Elon Musk'ın Ukrayna savaşının kaderini değiştiren Starlink uydu ağı ile ilgili çevresine söylediği "Savaşta nasılım?" sorusuna istihzayla yaklaşanların çoğu işin ciddiyetini yavaş yavaş kavramaya başladı. Çok kısa sürede yapay zekâ destekli İHA'ların ve otomasyonda sınır tanımayan askeri teknolojilerdeki ilerlemelerin sadece savaşın değil barışın da kurallarını yeniden yazdığı bir döneme geçtik.
Askeri alandaki yapay zekâ yarışı iç ve dış sınırları birleştirerek uluslararası yönetişimi bir tercih alanından çıkarıp bir mecburiyete dönüştürüyor. Haliyle dünya küresel iç politika diyebileceğimiz bir aşamaya giriyor. İç ve dış politika alanları arasındaki çizgiler bu nedenle giderek silikleşiyor.
Bu nedenle farklı bölgelerdeki savaşları ayrı ayrı ele alamıyoruz. Gazze soykırımı ve Lübnan'a saldırılar ile Ukrayna ve ABD-İran savaşının iç içe geçtiğini görüyoruz.
Musk'ın Kiev'e Rusya içine yönelik dron saldırılarında Starlink'i kullanma izni vermesinden sonra cephedeki ivme Ukrayna lehine dönmeye başladı. Benzer şekilde İran'ın düşük maliyetli intihar dronlarıyla ABD ve İsrail'i zorlayan saldırıları yapay zekâ çağında konvansiyonel askeri üstünlükleri anlamsız hale getiriyor.
***
Bu bağlamda
siyaset ve stratejinin kapasitesi makinelerin hızına yetişemiyor. Nitekim
2026 Küresel Barış Endeksi raporu sıcak cephelerdeki değişimin ve savaşların mahiyetine dair dönüşümün boyutunu çarpıcı şekilde ortaya koyuyor. 2018 yılında kayıtlara geçen insansız hava aracı (İHA) saldırılarının sayısı
364'ten 2025 yılında 42 bine yükselmiş. Yedi yıl içinde
115 katlık bir artış söz konusu.
Bu tabloya
ABD ve İsrail'in İran ile savaşındaki rakamlar dâhil değil. Hürmüz krizindeki istatistikler de eklenince
İHA saldırılarının savaşlardaki devasa ağırlığı çarpıcı şekilde ortaya çıkacaktır. Bu yüzden olsa gerek
bütün büyük güçler ordularını yeniden yapılandırıyor. Rusya Starlink'e karşı kendi
Rassvet uydularını geliştiriyor.
Spacex'in Starlink internet ağına alternatif olsun diye.
İran'ın ucuz maliyetli füzeleri ve İHA'larıyla baş edemeyen ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı
CENTCOM da çareyi ilk çok uluslu '
tek yönlü saldırı insansız hava aracı (İHA) görev gücü' kurmakta arıyor.
Haliyle yapay zekâ çağında iç içe geçen savaşlar bize şunu gösteriyor.
Şiddet tekeli artık kimsenin uhdesinde değil. Konvansiyonel üstünlüğünüz
istediğiniz gibi at koşturacağınız anlamına gelmiyor. Ukrayna ve İran'da görüldüğü üzere üstün askeri rakiplere verilen
asimetrik yanıtların tahribatı hayli yüksek olabiliyor. Kimse artık
orantısız güç kullanmakta rahat olamıyor.
***
Zira
teknolojiye ulaşmak zor değil.
Sensörler ucuzladı, saldırı platformları çoğaldı, askeri veriler yoğunlaştı, hedefin tespiti ile vurulması arasındaki süre kısalırken aşılamazlık ve görünemezlik tarihe karışıyor.
Dolayısıyla kimse dokunulmaz ve karşı konulamaz değil artık. Konvansiyonel hatta nükleer üstünlük bile bir yerde
güçlü orduların 'Aşil Topuğu'na dönüşüyor. Zayıfların ve yükselen güçlerin lehine dönen bir askeri teknoloji çağına giriyoruz. Bu da ister istemez dünyayı, dron ve füze teknolojisindeki atılımlarıyla
yeni askeri teknolojilerdeki devrimin öncüsü Türkiye'nin durduğu çizgiye ilerlemeye zorluyor.
Bu bağlamda
Türkiye'nin savunduğu yeni paradigma başta bölgemiz olmak üzere küresel çapta bir trende dönüşüyor. O paradigma da yeni askeri teknolojilerin
"savaşların körüklemesinden çok barış ve istikrarın inşasında" kullanılmasıdır.
Türkiye'nin
Suriye, Libya, Irak, Ukrayna, İran, Somali, Sudan ve Karabağ'da izlediği stratejiler bu yeni paradigmanın birer pratiğidir. Hâsılı kelam,
sorun veya çözüm yapay zekâda değil, aksine onu yapan ve kullanan insanın sahip olduğu
tasavvur ve formasyonun mahiyetindedir.