ABD Başkanı Donald Trump, perşembe sabahı Fox News ile yaptığı telefon görüşmesinde Venezuela'da Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu devirme operasyonu ile nasıl Amerikan şirketlerine 'petrol akışını sağladıysa' benzer şekilde Hark Adası ve İran'ın enerji kaynaklarını da kaba kuvvet kullanarak ele geçirip Amerika'yı zenginleştireceğinden bahsediyordu.
İştahla konuşuyordu: "Benim tercihim zaten her zaman Hark Adası'nı almak oldu. Venezuela'da bunu başardık. Venezuela herkes için harika sonuç verdi. Milyonlarca varil petrol çıkardık. Bunları Houston ve Louisiana'ya getirdik. İnanılmaz rafinerilerimiz var. Günde 24 saat çalışıyorlar. Büyük bir servet kazanıyoruz."
Ancak akşam saatlerinde fikir değiştiren Trump, sanki sabah işgalden bahseden kendisi değilmiş gibi bu kez "Bugün İran ile savaşı bitirdik. İran anlaşması hafta başında Avrupa'da (Cenevre) imzalanacak. Hürmüz açılacak. Hark Adası operasyonu artık gündemde değil" diye konuştu.
Elbet Trump'ın bu açıklamaları kimseyi şaşırtmadı. Zira İran savaşında ateşkesin yürürlüğe girdiği 8 Nisan'dan bu yana füzelerden çok her iki tarafın da söz düellosuna maruz kalıyor dünya.
***
Oysa çarşamba günü yaşanan karşılıklı saldırılardan sonra gözler ABD'nin Hark Adası'na yönelik harekâtına çevrilmişti. Zira ABD Başkanı Trump, İran'ın
petrol ihracatının yüzde 90'ının yapıldığı Hark'ı işgal etme planlarını mart ayından beri hazırlamıştı.
Ancak askeri yetkililerin İran'ın döşediği
anti-personel ve zırhlı araç mayınları nedeniyle çok sayıda Amerikan kaybından endişe etmesi üzerine bu seçenek rafa kaldırılmıştı.
İran ile 'harika bir uzlaşmaya' varıldığını açıklayan Trump, Hark operasyonunu ikinci kez ertelemek zorunda kaldı.
Anlaşmanın olgunlaşma aşamasına geldiğinin altını çizen ABD Başkanı "İran liderinin kabul ettiğine inanıyorum. İran'daki herkes bu konuda mutabık kaldı" diyerek anlaşmayı ne kadar çok istediğini gizlemiyor.
Amerikan ve Avrupa medyası da
Cenevre'ye şimdiden 'diplomatik barış sevkiyatı'nın başladığını, hava kuvvetlerine ait
dört adet C-17 nakliye uçağının Başkan Yardımcısı
JD Vance'ın bugün imzalayacağı tarihi Mutabakat Zaptı'nın (müzakere metninin) hazırlıkları için Avrupa'ya hareket ettiğini yazdı.
***
Bütün bu gelişmeler saatler önce Hark Adası'nın ve İran'ın petrol tesislerinin hedef alınacağı yönündeki sert söylemlerin ardından geldi. Ancak
İran temkinli tutumunu koruyarak nihai metin üzerinde kesin bir mutabakata varılmadığını söylüyor.
Peki,
ABD ve İran'ın imzaladığı Mutabakat Zaptı neleri içeriyor?
İran ve bölge medyasına göre 14 maddelik anlaşmada yaptırımların kaldırılması, ABD'nin İran çevresindeki askeri güçlerini çekmesi, İran'a 300 milyar dolar ödenmesi ve deniz ablukasına son verilmesi taahhütleri bulunuyor.
Füze programı müzakere metninde yer almıyor.
Batı medya organları ise
İran'dan farklı bir uzlaşma metni yayımladı. Batılı metinlerde daha çok Hürmüz'ün açılması, nükleer program ile ekonomik konular öne çıkıyor.
Bu kapsamda öncelikle petrol yaptırımlarının kaldırılması ve İran'ın dondurulmuş fonlarını serbest bırakılması öngörülüyor.
İsrail'in devre dışı bırakıldığı müzakere metninde nihai anlaşmanın imzalanacağı 30 gün içinde
ABD'nin ablukayı kaldırması, İran'ın da Hürmüz Boğazı'nı '
yeni düzenlemelere' göre gemi trafiğine açması bekleniyor.
Hâsılı kelam
ulusal, bölgesel ve küresel reel-politik determinizm taraflara anlaşmayı dayatıyordu zaten. Haliyle ateşkesten savaşın eşiğine ve oradan da yeniden diplomatik çözüme doğru yaşanan
son dalgalanmalar Cenevre'de artık durulacak gibi görünüyor.
Eğer İsrail'in karşı çıktığı bu uzlaşı hayata geçerse 30 gün sonra herkes
post-siyonist bir dünyaya uyanacaktır. Gidişat bunu gösteriyor.