Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye ekonomisinin küresel ortalamanın üzerinde performans gösterdiğini belirterek, 2024'ün ilk üç çeyreğinde yüzde 3,7 büyüme kaydedildiğini, yıl genelinde ise büyümenin yüzde 3,5 civarında gerçekleşmesini beklediklerini söyledi.
Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) Geleneksel İftar Programı'nda konuşan Yılmaz, dünyada güç dengelerinin ve ekonomik yapıların hızla değiştiğine dikkat çekti.

"GEÇİŞ DÖNEMLERİ EN RİSKLİ ZAMANLARDIR"
Küresel ölçekte eski düzenin zayıfladığını, ancak yeni bir düzenin henüz tam olarak şekillenmediğini vurgulayan Yılmaz, dünyanın bir geçiş sürecinden geçtiğini ifade etti. Bu dönemlerin ülkeler açısından en riskli zamanlar olduğuna işaret eden Yılmaz, "Bu süreçlerde ülkelerin iç yapılarının güçlü olması, birlik ve beraberliğini koruması her zamankinden daha önemlidir" dedi.
Bu tür dönemlerde liderliğin ve tecrübenin ön plana çıktığını dile getiren Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye'nin bu anlamda şanslı ülkelerden biri olduğunu söyledi.
"TÜRKİYE, DÜNYA ORTALAMASININ İKİ KATI HIZLA BÜYÜDÜ"
Küresel salgın ve jeopolitik gelişmelerin dünya ekonomisi üzerinde baskı oluşturduğunu belirten Yılmaz, pandemi sonrası dönemde küresel büyümenin tarihsel ortalamaların altında kaldığını ifade etti.
Yılmaz, "Dünya ekonomisi bu dönemde yıllık ortalama yüzde 2,5 civarında büyüdü. Aynı dönemde Türkiye ekonomisi yaklaşık yüzde 30 büyüme kaydetti. Yani büyüme hızımız dünya ortalamasının neredeyse iki katı oldu. Reel ekonomi tarafında oldukça başarılı bir tablo ortaya koyduk" değerlendirmesinde bulundu.
"ÖNCELİĞİMİZ ENFLASYONU KALICI ŞEKİLDE DÜŞÜRMEK"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, salgın sonrası süreçte Türkiye'nin üretim gücünü koruduğunu, ancak finansal piyasalarda yaşanan dalgalanmaların enflasyonu yükselttiğini söyledi.
Enflasyonla mücadelenin kararlılıkla sürdürüldüğünü vurgulayan Yılmaz, "Makro finansal istikrarı güçlendirmek için önceliğimiz enflasyonu kalıcı şekilde düşürmek. Bu alanda attığımız adımların sonuçlarını almaya başladık" dedi.

İHRACATTA TARİHİ REKOR
Türkiye'nin büyüme performansına ilişkin rakamları da paylaşan Yılmaz, tarımda hem don hem de kuraklık yaşanan zorlu bir yıla rağmen ekonominin ilk üç çeyrekte yüzde 3,7 büyüdüğünü hatırlattı.
İhracattaki güçlü seyrin altını çizen Yılmaz, "Dünyadaki zorlu talep koşullarına rağmen ihracatımız geçen yıl 273 milyar doları aştı ve tarihi bir rekora ulaştı. Hizmet ihracatında da 120 milyar doların üzerine çıktık. Mal ve hizmet ihracatı toplamda 396 milyar dolara ulaştı" ifadelerini kullandı.
Yılmaz, 2002 yılında Türkiye ekonomisinin büyüklüğünün 238 milyar dolar olduğunu anımsatarak, "2025 itibarıyla ekonomik büyüklüğümüzün ilk kez 1,5 trilyon doları aşmasını bekliyoruz. Bu büyüklükle dünyanın 16'ncı büyük ekonomisiyiz" dedi.
"FİNANSAL RİSKLERİ ÖNEMLİ ÖLÇÜDE DÜŞÜRDÜK"
Ekonomideki risk göstergelerine de değinen Yılmaz, cari açığın yüzde 1,6'ya gerilediğini, bütçe açığının ise yüzde 2,9 seviyelerinde olduğunu söyledi. Bu oranların tarihi ortalamaların ve birçok Avrupa ülkesinin oldukça altında olduğunu belirten Yılmaz, kamu borcunun milli gelire oranının yüzde 24–25 seviyesinde bulunduğunu ifade etti.
Merkez Bankası rezervlerinin 200 milyar doları aştığını kaydeden Yılmaz, CDS risk priminin de 200 seviyelerine gerilediğini belirterek, "Bu göstergeler finansal risklerimizin ciddi şekilde azaldığını ortaya koyuyor" dedi.
"HEM GÜÇLÜ HEM DE HAKLI OLMALIYIZ"
Konuşmasında popülist politikalara da değinen Yılmaz, gerçekçi ve uygulanabilir programlarla ilerlediklerini söyledi. Güçlü olmanın tek başına yeterli olmadığını belirten Yılmaz, "Türkiye Cumhuriyeti olarak hem güçlü hem de haklı olmalıyız. Bunun yolu da birlik, beraberlik ve çok çalışmaktan geçiyor" diye konuştu.