Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan 2026-2035 Ulusal Su Planı, Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Türkiye'nin önümüzdeki on yılına damga vuracak en stratejik belgelerden biri olacak bu kapsamlı yol haritası, iklim krizinin etkilerini en aza indirmeyi ve su kaynaklarını "milli güvenlik" meselesi olarak ele almayı hedefliyor. Plana göre Türkiye, su stresini yönetebilmek adına bireysel tüketimden sanayi üretimine kadar her alanda sıkı bir disiplin sürecine giriyor. Kişi başı günlük su tüketimini kademeli olarak düşürmenin en temel hedeflerden biri olduğu planda, mevcut tüketim alışkanlıklarının değiştirilmesi hedefleniyor. Bu hedef doğrultusunda 2030 yılına kadar kişi başı kullanımın 120 litreye, 2050'de ise 100 litreye kadar indirilmesi planlanıyor. Bu amaç, sadece bireysel tasarrufu değil aynı zamanda belediyelerin içme suyu şebekelerindeki kayıp-kaçak oranlarını yüzde 25 seviyesine çekme zorunluluğunu da beraberinde getiriyor. Türkiye'nin su kaynaklarının yaklaşık dörtte üçünü kullanan tarım sektörü için ise verimlilik odaklı bir dönüşüm planlandı. Ulusal Su Planı'nda yer alan detaylara göre açık sulama kanallarından tamamen vazgeçilerek kapalı basınçlı borulu sistemlere geçiş hızlandırılacak. Bu dönüşümle birlikte sulama randımanının yüzde 60'ın üzerine çıkarılması hedefleniyor. Ayrıca iklim değişikliğine uyumlu ürün desenlerinin belirlenmesi ve su kısıtı olan bölgelerde daha az su tüketen stratejik ürünlerin desteklenmesi, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından anahtar rol oynayacak.
YAĞMUR SUYU ÖNEMLİ
Yeni dönemde sanayi tesislerinin kullandıkları suyu geri kazanmaları ve arıtılmış atık suların yeniden kullanımı teşvik edilmekle kalmayıp belirli kapasite üzerindeki tesisler için zorunlu hale getirilecek. Kentleşmede ise "Sünger Şehir" modeli ön plana çıkacak. Bu modelle yağmur suyunun hasat edilmesi, yeraltı sularının beslenmesi ve yeşil alanlarda içme suyu yerine arıtılmış suların kullanılması yeni imar ve altyapı projelerinin temel şartlarından biri olacak. Plan, sadece teknik hedefleri değil aynı zamanda hukuki bir dönüşümü de işaret ediyor.