Yunan Başbakanı Miçotakis, sanki ülkesinin tüm sorunlarını halletti ve sanki Yunanistan'ı Almanya'nın ipoteğinden kurtardı da, şimdi Türkiye ile savaş çıkartmasına sıra geldi... Yunan karasularını 6 milden 12 mile çıkartma kararı, açıkçası Miçotakis'in kaşındığını gösteriyor. Doğu Akdeniz'e dönük heveslerini de Fransa'nın Macron'u körükledikten sonra sıra galiba Ege'ye geldi.
Düne kadar hasta sayısı tam 261 bin 194, vefat sayısı da 6 bin 163 olmuştu... Bu akşam bakın, daha da artmış olacaktır.
Nasihat para etmiyor. Yasaklar da etmiyor. Bu arada sünnet düğünü, kına gecesi gibi "etkinlikler" bazı illerde serbest, bazı illerde yasak... Şaka gibi...
Önceki akşam, NTV'de Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'la programda idik. İlk gözlemim... Karadeniz'deki tarihi doğalgaz keşfi ile birlikte tabii ki özgüveni pekişmiş, morali düzelmiş, sistematik saldırılara karşı direnci iyice artmış. İkinci tespitim... Sosyal ağlara sıkışan dedikodulara, sağın solun ne dediğine takılmadan kararlılıkla yoluna devam edecek.
Salgının başladığı ilk aylarda, hastalığa yakalananlar karantinaya alınıyor, sıkı takip ediliyor ve başka insanlara bulaşmasının önüne geçilmeye çalışılıyordu. İlk başlarda toplum bu karantina konusunda zorlanmış olsa da sonunda herkesin denetimlerle uymak zorunda kaldığına şahitlik ettik. Şu olay ise ne yazık ki çok yeni yaşandı:
"Üst kat komşularımız coronaya yakalanmış. O nedenle asönsörü onlar kullansın biz de merdivenleri kullanalım diye uyarı yaptık, yazı yazdık apartmana. Ancak Covid19'a yakalanan aile sürekli dışarı çıkıyor. Çocukları da bahçede diğer çocuklarla oynuyor. Denetim sıfır. Aile kendilerine karantinaya uyulmasını söyleyenlere, çocukları için uyarı yapanlara da büyük tepki gösteriyor. "
Anadolu'nun kapılarını açan Malazgirt Zaferi'nin 949'üncü yıldönümünü dün milletçe kutladık. Ancak aradan geçen dokuz buçuk asra rağmen Fetih Medeniyeti ile Haçlı sömürgecileri arasındaki mücadele hiç bitmedi.
Dünyanın 'jeo-politik merkezi'nde yer alan Anadolu yarımadası, geçmişte olduğu gibi bugün de hâlâ doğudan batıya güneyden kuzeye bütün bölgesel ve küresel hegemonya arayışlarının kaderini belirleyen en kritik coğrafya konumunda.
Hem de nasıl zor, sevgili dostum, Çebi Başkan!. Şu sıralar genç sevgililerle teknelerde, sahillerde, eğlence yerlerinde paparazzilere özel pozlar vererek nispet yapar gibi hayatın keyfini çıkaran Fikret Orman'ın bıraktığı Beşiktaş'a sahiplenen ve elini taşın altına koyan tek kişiydin.
Bilmediğin bir şey vardı. Orman enkaz da değil, bir dibi görünmez derin kuyu bırakmıştı. Kulübün tüm evrakları eline geçince anladın, dehşeti.. Yapacak fazla şey yoktu.
Türkiye'nin son 70 yıllık en büyük çıkmazı, güvenlik, savunma, enerji ve para gibi temel konularda "bağımsız" bir politika izleyememesiydi. Siyasi iktidarlar bunu ne zaman yapmaya kalktıysa başlarına olmadık işler geldi.
Halen de geliyor. Geliyor ama değişen de çok önemli bir şey var; Türkiye artık eski Türkiye değil ve kendi oyununu kuruyor.
