Market rafında iki domates yan yana duruyor. Biri geleneksel, diğeri organik. Organik olan daha pahalı, etiketi daha iddialı, görüntüsü daha "sağlıklı". Peki gerçekten daha fazla vitamin, mineral ve besleyici madde mi içeriyor?
Cevap düşündüğümüz kadar basit değil.
PESTİSİT DAHA AZ, BESİN FARKI SINIRLI
Organik gıdaların en belirgin avantajı, genellikle daha düşük sentetik pestisit kalıntısı içermeleridir. Organik beslenmeye geçildiğinde bazı pestisitlerin vücuttaki metabolitlerinin kısa sürede azaldığını gösteren çalışmalar vardır.

Ancak "pestisit daha az" demek, otomatik olarak "vitamini daha fazla" anlamına gelmez.
Bugüne kadar yapılan geniş değerlendirmelerde organik sebze ve meyvelerin vitamin ve mineral içeriğinin geleneksel ürünlerden sürekli ve belirgin şekilde daha yüksek olduğu gösterilememiştir.
Bazı organik ürünlerde C vitamini, polifenoller ve çeşitli antioksidanlar bir miktar yüksek bulunabilir. Fakat bu fark ürüne, toprağa, iklime, hasat zamanına, saklama koşullarına ve ölçüm yöntemine göre ciddi biçimde değişir.
Yani her organik domates, geleneksel domatesten daha besleyici değildir.
ASIL BELİRLEYİCİ ETİKET DEĞİL, TAZELİK
Bir sebzenin besin değerini yalnızca nasıl yetiştirildiği belirlemez. Hasattan sonra geçen süre de çok önemlidir.
Dalından yeni koparılmış geleneksel bir sebze, günlerce depoda ve nakliye aracında beklemiş organik bir sebzeden daha besleyici olabilir.
Vitamin kaybını hızlandıran başlıca faktörler şunlardır:
Uzun depolama süresi
Isı ve ışık
Sebzenin kesildikten sonra bekletilmesi
Suda uzun süre tutulması
Aşırı pişirme
Kısacası "organik mi?" sorusu kadar "ne kadar taze?" sorusu da önemlidir.

ORGANİK ET VE SÜT FARKLI OLABİLİR Mİ?
Organik hayvancılıkta hayvanların beslenmesi, yaşam koşulları ve antibiyotik kullanımı daha sıkı kurallara bağlıdır.
Bazı araştırmalar organik süt ve ette omega-3 yağ asidi oranının biraz daha yüksek olabileceğini düşündürüyor. Ancak bu farkın sağlık açısından büyük ve kesin bir üstünlük oluşturduğu henüz kanıtlanmış değildir.
Organik üretimin daha önemli katkısı, hayvanlarda rutin antibiyotik kullanımını sınırlaması ve antibiyotik direnciyle mücadeleye destek olması olabilir.
ORGANİK BESLENMEK HASTALIKLARDAN KORUR MU?
Organik beslenen kişilerde bazı araştırmalarda daha düşük obezite, diyabet veya bazı kanser riskleri bildirilmiştir.
Fakat burada önemli bir karışıklık vardır.

Organik gıda tüketen kişiler genellikle daha fazla sebze ve meyve yer, daha az sigara içer, daha fazla egzersiz yapar ve sağlıklarına daha çok dikkat eder. Dolayısıyla görülen faydanın ne kadarının organik gıdadan, ne kadarının genel yaşam tarzından kaynaklandığını ayırmak kolay değildir.
Bugün için organik gıdanın tek başına ömrü uzattığını veya kronik hastalıkları kesin olarak önlediğini söylemek mümkün değildir.
ORGANİK DEĞİLSE YEMEYELİM Mİ?
Kesinlikle hayır.
Organik ürün bütçenizi zorluyorsa geleneksel sebze ve meyveyi gönül rahatlığıyla tüketebilirsiniz.
Çünkü sebze ve meyve yememenin zararı, üzerlerinde izin verilen sınırlar içinde bulunabilecek pestisit kalıntılarının oluşturduğu olası riskten çok daha büyüktür.
Ürünleri akan su altında iyice yıkamak, dış yapraklarını ayırmak, gerektiğinde kabuklarını soymak ve beslenmede çeşitlilik sağlamak maruziyeti azaltabilir.

OSMAN HOCA TAVSİYESİ
Organik ürün tercih edebiliyorsanız özellikle sık tükettiğiniz, kabuğuyla yediğiniz ve iyi yıkanması zor olan ürünlerde organik seçmeniz makul olabilir.
Ama bütçeniz sınırlıysa önceliğiniz organik etiketi değil, sebze ve meyve çeşitliliği olsun.
Unutmayın:
Organik elma faydalıdır.
Geleneksel elma da faydalıdır.
Elma yerine paketli kek yemek ise organik tartışmasının çok ötesinde bir problemdir.
Sonuç olarak organik gıdalar bazı avantajlara sahip olabilir; fakat her zaman daha besleyici değildir. Sağlığı asıl belirleyen, tek bir etiket değil, tabağın bütünü, ürünün tazeliği, çeşitliliği ve ne kadar işlendiğidir.