BM zirvesini üç gün boyunca New York'ta takip ettik. Cumhurbaşkanımızın genel kurul konuşmasını yerinden izledik. Zirveyi yakından ya da uzaktan takip eden birisinin yapacağı en önemli tespitlerden biri şu olmalıdır: Önceki yıllarda olduğu gibi, zirveyi en etkin ve verimli değerlendiren ülke Türkiye, lider de Cumhurbaşkanı Erdoğan'dır.
Bu sadece bu yıla mahsus bir saptama değildir. Diğer programlarının yanında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın lider diplomasisi bağlamında çok taraflı ya da devlet ve hükümet başkanları ile ikili düzeyde yaptığı görüşmeler önemli bir yekûn oluşturuyor.
Bu yıl Cumhurbaşkanı Erdoğan New York'ta 15 farklı devlet ve hükümet başkanı ile görüştü. Bu nerdeyse, Türkiye büyüklüğündeki bir ülkenin bir yılda yaptığı görüşmeden daha fazla bir sayıya tekabül ediyor.
Bu sayı bazı yıllarda daha fazla. Örneğin, 2022 yılında 19'a kadar çıkmış. Son yılların ortalamasına bakıldığında sadece devlet ve hükümet başkanları ile görüşmesi 12'nin üzerinde.
Tabii ki Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın programları sadece devlet ve hükümet başkanları nezdinde lider diplomasisi ile sınırlı değil. Örneğin geçen yıl önemli toplantılardan biri ABD Başkanı Trump ve Körfez ülkelerinin liderlerinin katılımıyla gerçekleştirilen Gazze konulu toplantıydı. Bu toplantının ardından soykırımı durdurmaya dönük çabalar artmış ve Şarm El-Şeyh'te Gazze Barış Planı imzalanmıştı.
Bu yıl da İran konulu Trump'ın gerçekleştirdiği toplantıya Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin liderlerinin yanı sıra Cumhurbaşkanı Erdoğan da katıldı. Bu toplantının ileriki aylarda bazı sonuçlarının olacağını öngörmek gerek.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, her yıl olduğu gibi SETA ve İletişim Başkanlığı koordinesinde gerçekleştirilen ve geleneksel hale gelen ABD'nin önde gelen düşünce kuruluşlarından üst düzey isimlerin yer aldığı kapalı toplantıya katıldı. Burada, bir saati aşkın bir zaman diliminde Mekke Savunma Anlaşması başta olmak üzere Türk dış politikası ile ilgili katılımcıların farklı konulardaki sorularını cevaplandırdı. Yine, ABD- Türkiye ilişkilerinin yüzüncü yılı ile ilgili toplantının yanı sıra, Türkiye-ABD İş Konseyi toplantısına ve BM İklim Zirvesi'ne de katılarak konuşmalar yaptı. BM Genel Sekreteri ile ayrıca görüştü.
BM Zirveleri marjında aynı zamanda, Emine Erdoğan Hanımefendi'nin çok önemli programları oluyor. Bu yıl da New York İklim Haftası açılış törenine ve uluslararası kurumların işbirliği ile yürütülen Çocuklar İçin Güvenli Dijital Sistemler İnşa Etmek başlıklı etkinliğe katılarak bir konuşma gerçekleştirdi. Farklı ülkelerin liderlerinin eşleri ile görüştü.
Aynı zamanda Türkiye COP31 İklim Zirvesi'ne ev sahipliği yapacağı için Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum'un yoğun bir görüşme trafiği vardı. Bu konuda farklı programlara katıldı.
İletişim Başkanlığı ABD-Türkiye ilişkilerinin yüzüncü yılı münasebetiyle, yoğun katılımlı bir panel gerçekleştirdi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan başta olmak üzere hemen toplantıya katılan her bakanın ikili düzeyde farklı görüşmeleri vardı.
Bu envanteri uzatmak mümkün. Türkiye'den bakınca programların bu kadar yoğun olduğu anlaşılmayabilir.
Sonuç olarak Türkiye, BM Zirvesi'ni aynı zamanda bir diplomasi zirvesi olarak değerlendiriyor. Etkin ve verimli bir program yürütüyor.
193 üyeli BM'nin bu yılki toplantısına 130'dan fazla devlet ve hükümet başkanı katıldı. Kesin olan bir husus var ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan kadar yoğun bir programı olan başka bir lider yok.