Türkiye'nin en iyi haber sitesi

TİMUR SIRT

Ay’a dijital dünyadan gidiş yapılacak

1969’daki Apollo görevleri ile günümüzdeki Artemis programı arasında geçen yarım asırda, teknoloji “analog bir dünyadan dijital bir evrene” evrildi. Bir astronotun bakış açısından kullandıkları bilgi işlem gücünden kıyafetlere kadar bambaşka bir evren var

Apollo 11 dönemindeki teknoloji ile günümüzdeki Artemis programı arasındaki fark, aslında analog bir radyodan katlanabilir ekranlı bir akıllı telefona geçiş yapmak gibi. 1969 yılında Ay'a giden astronotların kullandığı navigasyon bilgisayarı, bugün cebinizdeki telefonun işlem gücünün milyonda birine bile sahip değildi. O dönemde hesaplamalar büyük oranda manuel yapılıyor, astronotlar kokpitteki yüzlerce fiziksel anahtarı tek tek kontrol ediyordu. Günümüzde ise dokunmatik ekranlar, yapay zeka destekli otonom uçuş yazılımları ve her türlü arızayı saniyeler içinde tespit eden dijital sistemler devrede.

TAVŞAN GİBİ ZIPLATAN KIYAFET YOK
Astronotların kişisel deneyimi açısından en büyük değişimlerden biri uzay giysilerinde yaşandı. Apollo dönemindeki kıyafetler o kadar sert ve hantaldı ki, astronotlar Ay yüzeyinde eğilemiyor, sadece tavşan gibi zıplayarak hareket edebiliyorlardı. Yeni nesil Artemis giysileri ise çok daha esnek eklem yerlerine sahip; bir astronot artık rahatça diz çöküp numune toplayabiliyor. Ayrıca kaskların içindeki camlara yansıtılan dijital göstergeler sayesinde, astronotlar hayati verileri veya haritaları gözlerini yoldan ayırmadan takip edebiliyor.



SİYAH BEYAZDAN RENKLİYE GEÇİŞ
İletişim teknolojisi de bambaşka bir boyuta ulaştı. 1969'daki karlı ve düşük çözünürlüklü siyah-beyaz görüntülerin yerini, lazer tabanlı iletişim sayesinde Dünya'ya aktarılacak olan canlı 4K yayınlar alacak. Eskiden sadece sesli telsiz bağlantısı kurulabilirken, bugünkü astronotlar derin uzaydan aileleriyle yüksek kalitede görüntülü görüşme yapabilecekler.
Güvenlik ve kapsayıcılık tarafında da devrimsel farklar var. Apollo araçları sadece erkek fizyolojisine göre tasarlanmışken, bugünün teknolojisi her vücut tipine ve cinsiyete uygun ergonomik koltuklar ve yaşam destek sistemleri sunuyor.
Ayrıca, derin uzaydaki en büyük tehlikelerden biri olan güneş radyasyonuna karşı geliştirilen yeni nesil zırhlar ve sığınak alanları, astronotların sağlığını korumak adına 50 yıl öncesine göre çok daha güvenli bir ortam sağlıyor. Kısacası, 1969'da cesaret ve kaba mekanik ön plandayken, bugün yüksek hassasiyetli dijital teknoloji ve güvenlik standartları ön planda.



MARS'TAN ÖNCE İLK DURAK AY OLACAK
2030 yılında Mars'a gitmeden önce ilk adım Ay'a yeniden adım atmak olacak. İnsanlı uçuşlar için testler başladı. Artemis III projesi için takvim hazırlığı yapılıyor. İlk kez derin uzayda yapılacak testler için hazırlık yapılıyor.
NASA, Artemis II görevi kapsamında insanlığı tekrar Ay yörüngesine taşıyacak olan devasa SLS (Uzay Fırlatma Sistemi) roketinin kritik "ıslak prova" (wet dress rehearsal) testlerine bugün yeniden başladı. Florida'daki Kennedy Uzay Merkezi'nde gerçekleştirilen bu testlerde, rokete milyonlarca litre süper soğutulmuş sıvı hidrojen ve oksijen yüklenerek fırlatma geri sayımı simüle ediliyor. Önceki denemelerde yaşanan ufak sızıntıların ardından mühendislerin yaptığı iyileştirmelerin bu sefer tam başarı sağlaması bekleniyor.
Bu testin önemi, sadece teknik bir kontrol olmasından değil, aynı zamanda 50 yılı aşkın bir süreden sonra Ay'a gidecek olan ilk insanlı mürettebatın (Reid Wiseman, Victor Glover, Christina Koch ve Jeremy Hansen) güvenliğini garanti altına almasından kaynaklanıyor. Eğer bugünkü yakıt yükleme işlemi sorunsuz tamamlanırsa, NASA'nın Mart ayı başında hedeflediği fırlatma penceresi için önünde hiçbir engel kalmayacak. Bu durum, Artemis programının bir sonraki aşaması olan Ay yüzeyine iniş (Artemis III) için de takvimi hızlandıracak.

