Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Ortaköy'de oturuyorum, 10 gün falan evvel.. Eren geçiyordu.. Beni gördü, yanıma geldi.. Sarıldık, öpüştük.. "Hıncal Ağbi" dedi.. "Olayın başından beri tarafsız kaldığın için teşekkür ederim.."
Sözünü ettiği, Defne ile aralarında çıkan olaydaki tavrım.. İkisi de yıllanmış arkadaşım. İkisi ile de dostluğum birbirlerini tanımadan önce başladı.. Bugüne dek sürdü..
Dediği bir anlamda doğru. Ama sadece bir anlamda.. Olayda başından beri taraftım çünkü.. İki pırlanta genç kızın tarafında..
Eren, Galatasaray Stadı'nın inşaatının içinde boğulmuş. Kulübü ihanet etmiş, dost bildikleri ihanet etmiş. Güvendiği dağlara kar yağmış.. İtibarı dahil sahip olduğu her şeyi kaybetmek üzere.. Bir ölüm kalım savaşı veriyor.. Defne'ye rastladım.. Oturduk..
"Hıncal artık dayanamıyorum" dedi.. Eren'in yaptıklarına dayanamıyormuş..
Dedim ki, "Sakın ha.. Sakın ha.. Eren şu anda ölüm kalım savaşı veriyor. Yapacağın tek şey destek olmak. Bu savaş içinde kendinde değil. Büyük yanlışlar yapabilir. Hoş göreceksin. İşlerini düzelttiği zaman, istersen boşa.. Ama şimdi kan içip kızılcık şerbeti deme zamanı.. Eren hâlâ harika bir adam. Başına ne geldiyse duygusallığından geldi. Öyle yürekten bir Galatasaraylıydı ve bu stadı o çok sevdiği kulübüne kazandırmaya o kadar gönüllüydü ki, hesapsız kitapsız daldı. İhanete uğrayınca da altında kaldı. Şu anda sadece desteğe ihtiyacı var. Senin desteğine.."
"Tamam" dedi Defne.. Bir ay kadar sonra da telefon etti.. Bir pazar sabahı.. Bodrum'da mı nerdelermiş..
Ailecek kahvaltı yapıyorlarmış.. "Sözünü ettiğin mucizeyi başardık. Güzel günlere geri döndük. Teşekkürler" dedi..
Ama götüremediler.. Koptular.. Davalar açıldı. İkisini de ayrı ayrı aradım..
"Aranızda ne varsa var. O sizin meseleniz.. Çözersiniz. Bugün yıkılsanız da kocaman insanlarsınız, yarın toparlarsınız. Oysa tam da ergenleşme çağında, yani hayatlarının en kritik döneminde iki kızınız var. Onları düşünün. Ağzınızı kapayın, konuşmayın. Medya maydanozu olmayın.. Hele hele avukatların tahriklerine kapılmayın. Onlar ne sizi, ne kızlarınızı düşünür. Onların derdi davayı kazanmaktır. Bu yüzden çok acı dilekçeler yazabilirler. Onlara da engel olun" dedim..
"Peki" dediler.. Defne, ondan sonra sustu. Hâlâ susuyor.. Ama Eren, Ayşe Arman ve Hürriyet'i kullanıp çok yanlış şeyler söyledi.. Çocuklarını hiç düşünmedi.. O iki genç kız şimdi okul ve arkadaş çevreleri içinde aç aslanların önüne atılmış Hıristiyan durumundalar. O yaştaki çocukların ne kadar acımasız olduklarını bilirim.
"Bak baban, annen için neler diyor" diyecekler, o yetişme çağındaki kızlara, en yakın arkadaşları..
Bunların o ruhlarda ne izler bırakacağını bilmek için çocuk psikologu olmak gerekmez.
Eren mazur.. Çünkü kafası yerinde değil.. İlaçla, alkolle ayakta durduğunu kendi söylüyor.. Ama kafası dağınık bir adamın sözlerini mal bulmuş magribi gibi sayfalarına taşıyan Ayşe ve Hürriyet ve de onların yaptığının gazetecilik olduğunu savunanlar hiç ama hiç mazur değil!..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA