ABD'de İran ile savaşın başlamasından bu yana artan enerji maliyetleri küresel enflasyon riskini körükledi. 3 yılın zirvesine çıkan enflasyon, ABD Merkez Bankasının (Fed) faiz indirimlerine devam etmesi için politika alanını daraltıyor.
Ülkede açıklanan son makroekonomik veriler, iş gücü piyasasının dayanıklılığını koruduğuna işaret ederken enflasyonun yıllık bazda hızlandığını gösteriyor.
Bu göstergeler, başkanlık görev değişimi sürecindeki Fed'in istihdam ve enflasyon hedefleri arasında denge kurmasını zorlaştırıyor. Bankanın 16-17 Haziran'daki para politikası toplantısına liderlik etmesi beklenen Kevin Warsh için de zorlu bir tablo ortaya koyuyor.
ENERJİ FİYATLARI ZORLUYOR
ABD Çalışma Bakanlığının dün açıkladığı verilere göre, ülkede Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), nisanda aylık bazda yüzde 0,6 ile beklentilere paralel yükselirken yıllık bazda ise yüzde 3,8 ile tahminlerin üzerinde arttı. Yıllık bazda Mayıs 2023'ten bu yana en yüksek seviyesine ulaşan enflasyon, martta yüzde 3,3 olarak kaydedilmişti.
Nisanda bir önceki aya göre yüzde 3,8 yükselen enerji endeksi, aylık TÜFE artışının yüzde 40'tan fazlasını oluşturdu. Enerji maliyetleri yıllık bazda da yüzde 17,9 yükseldi.
Değişken enerji ve gıda fiyatlarını içermeyen çekirdek TÜFE ise nisanda hızlanırken aylık yüzde 0,4 ve yıllık yüzde 2,8 ile beklentilerin üzerinde arttı.
Özellikle enerji ve bazı hizmet fiyatlarındaki yukarı yönlü baskılar, Fed'in enflasyonu yüzde 2 hedefine indirme konusunda hala mesafe alması gerektiğine işaret etti. Bu durum, güçlü iş gücü piyasasına ilişkin son verilerle birlikte değerlendirildiğinde, enflasyon şoku riskine karşı Fed'in bu yıl faiz indirimine gitmeyeceği yönündeki beklentileri destekledi.
ENFLASYON BEKLENTİLERİ İRAN'DAKİ SAVAŞ ÖNCESİNE GÖRE YÜKSEK SEYREDİYOR
Ülkede geçen hafta açıklanan veriler, tarım dışı istihdamın nisanda 115 bin kişiyle beklentilerin oldukça üzerinde arttığını göstermiş ve iş gücü piyasasında dayanıklılığa işaret etmişti.
ABD işsizlik oranı ise söz konusu dönemde değişim göstermeyerek yüzde 4,3 olmuştu.
ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik saldırılarının başlamasından bu yana artan jeopolitik gerilimler ve fiyatlar ile yüksek belirsizlik ortamı Amerikalıların harcama eğilimlerini olumsuz etkiledi.
Ülkede Michigan Üniversitesi tarafından ölçülen Tüketici Güven Endeksi mayısta 48,2 ile tüm zamanların en düşük seviyesine geriledi.
Tüketicilerin kısa vadeli enflasyon beklentisi, mayısta yüzde 4,7'den yüzde 4,5'e inmesine rağmen İran'daki savaşın başlamasından önce şubatta görülen yüzde 3,4'lük değerin üzerinde kalmaya devam etti.
FED'DE GÖRÜŞ AYRILIKLARI ÖNE ÇIKIYOR
Fed, 29 Nisan'da gerçekleştirdiği son para politikası toplantısında politika faizini beklentiler doğrultusunda yüzde 3,5-3,75 aralığında sabit tutmuştu. Karar, 4'e karşı 8 oyla alınırken Fed Yönetim Kurulu Üyesi Stephen Miran, 25 baz puanlık faiz indiriminden yana olduğu için karşı oy kullanmıştı.
Beth Hammack, Neel Kashkari ve Lorie Logan ise politika faizinin sabit tutulmasını destekledikleri ancak şu aşamada karar metnine "gevşeme eğiliminin" dahil edilmesine itiraz ettikleri için karşı oy vermişlerdi.
Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) üyeleri arasında bu düzeyde karşı oy içeren son karar Ekim 1992'de alınmıştı.
FOMC'de faiz oranının seyrine dair son 34 yılın en yüksek görüş ayrılıkları yaşanırken son veriler bir sonraki adımın faiz indirimi olma ihtimalini büyük ölçüde rafa kaldırıyor.
Para piyasalarındaki fiyatlamalarda, İran'daki çatışmalar başlamadan önce bu yıl iki faiz indirimi yapacağı öngörülen Fed'in mevcut durumda politika faizini yıl sonuna kadar sabit tutacağı tahmin ediliyor.
"İRAN İLE SAVAŞ FAİZ İNDİRİMLERİNİN ZAMANLAMASINI ETKİLİYOR"
ING'nin Amerika Araştırma Bölgesel Başkanı Padhraic Garvey, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son verilerin nisan ayı enflasyonunun yüzde 4'e, çekirdek enflasyonun ise yüzde 3'e yaklaştığını doğruladığını söyledi.
