Fena hâlde uyduruk bir takvim bu...
Ama bizi cenderesinde sıkıp duruyor.
Söyleyin bakalım, yılın ilk gününe nasıl uyandınız?
Var mı bir fark?
Yok, değil mi?
Hatta biraz farklı bir iç daralmasıyla uyandınız...
Aldırmamıştınız ama medyaymış, eşmiş dostmuş havaya soktu; beklentiler, dilekler, vd.
Eh, sabahına da anksiyetesi bastırıyor tabii...
***
Ya da Gazze mitingine gittiniz...***
Hayatlarımızın değişmesi mi?***
Dijitalleşen paranın irademizi sıfırlamaya kapı açtığını...***
Yapay zekâ şöyle, yapay zekâ böyle derken bu yıl hayatımızın başköşesine geçiverdiğini göreceğiz...***
Uzaktan alışveriş sitelerine bağımlı hâle gelmiş, canı sıkılınca bir mutfak bezi sipariş edip mutlu olduğunu sanan...***
Gelecek, gelecek, gelecek...
Dilimizden hiç düşmüyor.
Geldi çoktan...
Hem hep var mıydı gelecek?
Öte dünya vardı, mahşer vardı; hesap günü vardı...
Gelecek başka bir şey...
Birileri "geleceği kapitalizm keşfetti" demişti, haklıydı.
Asıl derdimiz bu...
Kurtulsak da şundan...
Günlük hayatımıza dönsek keşke!
***
NOT DEFTERİ
Garson masama yaklaştı. Çayınız. Afiyet olsun. Bu da simit. İki şeker. "Karıştır çayını zaman erisin." (ÖMER FARUK DÖNMEZ / Hamza)