Türkiye'nin en iyi haber sitesi
İLKER GEZİCİ

Bir arada yaşayabilmeyi anlatan bir cumhuriyet filmi

100 yıl önce bugün; 28 Ekim 1923. Çankaya Köşkü'nde telaşlı bir koşturma var. Zira, akşam yemeğinde Mustafa Kemal Paşa'nın çok özel misafirleri ağırlanacak. Latife Hanım (Pelin Akil) baş aşçıyı yanına çağırıp (Necip Memili) onunla birlikte mönüye karar veriyor. Yeni takımlarda levrek servis edilmesi uygun görülüyor. Tatlı olarak parfede karar kılınıyor.
Tam çıkıp gidecekken Latife Hanım, baş aşçıya "Cumhuriyet nedir?" diye sorup tarifini şöyle yapar: "Şimdi seninle akşamki menüye nasıl karar verdik? Sen fikrini söyledin, ben fikrimi söyledim. Ortak bir karar aldık. İşte cumhuriyet de aynı böyle. Farklı fikirleri aynı sofrada buluşturacak." Aşçı başı, Latife Hanım'dan aldığı bu bilgiyle alışveriş için gittiği çarşıda havasını atarken, eve dönüş yolunda büyük bir kaza geçir ve hastaneye kaldırılır. Akşam yemeği için malzemeyi ve aşçı başını bekleyen mutfak ekibi (Mustafa Kırantepe-Yasemin Baştan) bu durum karşısında telaşa kapılır. Ortada ne yemek pişirecek adam ne Latife Hanım'ın verdiği tarife uygun malzeme var.



Devreye, eski saray aşçısı Ahir Usta (Engin Şenkan) girer. Ocakçı ve çolak diye hor görülen, aşağılanan Ahir Baba yaptığı saray usulü yemeklerle mutfağın onurunu kurtarmakla kalmaz, kendisine bu yaşlı halde işveren paşanın yaverine borcunu öder. İşte ülkenin kaderini değiştiren o gece böyle kurmaca bir olay yaşandığı fikrinden yola çıkılarak çekilen Son Akşam Yemeği adlı film, sizi Ata'nın sofrasına buyur eder.
Sofrada ne mi var? Yemekteki özel menüde hünkar tarhana çorbası, bir çeşit ıspanak böreği olan marmarina, saray kebabı ve helva-i hakani yer alıyor. Tabi ki yemeklerin de o gün o sofrada olduğunun kesin bir belgesi bulgusu yok. Dolayısıyla bu da kurmaca. Cumhuriyetimizin kuruluş öyküsünü mutfaktakilerin yani halkın gözünden anlatma fikir öyle güzel ki, eskiyle yeniyi, geçmişle geleceği aynı potada eritip, farklı görüşlere sahip olsa da herkesin cumhuriyet fikri etrafında toplanabileceği vurgusunu başarıyla yapıyor.

İMKANSIZI BAŞARABİLİRİZ
Farklılıklarımıza rağmen bir araya geldiğimizde 'imkansızı başarabiliriz' mesajı veren film Osmanlı'nın son, Cumhuriyetin ilk dakikalarını aktarıyor. Levent Onan'ın yönettiği filmin senaryosunu Ayla Hacıoğulları ile Vilmer Özçınar kaleme almış. Atatürk'ü canlandıran oyuncular kervanına katılan yakışıklı oyuncu Onur Tuna uzun boyu ve ince fiziğinin handikabını yaşıyor. Bire bir benzerlik kurmakta zorlanılsa da Tuna, tatmin edici bir performans ortaya koyuyor. Oyuncu Pelin Akil ise Latife Hanım'da doğal ve sade oyunculuğuyla öne çıkıyor. Deneyimli oyuncu Engin Şenkan, Çanakkale'de Atatürk'le birlikte savaşmış, yediği kurşunla bir eli çolak kalsa da Atatürk'ün baş aşçısı olmuş, geleneklerinden taviz vermeyen güçlü cesur bir karakter.
Torunu ile olan duygu dolu sahnelerin seyirciye geçmesinde küçük kız Elif rolündeki Azra Aksu'nun da başarısını göz ardı etmemek gerek. Ahir'in geçmişi Osmanlı'yı, torununun da geleceği Cumhuriyet'i temsil ediyor. Şenkan, Ahir'in Çanakkale'deki halini de kendisi canlandırmış, keşke Ahir'in gençliğini başkası oynasaymış. Ahir, Çanakkale'de İngiliz subaya (Cemal Hünal) yaptığı lezzetli yemeklerle hayatta kalmayı başarıyor. Filmde Mustafa Kemal Paşa'nın gözü karalığı, cesareti, liderlik vasfı, öngörülü kişiliği cephedeki bu sahnelerde yapılıyor. Netice itibariyle film, verdiği mesajla herkesi cumhuriyetin 100. yıl masası etrafında toplamayı amaçlıyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA