ABD ve İsrail'in "İranlı muhaliflerden" yönetimi alaşağı etme beklentisi fiyaskoyla sonuçlandı diye sanmayın ki İran'da her şey güllük gülistanlık.
Tam aksine, iki zıt vizyon, kıyasıya kapışıyor.
Bir yanda ülkenin nefes alması için "hamaseti" bırakıp müzakere masasına oturmanın şart olduğunu savunan "muhalif/reformistler", diğer yanda müzakere masasını rasyonel bir "tuzak" olarak görenler var.
Ki bunlar piyasa jargonunda "sertlik yanlısı" tesmiye ediliyor.
Lakin "sertlik yanlısı" yaftası bunları otomatikman haksız yapmıyor.
Her şeyden evvel ortada "nükleer müzakere" deneyimi var. Dile kolay, tam yirmi yıl müzakere ettiler, ağır bedeller ödediler.
Sonuç? Koca bir sıfır.
***
Düşünsenize, müzakere masasına oturduğunuz ABD, müzakere masasının tam ortasında sizi bombalıyor!
Ne yapacaksınız?
Saldırmayacaklarına dair teminat verdikleri halde masadan kalkıp liderlerinizi katledenlere, 168 ilk mektep kız çocuğunu paramparça edenlere nasıl güveneceksiniz?
Buna rağmen (
Pakistan'da) müzakere masası kuruluyor.
Lakin, sonuç değişmiyor. İsrail'in kışkırtması neticesinde, ABD yine masadan kalkıp saldırıya geçiyor.
Hal bu olunca, "
muhalif reformistlerin" müzakere masasını işaretle "
tüm varlığımızla onurlu bir barıştanyanayız" demelerine ayar oluyorlar.
O kadar ki "Şerefsizce teslim olmanın adını 'onurlu barış' koyup bize yutturmaya mı çalışıyorsunuz?" diye çıkışıyorlar.
***
Müzakereden yana olan herkese muhalif / reformist demek de mümkün değil.
Baksanıza
İran Cumhurbaşkanı
Pezeşkiyan ne diyor:
"Halkın direnişi sayesinde müzakereye mecbur kaldı, bu diplomatik bir fırsattır. Diplomasiden anlamayanların yüzünden kazanımlarımız heba oluyor..." diyor.
Bu arada...
İran İçişleri Bakanlığı Sözcüsü
Zeynivend, ABD ile dolaylı mesaj alışverişi ve arabuluculuk girişimlerinin devam ettiğini söylediğine göre, müzakere masasının eli kulağında demektir.
Müzakereyi bilmem ama münazara iyidir. Zira, "Barika-i hakikat müsademe-i efkârdan doğar."
Fakat ayarını kaçırmadan. Yani, Siyonistlerin ve işbirlikçi bozguncuların iştahını kabartmadan.