Türkiye'nin en iyi haber sitesi
HINCAL'IN YERİ HINCAL ULUÇ

İstanbul’un sahibi yok mu?..

Sabah her günkü gibi 8'de uyanıp bahçeye çıktım. Kedilerin mama kaplarını doldurdum. Onları dışarıda mutlu bırakıp, iki minik kızarmış dilim ekmek, krem peynir, zeytin ve bizim Kilis'in zahterinden oluşan mini kahvaltımı yaptım ve sıra aşağı inmeye ve hafta sonu yazılarını yazmaya geldi. Ama yazabilirsen yaz.. Sol elimin baş parmağından başlayarak, sağ ayak bileğime kadar, şort ve tişörtüm açık bıraktığı her yerimde, elimde, kolumda, bacağımda, ayağımda kızarık noktalar ve şişlikler var.. Sorun değil.. Sorun, hepsinin fena halde kaşınması..
Hürriyet'in her bişeye uzman doktoru tavsiye etmişti. "Bir yeriniz kaşınıyorsa, rahatlayana kadar kaşıyın. Ama ne kadar çok kaşırsanız o kadar çok kaşınır."
Valla bu uzman tavsiyesini onun kadar uzman olmadığım için anlayamadım, anlayan beri gelsin..
Ama elim kolum, bacağım, her yerim kaşınırken, oturup hem de hafta sonu, iki gün için yazı yazacak halim yok..
Aniden jeton düştü.. Yahu, geçen yaz, yani 2019 Ağustos'unda da, bu sinekler İstanbul'u basmıştı. Ben de yazmıştım.. Hem de bir değil, birkaç yazı.. Durum aynen tekrar ediyor. O zaman bu yazıları tekrar etmek ve İstanbul'un seçilmiş ve atanmış sahiplerinin önüne koymakta fayda var. Seçilmiş olan, aynen yerinde duruyor, atanmış olan değişti.
Belki bu defa faydası olur o yazıların..
İşte ilki..

***

Sabah gazeteye geldiğimde, pantolonumun paçasını sıyırıp Yasemin'e sol ayak bileğimi gösterdim. Sadece o bilekte yan yana dizilmiş altı kızartı ve şişlik var..
Haşerat sokması..
Fena halde kaşıntı yapıyor. Bacaklarımda, kollarımda ısırılmadık yer yok, o da ayrı!.
Yasemin "Ya ben Hıncal Bey" dedi.. Onun kolları da, o ufak kırmızı şişliklerle dolu.. "Kaşıyorum, yara oluyor, felaket" dedi..
Ben Etiler'de oturuyorum. Yaso, Birinci Levent'te..
Peki Serpil!. Bacı Tuzla'da.. Hafta sonu gitmiştik. Onun vücudu da ayni sokmalarla perişan..
Avcılar'da bir arkadaşım var.. Onu da, hem de nasıl sokmuşlar..
Anlayacağınız İstanbul, hem de nasıl bir garip, bir bugüne dek görülmemiş sinek istilasında..
"Afrika Sineği" diyenler var.. Serpil "Minnacık, gözle görmek zor" diyor..
Şimdilik feci sokması, şişirmesi ve felaket kaşınmasıyla hayatı zehir etmesi dışında bilinen bir mikrop taşıma, hastalık bulaştırma durumu yok.. Ama bilemeyiz.. Kuluçka süresi bir aysa, 45 günse mikrobun sonbahara ne oluruz, Allah göstermesin.. Afrika'dan gelen mikropların yarattığı ölümcül salgınları biliriz de..
Şimdi bakın..
Etiler'de oturuyorum. Yani Beşiktaş'ta..
Beşiktaş'ın yeni Belediye Başkanı var.. Durmadan resimlerini astırıyor dört bir yana.. O kadar..
Hani açıklama?. Hani mücadele?. Belediye'nin görevi değil mi, yöredeki haşerelerle mücadele etmek?.
Beşiktaş, İstanbul'da.. Olay, Tuzla'dan Avcılar'a İstanbul'un her yanında. İstanbul'un "Her şey çok güzel olacak" diyen, tatilini de yapıp dönen yeni Belediye Başkanı'nın görevi değil mi, tüm kenti saran bu felaketle ilgili açıklamalar yapmak, İstanbul halkına tavsiyelerde bulunmak.. Ve o uçan haşerelerle en çağdaş savaşa girişmek!.
Gık yok!. İstanbul Büyükşehir'den de.. İstanbul Vilayeti'nden de ses çıkmıyor. Ne vali, ne ilgili ve yetkili yardımcısı, ne de İl Sağlık Müdürlüğü'nden bir açıklama duyan, bir mücadeleye şahit olan var mı?.
İstanbul'u yönetenlerin atanmışı da uykuda, seçilmişi de...
Yani yıllardır yazıyorum..
Bu şehrin, dünya incisi bu kentin, geçen yıl 12 milyon turist ağırlayan İstanbul'un sahibi yok!.
Var mı?.
Bana değil.. Bin tane TV kanalı var.. Dağıtın onlara..
Anlatın, nedir bu sinek?.
Sokunca ne yapmamız lazım?.
Siz ne yapıyorsunuz mücadele için?.

***

Bir de bizim 48 daireden aidat almazken, üç kuruş tasarruf için tonla adam atan Alkent Yönetimi var. Her tarafı sinek dolu, yemyeşil Alkent'te masraf olmasın diye haşerat mücadelesi yapmaktan da vazgeçtiler..
Yani, dünya cenneti İstanbul'un, en harika ilçesi Beşiktaş'taki gıpta edilen site Alkent'te durum bu..
Allah fakir, fukaranın yardımcısı olsun.
Zira İstanbullu'nun işi Allah'a kalmış, gidiyor!.

***

Medya mı?. Güldürmeyin beni.. Binlerce İstanbullu'nun esrarengiz bir sineğin sokmasıyla çırpınması umurlarında mı?. Başkanların yaptıklarının değil, işe aldıklarının peşinde zehir hafiyeler..
"Skandal!.. Başkanın kayınbiraderinin, bacanağının, baldızı işe alınmış!"

*

İstanbul'un meçhul sineği...

İstanbul'u perişan eden o minik sinekler üzerine geçen ağustosta yazdığım ikinci yazı da bu..

***

İstanbul'da felaket bir sinek var, yaz başından beri.. Gözle görülmeyecek kadar küçük ve sokması felaket.. İğne deliğinin etrafı beşibiryerde büyüklüğünde kızarıyor ve de nasıl kaşınıyor..
Tuzla'da durum facia.. Orda kız kardeşim oturuyor biliyorum. Tüm ev halkı ve konukları perişan oldular.. Bizim Alkent felaket.. Okurlardan mektup geliyor..
Avcılardan, Kanlıca'ya.. Sineğin ulaşmadığı yer yok..
Oturdum yazdım..
"İstanbul'un sahibi yok mu" diye..
İki gün sonra belediyeden gelmişler, ben evde yokken. Yardımcım Fatoş anlattı.
Bahçede kedilerin su içtiği yarım metre çapında 5 santim derinliğinde bir havuz var. Bir de ufak kase.. İkisinde de larvalar bulmuşlar. Yıkamış, temizlemiş ve ilaçlamış, tavsiyelerde bulunup gitmişler..
Belediye hakkında 1990'da bu köşeyi açtığımdan bu yana yüzlerce yazı yazdım.
Basın Bürosu'nda oturup benim vergilerimle maaş alan onlarca insanın kılı kıpırdamadı. Geçin başkanı, vekilini, ilgili müdürleri..
Bu defa hem de üç günde, ekiple evime gelmelerini alkışladım.
Okudunuz, bu köşede Başkan İmamoğlu'na da teşekkür ettim.
Hafta sonu apartman kapımda bir yazı..
Tepesinde uzun bir "Makam" tarifi..
"İstanbul Büyükşehir Belediyesi/ Sağlık Daire Başkanlığı/ Sağlık ve Hıfzıssıhha Müdürlüğü Vektörlerle Mücadele Hizmeti." Buradaki "Vektör" uçucu haşere anlamına geliyor.
Onlar yazmışlar.
Okuyorum.
Efendim Alkent'in başbahçıvanı Çakır Uzun, benim ev adresimi vererek, "Sivrisinek" ihbarı yapmış. Muammer Çelik adlı belediye personeli de gelmiş, sivrisinek tespit etmiş ve ilaçlama yapıp gitmiş..
Yani..
İmamoğlu'nun ve belediyesinin İstanbul'u saran bu yepyeni ve korkunç sinek umurunda değil. Çakır Ustanın ihbarıyla benim bahçeye gelip, sivrisinek ilaçlaması yapmış ve gitmişler..
Oysa!. Oysa!.. Bakın, benim yazıyı benim belediyem okumaz ve aldırmazken, dünyanın öbür ucundan, Los Angeles'tan gelen, Safter Yılmaz dostumun emailine..

