Yayımlanan analizde, Türkiye ve bankacılık sektörü açısından kredi risklerinin, temel senaryo olarak kabul edilen kısa süreli çatışma ve Hürmüz Boğazı'nın geçici olarak kapanması durumunda yönetilebilir olduğu ifade edildi.
Fitch Ratings, Türkiye'nin döviz rezerv tamponları ile uygulanan sıkı para politikasının, jeopolitik gelişmelerin ekonomi üzerindeki etkilerini sınırlamada önemli bir rol oynadığını vurguladı. Bununla birlikte, ekonomi politikalarına yönelik siyasi müdahalenin artması ya da bölgesel risklerin ekonomik yansımalarının derinleşmesi halinde hem bankacılık sistemi hem de ülke kredi notu açısından daha ciddi zorlukların ortaya çıkabileceğine dikkat çekildi.

Raporda, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın mart ayında Türk lirasındaki değer kaybını kontrol altına almak için gerçekleştirdiği müdahalelerin maliyetine de yer verildi. Buna göre söz konusu adımların toplam maliyetinin 20 milyar doların üzerine çıktığı tahmin ediliyor. Buna rağmen, mevduat dolarizasyon oranında şu ana kadar belirgin bir artış gözlenmediği belirtildi.
11 Mart itibarıyla swap hariç net döviz rezervlerinin 57 milyar dolar seviyesinde olduğu, bu rakamın 2025 yıl sonuna kıyasla sınırlı bir gerilemeye işaret ettiği ifade edildi.

Fitch ayrıca, uluslararası rezervlerde yaşanabilecek kayda değer bir düşüşün kredi notu açısından olumsuz bir adımı—indirim ya da görünüm değişikliği—tetikleyebileceğini belirtti. Türkiye'nin enerji ithalatına bağımlı yapısı nedeniyle, petrol fiyatlarının uzun süre yüksek seyretmesinin enflasyonu artırabileceği ve cari açığı büyütebileceği de raporda öne çıkan riskler arasında yer aldı.