Bunun son örneğini enerji alanında yaşıyoruz. Özellikle 2015'ten bu yana enerjide ciddi bir politika değişikliği söz konusu. Bir önceki Enerji Bakanı Berat Albayrak'ın temellerini attığı yılların özlemi "milli ve yerli" enerji ve maden politikası bir dönüm noktası oldu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan yarın kameraların karşısına geçse ve... Müjdeyi verse:
- Bilim adamlarımız Kovit- 19'un aşısını buldular.
Neler olacağını söyleyelim:
1. Dünya... Bayram yapar.
2. İçimizde... Çok kişi karalar bağlar... "Nedeni, Tayyip Bey takıntısı."
3. Madem ki aşı Erdoğan döneminde bulundu... Öyleyse... "Aşı olmayacağım" diyenler bile çıkar.
Hepimiz çocukluğumuzdan tanırız o duyguyu.
Yetersizlik nedir?
Gücünün yetmemesi nedir, biliriz.
Birçok şeyi istesek bile yapamayacağımızı biliriz.
Bu bir tür "aşağıda olma" hissidir.
Yani biliriz ki, yetişkinler üstündür, bizden "üstte"dir.
Tabii ki hayır. Hele ki böyle bir dönemde, hem de Türkiye'ye karşı savaş Yunanistan'ın istediği son şey olsa gerek.
Ezberden konuşmamak lazım. Yunanistan ile yaşadığımız bu yeni gerilim dönemi daha öncekilerden çok farklı. Evet Yunanistan hep Batı'nın şımarık çocuğu olmuş ve Türkiye'ye karşı kullanılmıştır. Yine şımarıkça hareketler yapıyor ve hakkı olmayan alanlarda hak iddia etmeye kalkışıyor.
Eleman birdenbire "Ne yapmaya çalışıyorum" sorusunun cevabını aramaya koyulmuş. Öyle diyor... Demek onca yıl ne yaptığını bilmeden malum "kitleye" algı operatörlüğü yapmış! Doğayla olabildiğine bütünleşecekmiş. Toprağın sakin ritminde yaşayıp ruhunu ve bedenini dengeleyecekmiş. Nirvana'ya erişecek zahir...
Hamdi Akın, 300 milyon lira yatırımla Türkbükü'nde inşa ettiği Bodrum Loft'un işletmesini, en başında yakın arkadaşı Sahir Erozan'a vermiş ve köyün adını Maçakızı Loft olarak değiştirmişti. Ancak Erozan, pandemiyi bahane edip işletmecilikten çekilmişti. Hamdi Akın, kendisini yarı yolda bırakan Erozan'a çok kızmış ve arkadaşlığını da bitirmişti.
Sezonun merakla beklenen dizilerinden Menajerimi Ara, Star ekranlarında izleyici ile buluştu. Güçlü oyuncu kadrosu ve her bölüme konuk olacak yıldızlarıyla tanıtımları büyük sükse yapmıştı. Ancak benim bir endişem vardı. Türkiye'de menajerlik sistemi, dizinin orijinalindeki kadar gelişmiş değildi ne yazık ki. Eğer birebir uyarlanırsa havada kalabilirdi. Nitekim yanılmadım. Dizi bana 'bilim kurgu' gibi geldi. Çünkü bizim ülkemizde ne bu denli profesyonel çalışan menajerlik şirketleri, ne de kibrini yenip kendini tamamen menajere teslim eden ünlü vardı.
Son zamanlarda çeşitli yaptırımlar ve kararlarla gündeme gelen Türk ve dünya futbolu önemli süreçlerden geçerken, kulüp başkanları farklı stratejiler ile ön plana çıkabilir.
İdilika'nın Mutfağı'nda bugün, çok uzaklara doğru bir yolculuk yapıyoruz. Artık Uzak Doğu lezzetlerine ulaşmak zor değil. Çok basit gündelik malzemeler ile Uzak Doğu mutfağına ait yemekleri evlerinizde yapabilirsiniz. Bugünlük benden bu kadar. Bana istediğiniz zaman idilikaninmutfagi@ sabah.com.tr adresinden ulaşabilirsiniz. Mutlu sofralarda buluşabilmek dileği ile.