Gazozun gazı kaçtı... Tüpten çıkan diş macununu yeniden tüpe sokmanın imkânı yok... Yol, ayrılık yolu.
Ayrılan Yollar diye sinema filmi yapıldı. Şarkısı bile var.
Roman... Evet, roman da yazıldı.
CHP'nin durumu... İnsanın aklına, Kaptanzade Ali Rıza Bey'in bestesini getiriyor:
"Kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgârına,
Ey ufuklar diyorum, yolculuk var yarına."
***
İstifa... 40-60 bandında
Eğer... Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi'nin mutlak butlan kararı verdiği gün... 21 Mayıs 2026'da...
Ayrılık kararı alınsaydı... CHP'nin 138 milletvekilinden 100'ü istifasını verirdi.
Aradan geçen zaman çok şeyi değiştirdi.
Yarın yeni bir parti kurulacak olsa... Gözlemimiz... Yaptığımız görüşmelerden edindiğimiz izlenim:
CHP'den kopacak milletvekili sayısı 40 ile 60 bandında kalır.
***
Hazırlık... Tam gaz
Özgeçmişler... Diplomalar... Fotoğraflar hazırlanıyor.
Yeni partinin kurucuları ile ilgili hazırlıklar devam ediyor... Tam gaz.
Kurucu olması düşünülen isimler aranıyor: "Diplomanı... Özgeçmişini... Fotoğrafını hazırla."
Kurucu sayısı kaç olacak?
Sayı yüksek tutulursa... Kamuoyunda olumlu hava yaratır... Fakat...
Fazla kurucu daha sonrası için büyük sorun... Hepsi de milletvekili olmak ister.
***
Karpuz
Kemal Kılıçdaroğlu, yeniden Genel Başkan seçildiği 2020 kurultayında, "Bir elin nesi var, iki elin sesi var" diye konuşunca... Herkesi kucaklayınca... Salonda alkış tufanı yaşanmıştı.
Kılıçdaroğlu... Devam etmişti: "Oysa bizde iki el değil, milyonlarca el var."
Alkış... Alkış... Alkış.
Kılıçdaroğlu... Kurultay tutanaklarından:
"Hep birlikte çalışacağız... Hoşgörü... Sevgi... Ayrışmanın değil, beraber olmanın yanındayız."
Ve... Genel başkan seçimi...
Delege sayısı 1318... Kılıçdaroğlu'nun aldığı oy 1251.
Aradan 6 yıl geçti... Bugün CHP'nin durumu... Tam da Özgür Özel'in söylediği gibi.
İkiye bölünmüş karpuz.
***
Siyasette 'marka değeri'
Türkiye'de siyasi parti sayısı... 189.
Tam bir enflasyon... Hem de yüksek enflasyon.
189 partiden çoğunun adını kimse bilmez.
Bir kısmı... Tabela partisi. Tabelayı indir, farkına varan bile olmaz.
Bir kısmı lider partisi. Genel başkan istifa etsin, parti ortada kalmaz.
Bir de... Marka değeri... Plaka değeri yüksek siyasi partiler var.
Liderlik, şu veya bu nedenle boşalır... Yenisi seçilir... Parti, yoluna devam eder.
CHP... Bir asrı devirmiş bir köklü çınar... Marka değeri yüksek... Siyasi deprem de olsa, sel de yaşansa, yara da alsa... CHP, CHP'dir... Kan kaybeder ama yoluna da devam eder... Yok olmaz... Eriyip tükenmez.
Unutmadan...
Türkiye'de marka değeri olan siyasi parti sayısı, bir elin parmaklarını geçmez.
***
Siyaset... İşte böyle bir şey
Kemal Kılıçdaroğlu'nun ilk kez CHP Genel Başkanı seçildiği kurultayı düşünüyoruz... 2010.
Kurultay salonunda dev bir pankart vardı: "Umudun adı Kemal."
Salonda... Zonguldak'tan gelen maden işçileri... Başlarında baretleriyle.
Delegelere dağıtılan kırmızı karanfiller.
Alkışlar... Sloganlar... Sevinç gözyaşları.
Sonra... Aylarca süren Kılıçdaroğlu güzellemeleri...
Önce "Gandi Kemal" denildi.
Ardından "Gorbaçov Kemal." Bitmedi... "Devrimci Kemal... Piro." Bitmedi... "Kureyşan ocağından, Seyyid soyundan Kemal" denildi.
Bunları söyleyen sokaktaki insan değildi...
Anlı şanlı, tanınmış isimlerdi... Kimi siyasetçi, kimi sanatçı, kimi... Say say bitmez.
Ve... 2026... Butlan kararı sonrası... Koro bağırmaya başladı... Koronun içinde daha önce Kılıçdaroğlu'na övgü yarışına girenler de var... Hem de oldukça fazla.
Neler denilmiyor ki?
"Hain Kemal."
"İşbirlikçi Kemal."
"Sarayın adamı Kemal."
''Maşa Kemal.''
''İşgalci Kemal.''
''Kayyumdaroğlu Kemal.
'' Bitmedi... Dahası var... Ama bu kadarı yeter sanırız.
***
Özal ne demişti?
Karpuz dedik de aklımıza geldi.
Turgut Özal... Rahmet istedi... Demişti ki:
"Siyaset, karpuzu patlatmadan kamyondan indirmektir."
CHP... Karpuzu patlattı.
***
Dünden bugüne.. Kopuşlar
Cumhuriyet Halk Partisi... Kurultayların efendisi.
Her dönemde tartışmalar oldu... Hatta kavgalar.
Ama sonunda orta yol bulunmuştu... Yüz yüze bakılmıştı... Aynı çatı altında kalınmıştı.
Ama şimdi... Parti içi çatışma öylesine keskin ki... Parçalanma kaçınılmaz.
Unutmadan...
Geçmişte de bölünme/kopma yaşanmadı değil.
Örneğin... Profesör Turhan Feyzioğlu ile arkadaşları... Büyük kopuş.
Örneğin... CHP Genel Sekreterliği, İsmet İnönü Hükümeti'nde Başbakan Yardımcılığı yapan Kemal Satır ile arkadaşlarının kopuşu.
O dönemleri iyi biliyoruz... Yaşadık... Yazdık... Hiçbirinde de şimdiki gibi belden aşağı vuruşlar... Ağır hakaretler olmamıştı.
Hele hele... Akçeli konular hiç ama hiç konuşulmamıştı.
***
Şiir... Orhan Veli'den
Dolaştığımız yerlerde edindiğimiz izlenim şu ki:
Yeni parti kurulurken, CHP'den ayrılacak belediye başkanı yüzdesi, yeni partiye geçecek olan milletvekili yüzdesinin altında.
Hem de oldukça altında.
Noktayı... Orhan Veli'nin Kitabe-i Seng-i Mezar şiiriyle koyalım:
"Hiçbir şeyden çekmedi dünyada
Nasırdan çektiği kadar;
Hatta çirkin yaratıldığından bile
O kadar müteessir değildi;
Kundurası vurmadığı zamanlarda
Anmazdı ama Allah'ın adını,
Günahkâr da sayılmazdı.
Yazık oldu Süleyman Efendi'ye."
CHP de... Benzetmek gibi olmasın ama...
Hiçbir şeyden çekmedi dünyada, parti içi çekişmelerden çektiği kadar.