Sabah'ın Google dosyası internette tartışılmaya devam ediyor. Olumsuz bakanlar bize birinci gün, 'sansürcü', ikinci gün 'vergi kaçırana sahip çıkan!' dedi. Anlamaya çalışanlar ise ortak noktalar buldu. Biz de diyoruz ki, iki taraf da Türkiye için bir şeyler düşünüyor. Birinci pencerede, siyaset ve regülasyon var. Her iki kurum da "Ben kapatmadım. Ben de yasakları istemiyorum" diyor. Ancak kapatma kararı ortada. Bu fiili durumun ortadan kalkması için iki kurumun adım atması bekleniyor. Onlar geleneksel medyanın saldırısı altındalar. Kanun değişirse yerine ne koyacaklarını pek kestiremiyorlar. Üstelik Google'ın da tamamen masum olarak gösterilmesinden rahatsızlar. İkinci pencerede örgütlü ve örgütsüz sansüre karşı çıkan ve internetteki sorunların kapatma kararıyla çözülmeyeceğini bilen siviller var. Ancak onlar da yasaklar konusunda adım atmadığı için yetkilileri suçlayarak çözüm için diyalog kurmuyor. Yani bu tür sorunların dünyada ve Türkiye'de nasıl çözüleceğini geleneksel medyada anlatma olanağı bulamıyorlar. SABAH gazetesi her iki pencereden bakarak daha geniş bir perspektif sundu. Artık geriye çözüm için adım atmak kaldı. Şimdi o adım da atılmalı. İki taraf da kapatmadan yana değilse birbirlerine 'sansürcü' demekten vazgeçmeli. Kendi mecraları üzerinden mesajlar göndermeye çalışmamalı.
İŞTE ORTAK NOKTALAR
İnternet sitelerini kapatarak, sansür getirerek sorunu çözemiyoruz. Her iki taraf da açıkça yasaklara karşı olduğunu beyan ediyor. Vergiler konusunda atılacak adımlarda kamuoyu oluşturulması konusunda aynı fikirde. Şimdi bu iki ortak noktadan hareketle adım atmamız gerek. Geleneksel medya ile internet medyası üzerinden verilecek mesajlar "ortak akıl" yaratılmasına katkı oluşturmalı. Yani kamplaşmak için değil, çözüm için konuşmalı. Dedikoduculara değil, bilgiye deneyime değer verdiğimizi göstermeliyiz. Jest ve mimiklerle kendini ifade eden, dokunarak anlaşan bir ülkede, diyalog sadece geleneksel veya sosyal medya üzerinden konuşarak olmuyor.