Türkiye'nin en iyi haber sitesi

SALİH TUNA

Satın alınan puanlar

Sesli dinlemek için tıklayınız.

Dünya Eurovision'u 1975'te renkli izlerken, biz TRT ekranlarının başında siyah-beyaz izlemiştik. Fakat heyecanımız acayip renkliydi.
O kadar ki birincilik şöyle dursun, ilk 5'e girsek bile dünyayı fethetmiş gibi olacaktık.
Lakin Semiha Yankı'nın "Seninle Bir Dakika" şarkısıyla 19. sırada yer almıştık. Zaten 19 ülke katılmıştı, yani sonuncu olmuştuk.
Heyecanımız öyle bir hayal kırıklığına dönüşmüştü ki şayet Monako jürisi bize 3 puan vermemiş olsaydı yarışmayı sıfır puanla bitirecek, "Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur" darbımeselini terennüm edecektik. Monako jürisinin bu "dostluğunu" yıllarca unutmamıştık.
Puan verenleri "dost", vermeyenleri "düşman" görmek de "elitlerimiz" tarafından ilkellik sayıldı. Müziğin kalitesi önemliydi, öyle diyorlardı.
Gelgelelim...
Türkiye, oylama sistemini adil bulmadığı için 2012'den sonra yarışmaya katılmama kararı aldı. (Yeminli Erdoğan düşmanları, bu kararı da AK Parti'nin "günah galerisine" ilave edebilirler.)
Hayır, Türkiye'nin yarışmaya katılmama gerekçeleri arasında "bahis çeteleri" yoktu. Zira o vakitler şimdiki gibi belirleyici değillerdi.

***

İspanya'nın organizasyonu boykot kararını, Başbakan Pedro Sanchez "tarihin doğru tarafında yer almak" olarak açıkladı. Rusya'nın Ukrayna savaşından dolayı hızla ihraç edildiğini hatırlatarak da, Gazze ve Lübnan katliamlarına rağmen İsrail'e izin verilmesini "çifte standart" olarak niteledi.
Malumunuz Hollanda, İrlanda, İzlanda ve Slovenya da İsrail nedeniyle yarışmayı boykot ettiler.
Can Azerbaycan'ımız yarışmaya katılmakla kalmadı, en yüksek puanı Gazze soykırımcısı İsrail'e verdi. Buna mukabil, Ermenistan en yüksek puanı eşi Türk olan Bulgaristan'ın şarkıcısı Dara'ya verdi.
Azerbaycan halkı neden tarihin yanlış tarafında yer aldı? Yoksa Gazze'de çocukların katledilmesini umursamıyorlar mı?
Asla.
Her şeyden evvel duyarlı olanlar puan vermek için telefonlara sarılmadı.
Ya telefonlara sarılanlar peki?

***

Bu sorunun cevabını Aydınlık gazetesinden Cem Zeren'in dünkü yazısında bulmak mümkün: (mealen) "İsrail, devlet politikası olarak farklı ülkelerden binlerce hat satın alıp halk oylamasını manipüle etti..."
Demek ki mahut yarışmaya katılsaydık, biz de kuvvetle muhtemel en yüksek puanı İsrail'e verecektik?
Nedenini merhum Attilâ İlhan yıllar önce açıklamıştı: "Bu ülkenin hain kontenjanı nüfusun yüzde 10'udur..."
Hainlerin ortak özelliği de satın alınabilmeleri değil midir?

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA