ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırı hazırlığını bu kadar rahat yapabilmesinin iki önemli nedeni var. İlki ambargo altındaki rejimin uyguladığı sert uygulamalara ekonomik sıkıntıların da eklenmesiyle halkın artık isyan noktasına gelmesi. Son protesto dalgasında rejim güçlerinin sergilediği şiddet halk ve devlet arasındaki toplumsal sözleşmeyi zedeledi.
Dış baskılara ve saldırılara karşı hep devletinin yanında duran halk olası bir yabancı müdahalede artık harekete geçemeyecek kadar sosyopsikolojik hayal kırıklığı içinde. Rejimin düşmanları da bunun farkında. O nedenle ABD şölen havasında saldırı hazırlıklarını sürdürüyor.
Bu iç faktörün yanında İran'ın iki önemli dış müttefiki Rusya ve Çin'in izlediği ihanet stratejisi de ABD'nin çok rahat hareket etmesini sağlıyor. Zira Batı'nın kuşatmasını aşmada İran'ı bir koz olarak gören Rusya ve Çin, şimdi rejime destek vererek ABD ile çatışmaktan kaçınıyor. Bir bakıma toplumsal bütünlüğü bozulmuş bir rejimi savunmayı 'yararlı' bulmuyorlar. Rusya ve Çin de rejimin miadını doldurduğuna inanıyor.
***
Moskova'nın Tahran'ı Batılı ambargoları aşmada, Ortadoğu'da Batı etkisine karşı denge oluşturmada ve savunma sanayisini beslemede diplomatik bir manivela olarak gördüğünü unutmamak lazım. Haliyle göstermelik 25 yıllık stratejik anlaşmalara ve askeri tatbikatlara aldanmamak lazım. Rusya için İran hiçbir zaman vazgeçilmez bir müttefik olamadı. Dolayısıyla İran'ın kalemi 2025'teki Alaska Zirvesi'nde kırıldı. Ukrayna krizinde Rusya'nın taleplerini karşılayan ABD karşılığında da Venezuela, Suriye, Zengezur Koridoru, Orta Asya ve İran'da istediği tavizleri kopardı.