı'na benzetmeye kadar götürüyor. "Neden sustular?" diye soru soranlar bile var.
Acaba Gülistan Doku dosyasını yeniden açarak topluma umut veren Başsavcı Ebru Cansu, dosyayı ilk soruşturan ya da daha sonra devam ettiren savcıların görüşüne başvurdu mu? Başvurmadıysa neden?
Bu dosyanın, klasik deyimle ucu nereye uzanıyorsa oraya kadar götürülmesi gerekiyor. Buradan geri dönüş olmamalı. Çünkü çıkacak sonuç her açıdan bir milat olacak...