DERİN UZAY TESTLERİ
Gelecek perspektifinden bakıldığında, Artemis II'nin başarısı derin uzay keşiflerinde yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Bu görev, Orion kapsülünün yaşam destek sistemlerini ilk kez derin uzayda insanlar varken test edecek ve astronotların Dünya'dan en uzak noktaya ulaşmasını sağlayacak. Elde edilen veriler, sadece Ay'da kalıcı bir üs kurmak için değil, 2030'lu yıllarda planlanan Mars görevleri için de hayati birer yapı taşı niteliği taşıyor.Genel astronomik tanımlarda derin uzay, Dünya ile Ay arasındaki mesafenin ötesindeki bölgeleri kapsar. Ancak Artemis programı bağlamında "derin uzay", Alçak Dünya Yörüngesi'nin (LEO) dışındaki her yere verilen isim.

KORUMA KALKANI YOK
Ay'a gitmek uzay istasyonlarına gitmekten çok farklı. Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS), Dünya'dan yaklaşık 400 km yukarıda, yani Alçak Dünya Yörüngesi'nde bulunuyor. Ay ise yaklaşık 384 bin 400 km uzaklıktadır.
Astranotlar için derin uzayda koruma kalkanı olmuyor Alçak Dünya Yörüngesi, hala Dünya'nın manyetik alanı (Magnetosfer) tarafından radyasyona karşı korunur. Derin uzaya çıkıldığında ise astronotlar ve araçlar bu korumadan mahrum kalarak doğrudan güneş fırtınalarına ve galaktik kozmik ışınlara maruz kalırlar.

GİDERKEN TESTLER YAPILACAK
Artemis III kapsamında yapılacak testler, sadece Ay'a basmak için değil, gelecekteki Mars görevleri için bir prova niteliği taşıyor. Bu testlerin kritik olmasının temel nedenleri şunlardır.

1- YAŞAM DESTEK SİSTEMLERİNİN DAYANIKLILIĞI
Dünya'ya yakın bir yörüngede bir sorun çıktığında, astronotlar birkaç saat içinde geri dönebilir. Ancak derin uzayda yardım günler veya haftalar uzağınızdadır. Bu yüzden oksijen üretimi, su geri dönüşümü ve karbondioksit filtreleme sistemlerinin "sıfır hata" ile çalışması burada test edilir.

2- RADYASYON VE SAĞLIK
Derin uzaydaki yüksek enerjili parçacıkların insan biyolojisi ve elektronik devreler üzerindeki etkileri ISS'tekinden çok daha serttir. Artemis görevlerinde kullanılan yeni nesil zırhlar ve radyasyon sığınakları bu zorlu koşullarda test edilmektedir.

3- İLETİŞİM GECİKMELERİ VE OTONOMİ
Mesafe arttıkça sinyal iletim hızı bir engel haline gelir. Derin uzay testleri, yer kontrolüne olan bağımlılığı azaltarak uzay aracının ve mürettebatın kendi kararlarını verebileceği otonom sistemlerin doğrulanmasını sağlar.

***

TİVİBU EKRANLARINDA YEPYENİ BİR UZAY MACERASI BAŞLIYOR
Zak Penn imzalı, 23. yüzyılda geçen bilim kurgu dizisi "Uzay Feneri 23/ Beacon 23", Türkçe dublaj ve alt yazı seçenekleriyle ilk kez ve sadece Tivibu'da yerini alıyor



Biz Uzay Yolu veya Uzay 1999 film ve diziyleriyle büyüyen kuşağız. 1969'a Ay'a yapılan yolculuk uzay filmlerine olan ilgiyi artırdı. Artemis projesi de yeni uzay filmlerinin gündeme girmesine sebep olacak. Dizi tutkunlarının beğenisini kazanan yapımları izleyicilerle buluşturan Tivibu, şubat ayında bilim kurgu severleri etkileyici bir yolculuğa çıkarıyor. Son dönemde Rookie, Robin Hood, Muhafızlar: Gizli Proje, The Rainmaker, Sherlock ve Kızı, 80 Günde Devriâlem gibi başarılı yapımları dizi seçkisinde toplayan Tivibu, "Uzay Feneri 23/Beacon 23" ile izleyicileri bu kez derin bir uzay bilim kurgusuna davet ediyor. Tivibu Sinema ve Süper Paket aboneleri, beğenilen yerli ve yabancı dizilere diledikleri zaman erişebiliyor.

BİLİM KURGU DENEYİMİ
Uzak bir gelecekte geçen "Uzay Feneri 23/ Beacon 23", galaksiyi tehdit eden tehlikelere karşı görev yapan tek bir uzay feneri ve onu yöneten yalnız bir bekçinin hikayesini anlatıyor. Fenere ışık olan bu bekçi, uzay gemilerinin ve istasyonlarının güvenliğini sağlarken hem fiziksel hem de zihinsel sınırlarını zorluyor. Her bölüm, izleyiciyi uzayın bilinmezliğiyle yüzleştirirken; karakterin geçmişi, yalnızlığı ve hayatta kalma mücadelesi de hikâyenin merkezinde yer alıyor.
Zak Penn'in vizyonuyla hayat bulan dizi; yalnızlık, sorumluluk, insan ruhunun sınırları ve umut temalarını derinlemesine işliyor. Görsel olarak etkileyici sahneleri, dramatik temposu ve sürükleyici hikayesiyle ilgi çeken dizi, Game of Thrones ile dünya çapında tanınan Lena Headey ve ödüllü oyuncu Stephan James'i bilim kurgu türünde bir araya getiriyor. "Uzay Feneri 23/ Beacon 23", 23 Şubat itibarıyla Türkçe dublaj ve alt yazı seçenekleriyle Tivibu ekranlarından izlenebilecek.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.