Türkiye'nin en iyi haber sitesi

BERCAN TUTAR

Amerika’nın ‘Kara Eylül’leri...

Sesli dinlemek için tıklayınız.

Dün, dünyanın çehresini değiştiren 11 Eylül 2001 saldırılarının 25'inci yıldönümüydü. Bugün ise Türkiye'nin tarihi gidişatını alt üst eden 12 Eylül 1980 darbesinin 46'ıncı yıldönümü. Şu anki dünya ve ülkemiz bir bakıma bu iki tarihi kırılmanın izleriyle dolu. 12 Eylül darbesi Türkiye'yi de aşan küresel ve bölgesel bir projeydi. Darbe, 1980'lerdeki Büyük Avrasya Projesi kapsamında yapıldı. Bu projeyle ABD, SSCB'ye yönelik kuşatmada Türkiye'yi cephe ülkesi ve soğuk savaşın jandarması şeklinde konumlandırdı.
Ülkemizi vesayet altına almak için doğuda PKK, batıda FETÖ terör örgütleri palazlandırıldı. Bunda başarılı da oldu. 1979'daki SSCB'nin Afganistan işgali ve İran Devrimi sonrası ABD, Sovyet Rusya'yı çevrelemede İslam dünyasını yanına çekmek üzere Yeşil Kuşak projesini hayata geçirdi.
12 Eylül 1980 darbesi bu hedef kapsamında yapıldı. Nitekim 12 Eylül darbesinden 10 gün sonra yani 22 Eylül 1980'de de sekiz yıl süren İran-Irak Savaşı başla(tıl)dı. İki terör örgütü ve bir cunta idaresiyle Türkiye artık her açıdan emperyal merkezin kontrolü altındaydı. Haliyle 12 Eylül darbesiyle dizayn edilen Türkiye'nin kritik bir bileşeni olduğu kuşatma projesi başarıya ulaştı ve SSCB 1991'de dağıldı.

***

Bu kez Rusya'yı renkli devrimlerle çevreleme ve geriletme stratejisi devreye sokuldu. Bu proje de başarılı oldu. 1991'den 2001'e kadar Rusya kademeli olarak SSCB'nin egemen olduğu Balkanlardan, Doğu Avrupa'dan Kafkasya'dan, Orta Asya'dan ve Ortadoğu'dan çıkarak kendi coğrafyasına doğru çekildi. ABD, 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra emperyal stratejisini bu kez "terörle savaş" adı altında daha ileri bir aşamaya taşıdı.
Rusya ile birlikte Ortadoğu'yu da Asya, Afrika ve Latin Amerika'yı da dizayn etmeye kalktı. Kendini artık Yeni Roma olarak görüyordu. 'Terörle savaş'ta istediğini tam elde edemeyen ABD hâlâ pes etmiş değil. Nüfuzu azalan ABD, elindeki en etkili silah olan 'kaos stratejisi'ni Ukrayna, Gazze ve İran'da devreye sokarak yeniden güç kazanmaya çalışıyor. Kazanıyor da!
Unutmayalım ki krizlerden beslenen bir ülkedir ABD. 1950 Kore Savaşı, 1956 Süveyş Krizi, 1980 Irak-İran Savaşı, 1990 Kuveyt işgali, 1992 Bosna Savaşı, 1999 Kosova Savaşı, 11 Eylül 2001 saldırıları, 2010 Arap Baharı ve son olarak Ukrayna, Gazze ve İran krizler netice itibarıyla ABD'nin yeniden güç devşirdiği birer 'tasarlanmış yaratıcı kaos' projesidir.

***

Kore savaşı Asya'daki varlığını tahkim eden ABD, 1956'daki Süveyş Krizi ile İngiltere, Fransa ve İsrail'i devre dışı bırakarak Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Akdeniz'deki nüfuzunu genişletti. 23 Ocak 1980'deki Carter Doktrini ile ABD, Fas'tan Basra Körfezi'ne, Hazar'dan Aden Körfezi'ne uzanan bölgeyi hegemonya alanı ilan etti.
İlginçtir Carter Doktrini'nden bir gün sonra 24 Ocak 1980 kararları ile Türkiye ekonomik paradigmasını değiştirerek neoliberal sisteme geçti. Ardından 12 Eylül 1980 darbesiyle Türkiye, ABD'nin istediği askeri ve siyasi formata sokuldu. Soğuk Savaş zaferinden sonra ABD, Ortadoğu'daki en güçlü hegemon konumuna ulaştı.
Ardından sıra Körfez'e geldi. 1991'deki Körfez Savaşı ile Körfez ve Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğini pekiştirerek enerji jeo-politiğinde Asya ve Avrupa'yı domine etmeye başladı. ABD 1990'larda bir yandan da Balkanları da dizayn ediyordu. Bosna'da Sırpların soykırımlarını 1992'den 1995'e kadar izledi, sonra müdahale etti. Şimdi Gazze'de yaptığı gibi. Benzer senaryoyu 1999'daki Kosova Savaşı'nda da izledi. Bu sayede Balkanlar'daki gücünü sağlamlaştırdı.
11 Eylül 2001'den sonra da İslam dünyasını yeniden dizayn etti. Afganistan ve Irak'ı işgal etti. Ardından 2010'daki Arap Baharı dalgasıyla Libya, Suriye, Mısır ve Yemen'e el attı. Şimdi ise Amerikan yönetimi Ukrayna, Gazze ve İran projeleriyle hedefine ulaşmaya çalışıyor. Neye mal olursa olsun küresel hakimiyet projelerinden vazgeçmiyor. Metodunu, yöntem, tarz, söylem, retorik ve stratejisini değiştirse de emperyal hedefleri hep aynı kalıyor. Şu anki en önemli fark ABD'nin yeni emperyal stratejisinde İslam dünyası, Rusya ve Çin kadar artık İsrail ve Avrupa'nın da hedef tahtasında yer almasıdır.

Google Haberler'de tüm gelişmeleri tek kaynakta görmek için Sabah'ı takip edin.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA