Çok acayip bir soygun hikâyesi, anlatmaya nerden başlayacağıma gerçekten şaşırdım.
İyisi mi "yüksek güvenlikli site" kavramına değişik bir soluk getiren site yönetimini ve o meşhur güvenlik kadrosunu tebrik ederek başlayayım.
Aidatların asgari ücretle yarıştığı, kapısında adeta kuş uçurtulmayan o modern kalelerde, "hırsızlar" tereyağından kıl çeker gibi 15 dakikada işi bitirip giderken; bizim profesyonel güvenlik elemanları hırsız yakalamak yerine kamera kayıtlarını "itinayla" silmekle meşgul olmuşlar ya onu diyorum.
Vaziyeti anlatmaya ancak Woody Allen absürtlüğü kifayet eder:
"Kameralarımız vardı ama o gece kendilerini birer Fransız yeni dalga filmi yönetmeni sanıp, gerçekliği reddettiler!.."
Şu hâle bakın, bir site yöneticisi ve dört güvenlik görevlisi, sanki gizli bir ayine katılır gibi huşu içinde kamera odasına girip o meşhur "delete" tuşuna basarak dijital hafızanın şappadak gelmişini-geçmişini siliyor.
Modern arınma seansı dedikleri bu olsa gerek!
***
İşin ucu dönüp dolaşıp o meşhur "emanetçilere", hani şu "balya balya" kule yapan arkadaşlara uzanınca, tüm taşlar bir bir yerine oturuyor.***
Sevgili Mahmut Övür'ün de işaret ettiği o soygunda, asıl sanatsal performansın otoparkta değil, kamera odasında sergilendiğini anlamak için kâhin olmaya gerek yok.