Türkiye'nin en iyi haber sitesi

BERCAN TUTAR

İran seferberliği: Kurtarma değil pay alma yarışı

Sesli dinlemek için tıklayınız.

İran'a müdahale artık bir zaman meselesi. Unutmayalım ki "emperyal paylaşımlar" savaşlardan sonra değil öncesinde yapılır. Genelde savaşlar, büyük güçler arasında uzlaşı yapıldıktan sonra çıkar. İran'a yönelik emperyalist stratejilerin şimdiye kadar devreye girememesinin nedeni, büyük güçler arasındaki giderilemeyen pürüzlerdi.
Fakat şu an büyük küresel dizayn hakkında Rusya, AB, Çin ve ABD ile diğer bölgesel aktörler arasında yeni bir jeopolitik bölüşme, nüfuz ve güç dağıtımında konsensüs sağlanmış görünüyor.
Türkiye başta olmak üzere bazı bölge ülkeleri İran'a müdahaleye karşı çıkarken diğerleri ise ortaya çıkacak yeni bölgesel kaostan dolayı çekinceli davranıyor. Ne var ki Batılı ve Doğulu ülkelerin yoğun diplomasi mekiğinden anlaşılıyor ki İran rejimi için hüküm çoktan verilmiş.
Bu bağlamda İran'a en büyük desteği veren Çin, Hindistan ve Rusya gibi ülkeler belli tavizlerle veya yeni anlaşmalarla bu yeni sürece rıza göstermeye ikna edildi veya ediliyor.

***

Avrupa Birliği (AB) İran'ın en kritik müttefiklerinden Hindistan ile önceki gün tarihi bir serbest ticaret, savunma ve stratejik anlaşma imzalarken İngiltere Başbakanı Keir Starmer da Trump politikalarının Batı ittifakını sarstığı dönemde Çin'de bulunuyor.
Starmer'ın ziyareti Batılı ve bizim yerli ajanslar tarafından "İngiltere Başbakanı, ABD Başkanı Donald Trump'ın tarife politikası ve tek taraflı siyasi adımlarıyla Batılı müttefiklerini yabancılaştırdığı bir dönemde, Batı ittifakının jeopolitik rakibi konumundaki Çin'e resmi ziyarette bulunacak" yorumuyla veriliyor.
Kısmen doğru bir tespit. Fakat bu "kasıtlı tespit" jeopolitik resmin büyük bölümünü de perdeliyor. Atlantik'in iki yakası ile Batı dışı dünya (Türkiye, Rusya, Çin ve Hindistan) arasında yeni bir uzlaşı ve ilişkileri stratejik düzeyde yeniden dizayn politikası devrede.
Ukrayna'da istediğini alan Rusya ve Avrupa ile ticaret kapıları açılan Çin'in Grönland, Suriye, Venezuela konusundaki stratejik sessizliği İran dosyasında da devam ediyor. Bu bağlamda Pekin'in İran tavizine karşı ABD, Çin'in Avrupa ile ticari ilişkilerini geliştirmesine göz yumuyor. Brüksel- Yeni Delhi paktı ile Starmer'ın Pekin çıkarması ve Kanada'nın Çin çıkışları bu mercekten okunmalı.

***

Tam da burada İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın müttefiki sayılan Pekin ve Moskova yerine bölge ülkeleriyle yoğun görüşmeleri dikkat çekiyor. Böylesi kritik jeopolitik süreçlerde sosyolojik, mezhebi ve etnik endişeler ile ahlaki ve insani kaygılar aşılması gereken önemsiz birer istatistiki veriye veya güdümlü birer toplumsal silaha dönüşüyor.
Venezuela'dan sonra İran'da da bu kaba çıkar yaklaşımını aratmayan determinizmi görüyoruz. Uzlaşan büyük güçlerin çıkarlarını maksimalize ettiği bu süreçte İran'a müdahale ve rejimi değiştirme artık bir imkândan çok bir zaman meselesi gibi algılanıyor.
Zaten ABD'nin diplomasiden çok askeri seçeneği öne çıkarmasından da anlaşılıyor ki genel uzlaşma sağlanmış. İran'daki rejimin kalemi kırılmış görünüyor. Bütün aktörler mukayeseli üstünlüklerini kalıcı avantajlara ve kazanımlara dönüştürme gayreti içinde. Hâliyle yoğun seferberlik İran'ı kurtarmaya değil daha çok yıkma ve yıkıldıktan sonra ortaya çıkacak pastadan bir pay alma yarışından başka bir anlama gelmiyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.