Mayıs ayı verilerinde bu eğilimin daha da pekişeceğini beklemek için her türlü nedenin bulunduğuna işaret eden Garvey, yüzde 4 civarındaki 10 yıllık teminatlı gecelik faiz oranının enflasyonun sadece biraz üzerinde olduğunu bildirdi.
Garvey, "Reel faiz oranlarının bu kadar sıkı seyretmesi, nominal faiz oranları üzerinde yukarı yönlü baskı yaratmaya devam ediyor. Yüksek enflasyon rakamları ve artan enflasyon beklentileri, Fed'in yakın zamanda faiz indirimini gündeme almasını son derece zorlaştırıyor." değerlendirmesinde bulundu.
Faiz indirimlerine yönelik eğilimin sürdüğünü belirten Garvey, ancak ilk faiz indiriminin 2026'da gerçekleşmesi halinde bunun yılın oldukça ilerleyen dönemlerine kalabileceğini ifade etti.
Garvey, "İran ile savaşın süresi ve şiddeti, daha açık bir ifadeyle Hürmüz Boğazı'nın kapatılması, zamanlamayı açıkça etkiliyor. Savaş ne kadar uzun sürerse, nihai faiz indirimleri için bekleme süresi de o kadar uzar." diye konuştu.
İş gücü piyasasının güçlükle de olsa ayakta kaldığını belirten Garvey, halihazırda gözlemlenen fiyat baskılarının sürmesi durumunda, piyasanın daha da zorlanabileceğini vurguladı.
NİSAN AYI ENFLASYONU PARA POLİTİKASI GÖRÜNÜMÜNDE ŞAHİN REVİZYON GEREKTİRMİYOR
Oxford Economics Küresel Başekonomisti Ryan Sweet de hem manşet hem de çekirdek enflasyonun nisanda "rahatsız edici" derecede yüksek geldiğini söyledi.
Sweet, "Tarifelerin etkisi ve artan enerji maliyetlerinin enerji dışı fiyatlara yansıması çekirdek göstergede belirgindi, ancak önemli ölçüde oynaklık da vardı. Bu rapora dayanarak, para politikasının yıl sonuna kadar beklemede kalacağı yönündeki öngörümüz değişmedi." dedi.
Bu çeyrekte enflasyonun Kovid-19 dönemindeki zirve seviyelerinin oldukça altında bir noktada tepe yapmasını beklediklerini aktaran Sweet, çekirdek enflasyonun bu yıl yüksek seyrini koruyacağını ancak mevcut seviyelerin kayda değer ölçüde üzerine çıkmasının olası görünmediğini ifade etti.
Sweet, enerji kaynaklı maliyet artışlarının çekirdek enflasyona yansıyacağını ancak bu etkilerin konut enflasyonundaki devam eden yavaşlama, ılımlı seyreden iş gücü piyasası ve tarifelerin etkilerinin azalmasıyla dengeleneceğini anlattı.
Yapay zeka kaynaklı fiyat baskılarının da TÜFE'den ziyade kişisel tüketim harcamaları (PCE) deflatöründe daha belirgin şekilde görüldüğünü dile getiren Sweet, "Mayıs ayındaki baz senaryomuzda, Fed'in bir sonraki faiz indirimi beklentisini hazirandan aralık ayına erteledik. Nisan ayı TÜFE verisi para politikası görünümümüzde yaptığımız bu değişikliği desteklese de baz senaryoda daha şahin bir revizyon yapılmasını gerektirmiyor." diye konuştu.
"BU VERİLER FED'İN ŞAHİN KANADINI DAHA DA ŞAHİNLEŞTİRİR"
American Enterprise Institute (AEI) Kıdemli Uzmanı Steven Kamin ise nisan enflasyonunun hayal kırıklığı yaratacak kadar yüksek çıktığını vurguladı.
Özellikle çekirdek TÜFE'deki aylık yüzde 0,4'lük artışın endişe verdiğini dile getiren Kamin, "Bu durum, enerji fiyatlarındaki artışın enerji dışı fiyatlara da yansıdığını ve gümrük vergileri ile diğer faktörlerin etkisini gösteriyor." değerlendirmesinde bulundu.
Kamin, "Nisan istihdam verilerinin nispeten olumlu olması, Fed'in şimdilik mevcut politikasını sürdürme eğilimini pekiştiriyor. Warsh, haziranda faiz indirimi yapmaya çalışırsa, birçok sorunla karşılaşacaktır. FOMC'nin şahin kanadı, bu verilerin açıklanmasının ardından daha da şahin bir tutum sergileyecektir." dedi.
"FED'İN KISA VADEDE FAİZ İNDİREBİLECEĞİNİ DÜŞÜNMÜYORUM"
Fitch Ratings ABD Ekonomik Araştırmalar Başkanı Olu Sonola da enflasyonda yıllık bazda bir kez daha kayda değer bir yükseliş görüldüğünü kaydederek, Fed'in kısa vadede faiz indirebileceğini düşünmediğini aktardı.
Sonola, "Enflasyon karşılarında duruyor ve çekirdek enflasyon nispeten kontrol altında kalsa bile bunu görmezden gelmek zor olacak. Ayrıca, politika yapıcıların bundan sonra daha fazla görüş ayrılığı yaşayacağını düşünüyorum ve yeni Fed başkanının göreve başlaması hesaplamalara bir başka ilginç değişken ekliyor." değerlendirmesinde bulundu.