Dünyada yükselen doğal yaşam trendi, bağışıklık destekleyici ürünlere olan ilgi ve sağlıklı yaşam ekonomisinin büyümesiyle birlikte arıcılık; sağlık, kozmetik, biyoteknoloji ve ihracatın merkezine yerleşen stratejik sektörlerden biri haline geliyor. Özellikle pandemi sonrası dönemde propolis, arı sütü ve polen gibi ürünlere yönelik talep patlaması yaşanırken, sektörün ekonomik yapısı da tamamen değişmeye başladı.
DÜNYADA İKİNCİ SIRADA
Türkiye, yıllık 95 bin 492 tonluk bal üretimiyle dünyada ikinci sırada yer alırken, yaklaşık 8.9 milyon koloni varlığıyla da dünyanın en büyük arıcılık ülkelerinden biri konumunda bulunuyor. Dünyada doğal içerikli ürünlere yöneliş arttıkça arıcılık ürünleri de sağlık sektörünün radarına girdi. Özellikle propolis bazlı bağışıklık destekleri, çocuk ürünleri, doğal takviyeler ve fonksiyonel gıdalar büyük bir pazar oluşturdu. Türkiye'de de son yıllarda propolisli spreylerden arı sütü kapsüllerine, polenli sporcu ürünlerinden doğal içerikli takviyelere kadar geniş bir üretim ağı oluşmaya başladı. Uzmanlara göre önümüzdeki dönemde "arı ürünleri ekonomisi", klasik bal satışının çok ötesine geçecek. Arıcılık sektöründeki dönüşüm yalnızca gıda tarafında yaşanmıyor. Kozmetik sektörü de artık arı bazlı ürünlere yönelmiş durumda. Propolisli serumlar, balmumu içerikli kremler, arı sütlü yaşlanma karşıtı bakım ürünleri ve doğal sabunlar özellikle genç tüketicilerin yoğun ilgisini çekiyor. Türkiye'de birçok marka artık sadece bal satmıyor, doğal yaşam ve biyolojik bakım ürünleri geliştiriyor.