"Sevgili Hıncal, Canını acıtan İstanbul'un "meçhul" dediğin sineği öldürücü "West Nile/ Batı Nil Sineği" olmasın? İlk olarak 2003'te Kaliforniya Eyaleti'nde görülen Uganda menşeli bu sinek şimdiye kadar 7 bin kişiyi şiddetli ateşle hastanelere yolladığı gibi 300 kişiyi de öldürdü. Geçen yıl 11 kişi bu sinekten öldü. Ondan önceki yıl ise 44 kişi.. Bu yıl bir kişi ölürken 2 kişi halen hastanede tedavi altında.. West Nile sineğinin soktuğu 150 kişiden sadece birinde virüsü etkili oluyor, bilhassa 50 yaş üzerindekiler etkileniyorlar.. Bu sinek ayrıca soktuğu kuşları da öldürüyor..
Kaliforniya Sağlık Ekipleri buldukları ölü kuşlarda laboratuvar araştırmasında "West Nile" sineği virüsüne rastladılar.. Her türlü haşerat ilacına bağışıklı bu sinekten korunmak için ne yapmak lazım dersen, Amerika resmi makamları "Kısa kollu gömlek veya şort giymeyin" diyorlar.."
Bakar mısın, öldürücü Kongo Kenesine karşı bizim Sağlık Bakanı zamanında "Pantolon paçalarınızı çorabın içine sokun" demişti de, alay etmiştik adamla...
Bir de tabii durgun su birikintilerini kurutmak ve bölgede ilaçlama yapmak gerekli.. Ne diyeyim.. Galiba "West Nile" sineği Kaliforniya'dan sonra İstanbu'lu da vurdu..
Selam ve sevgiler, Safter.."


Şimdi İstanbul'da ne var, kimsenin haberi yok. Kimsenin de umurunda da değil..
Atanmışlar, Vali ve onun İl Sağlık Müdürü, Seçilmişler ve onun Sağlık Daire Başkanlığı, şikayetleri dikkate almıyor.
İncelemiyor, araştırmıyor. Tek kelime açıklama yapıp, vatandaşı uyarmıyor.
Şikayet olursa, sadece o adrese gidip, şişirme bir ilaçlama yapıyorlar. Laf ola, torba dola..
Yahu benim bahçemde larva tespit etmişsiniz. Benim bahçe Alkent'te.. Tüm Alkent'in ilaçlanması gerekmez mi?.
Alkent Yönetimi uyarılmaz mı?.
Benim bahçede larva öldü, peki komşu bahçelerdeki larvalardan çıkan sinekler benim bahçeye giremez, beni sokamazlar mı?. Bu ne aptal mücadeledir?.
Ey İstanbul Valisi!.
Ey İstanbul Belediye Başkanı..
Bu gaflet uykusundan uyanın..
O benim paralarımla maaş alan İl Sağlık Müdürü ve Belediye Sağlık Daire Başkanı'nı dürtün..
Bu sineği araştırsınlar..
Nedir, kökeni nedir, mücadele yolu nedir, sokulan vatandaş ne yapmalıdır, bi zahmet açıklasınlar..
Açıklasınlar ki, her gece kaşıntılar içinde kıvranıp uyurken, ertesi sabaha sağ salim kalkıp kalkmayacağımızı da bilelim..
Sevgili okurlar..
Ben, Amerika'nın tavsiyesini tekrar ediyorum..
Bahçelere şort ve kısa kollu gömlekle sakın ama sakın çıkmayın.. Mümkünse içerde oturun.
Kaşınmaya karşı, eczacınıza danışın.
Bir şeyler verir.
Hürriyet'te bir "Uzman Doktor" tavsiyesi okudum..
"Kaşınan yeri kaşıyın. Rahatlatır.
Ama kaşırsanız daha çok kaşınır.." Şaka değil, aynen böyle demiş uzman.
Aynen böyle yazmış gazete..
Bu yöneticiler ve bu medya ile daha çok kaşınırız.. Talihliysek de, kaşındığımızla kalırız..

***

Bu yazıma da zerre tepki olmadı, atanmış ve seçilmişlerden geçen yıl.. Şimdi bakalım, o felaket Afrika sineğinin ikinci istilasında, bu sene yöneticiler bir şey yapacak, hiç değilse, oturdukları klimalı odalarından cevap yazma zahmetine katlanıp, benim vergilerimle maaş alan basın bürolarına bir açıklama yaptıracaklar mı?.
Aman o açıklamayı, ajanslara göndermeyi unutmasınlar. Hepsi ayni ajanslardan, ayni haberlerle beslenen güya rakip gazeteler de, durumdan haberdar olur, iki satır yazarlar belki de, biz İstanbullular, haşır huşur kaşınırken "Yahu bakın bir sahibimiz varmış" der de avunuruz en azından..

*

TEBESSÜM

Sabah işe geldim. Patron "İyi günler" dedi.
Ben de eve döndüm!.

*

SEVDİĞİM LAFLAR

"Hastalandığında iyileştirilecek bir beden yoktur. Affedilecek bir hatıra, teşekkür edilecek bir geçmiş, temizlenecek bir zihin vardır."
Bert Hellinger (Felsefeci, Eğitimci ve Psikoterapist)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA