Para Dergisi'nin 16'ncı Yeni Nesil Girişimcilik Zirvesi, "Bilim ve Teknolojide Kadın ve İnovasyon" ana temasıyla 25 Ağustos günü düzenlendi. Halkbank ana sponsorluğunda gerçekleşen etkinlikte kadınların teknolojiye ve girişimciliğe erişimini güçlendirmek, sürdürülebilir kariyer fırsatları sağlamak, finansmana ve mentorluk mekanizmalarına erişimlerini artırmak ve karar verici pozisyonlarda daha fazla yer almalarına imkan tanımak için neler yapılması gerektiği ele alındı. İş, kamu ve girişimcilik dünyasının önemli temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşen oturumlarda başarılı bilim kadınları deneyimlerini de paylaştı.

EĞİTİMDEKİ BAŞARI İŞ HAYATINA TAŞINMIYOR
Para Dergisi'nin 16'ncı Yeni Nesil Girişimcilik Zirvesi'nin açılış konuşmasını gerçekleştiren Turkuvaz Dergi Genel Müdürü ve İcra Komitesi Üyesi Yasemin Gebeş, sözlerine "Bugün büyük bir paradoks yaşanıyor" diyerek başladı. Yasemin Gebeş sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye, STEM eğitimini tamamlama oranında yüzde 81 ile OECD ortalamasının oldukça üzerinde. Kadınlarda ise bu oran yüzde 91'e ulaşıyor. Yani genç kadınların bilim, teknoloji, mühendislik ve matematiğe ilgisi ve eğitimdeki başarısı oldukça güçlü. Ancak eğitimde yakaladığımız bu başarıyı iş hayatına, teknoloji sektörüne ve inovasyona taşıyamıyoruz. STEM mezunu kadınların yalnızca yüzde 27'si kendi alanında istihdam ediliyor.
Teknoloji sektöründe kadınların temsili hala yüzde 10'un altında." Bu tablonun değişmesi gerektiğine vurgu yapan Yasemin Gebeş, küresel ölçekte yapay zeka başta olmak üzere yeni teknolojilerin araştırma ve inovasyon süreçlerini kökten dönüştürdüğü bu dönüşümde kadın bilim insanlarının, mühendislerin ve girişimcilerin görünürlüğünü artırmanın, ilham verici örnekleri paylaşmanın ve yeni nesil kadın araştırmacılar için güçlü bir destek ağı kurmanın her zamankinden daha önemli hale geldiğine işaret etti.

KADIN GİRİŞİMCİLİĞİ ENSTİTÜSÜ
16'ncı Yeni Nesil Girişimcilik Zirvesi'nde konuşan T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Milli Teknoloji ve Yapay Zekâ Genel Müdürlüğü Teknoloji Girişimciliği Daire Başkanı Fahri Dağlar, TÜİK ile gerçekleştirdikleri araştırmanın Türkiye'deki teknoloji girişimlerinin yapısına ve ekosistemdeki kadın temsiline ilişkin kapsamlı bir tablo ortaya koyduğunu anlatarak Türkiye'deki teknoloji girişimlerinin kurucu ortağı veya en yüksek paya sahip aktif ortaklarına bakıldığında kadınların oranının yalnızca yüzde 13 olduğunu ifade etti. "Başka bir ifadeyle, yaklaşık her sekiz teknoloji girişimcisinden yalnızca biri kadın," diyen Dağlar sözlerine şöyle devam etti: "Bu, önemli bir gelişim alanına işaret ediyor. Diğer taraftan, teknoloji girişimlerinde çalışan personel içinde kadınların payı yüzde 31'e yükselmiş durumda. Kadın teknoloji girişimcilerinin eğitim düzeyleri de dikkat çekici. Kadın kurucu veya aktif ortakların yüzde 36,1'i lisans, yüzde 24,6'sı yüksek lisans ve yüzde 29'a yakını doktora veya eşdeğer eğitim seviyesine sahip."
Bu veriler birlikte değerlendirildiğinde güçlü bir kadın insan kaynağının bulunduğunu ifade eden Dağlar, teknoloji şirketlerinde kadın çalışanların önemli bir varlık gösterdiğini, ancak şirket kurma ve ortaklık yapısına gelindiğinde kadınların temsil oranının düştüğünü söyledi. Bakanlığın öncülüğünde oluşturulan Kadın Girişimciliği Enstitüsü aracılığıyla teknolojide kadın girişimciliğinin görünürlüğünü artırmak, rol modelleri öne çıkarmak ve kadın girişimci adaylarını eğitim, mentörlük ve iş bağlantılarıyla buluşturmak üzere çalışmalar yürüttüklerini belirten Dağlar, kadın girişimciliğinin teknoloji girişimciliğinden ayrı bir alan olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı. Dağlar, "Hedef kadınlar için ayrı bir teknoloji ekosistemi oluşturmak değil.

Türkiye'nin teknoloji girişimciliği ekosisteminin tamamında kadınların daha güçlü temsil edildiği bir yapı oluşturmak istiyoruz," dedi.
Teknoloji girişimciliğinin önemli boyutlarından birinin de yetenek olduğunu belirten Dağlar, ülkelerin yalnızca yatırım çekmek için değil, yazılımcılar, araştırmacılar, yapay zeka uzmanları ve girişimciler için de rekabet ettiğini söyledi. Bu kapsamda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile "Türkiye Tech Visa" programını hayata geçirdiklerini belirtti. Dağlar, "Program kapsamında bugüne kadar 97 ülkeden 5 binin üzerinde teknoloji profesyoneli ekosisteme kazandırdık ve 50'nin üzerinde teknoloji girişimi kuruldu" dedi.
Dağlar, girişim sermayesi stratejisi kapsamında 300 milyon dolarlık kamu kaynağının girişim sermayesi fonlarına aktarılması ve özel sektör yatırımlarının da harekete geçirilmesiyle 750 milyon doların üzerinde finansman hacmi oluşturulmasının hedeflendiğini belirtti. Dağlar, ileri aşama girişimler, yapay zeka ve büyüme teknolojileri gibi alanlarda özel fon mekanizmaları oluşturduklarını söyledi. İleri aşama girişim sermayesi fonu için Bakanlığın ayırdığı 100 milyon dolarlık bir kaynak bulunduğunu da ifade etti.
81 İLDE YENİLİKÇİ SINIFLAR
Yeni Nesil Girişimcilik Zirvesi'nin bir diğer özel oturumunda Milli Eğitim Bakanlığı Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü Dijital Beceriler Daire Başkanı Sümeyye Hatice Eral sahne aldı. Eral, STEM eğitimini tekil bir başlık ya da ayrı bir çalışma alanı olarak konumlandırmadıklarını belirterek "Öğretmenlerin yetkinliklerinin güçlendirilmesi, öğrencilerin dijital becerilerinin artırılması amacıyla yürütülen çalışmaların tamamında STEM eğitimi yatayda her alanda bizi kesen başlıklardan" diye konuştu.
Öğrenci ve okul dönüşümünü öne çıkaran Yenilikçi Sınıf çalışmasının ulusal ölçekte yürütülen en kapsamlı çalışmalardan biri olduğunu belirten Eral, bu modelin uluslararası çalışmalar ve Ar-Ge sonuçları üzerine inşa edildiğini ve Türkiye'ye özgü bir modele dönüştürüldüğünü söyledi. Eral sözlerine şöyle devam etti: "81 ilde ortaokul ve lise kademelerini kapsayacak şekilde 598 eğitmenle 526 Yenilikçi Sınıf kurarak bu yaklaşımımızın uygulama ortamını oluşturduk. Bu sınıfların ikinci kurulumu için de çalışmalar sürüyor ve bu yıl 500 sınıf daha kuracağız. Bu sınıfların temelinde STEM eğitimi, probleme dayalı ve proje tabanlı öğrenme yaklaşımları bulunuyor. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nde de beceri dönüşümü ana temalardan biri. Bilgi odaklı değil, beceri odaklı bir eğitim anlayışıyla yol haritamızı oluşturuyoruz."
STEM eğitimini yalnızca yenilikçi bir yöntem olarak değil, insan kaynağını, öğrenme ortamlarını ve öğrenme kültürünü dönüştüren bir sistem anlayışıyla ele aldıklarını belirten Eral, "Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli sorgulamaya, araştırmaya ve beceri temelli yaklaşıma dayanıyor. Aktif öğrenme hem öğretmenlerin yetkinliklerinin güçlendirilmesi hem de öğrencilerin sınıf içerisinde projeler geliştirmesi üzerinden destekleniyor" dedi. Eral, eğitim anlayışının bir diğer temel hedefi de öğrencileri geleceğin girişimcileri olarak yetiştirmek olduğunu vurguladı.

STEM'DEN UZAKLAŞMA LİSEDE BAŞLIYOR
16'ncı Yeni Nesil Girişimcilik Zirvesi'nde günün ilk oturumu A Haber Sunucusu Merve Türkay'ın moderatörlüğünde Halkbank Girişimci Bankacılık ve İnovasyon Daire Başkanı Yasemin Dayı ve Habitat Derneği İcra Kurulu Başkanı Bora Caldu'nun katılımıyla gerçekleşti. "Bilim ve Teknolojide Cam Tavanları Yıkmak" başlıklı panelde konuşan Yasemin Dayı, Türkiye'nin STEM mezunu kız çocuklarıyla ilgili temel bir sorunu olmadığını, asıl farkın lise ile üniversite arasındaki dönemde ortaya çıktığını vurguladı.
Üniversitelerin STEM ile ilgili bölümlerini tercih eden genç kızların genellikle bu alanlarda devam ettiğini belirten Dayı, sorunun liseden üniversiteye geçişte STEM alanlarına yönelimle başladığını ifade etti. Bilim Kızlarla Gelecek (BİGE) projesinin hedef kitlesinin 13 yaşından başlamasının nedeninin de bu dönem olduğunu belirten Dayı, "Bu alanlardan mezun olan genç kadınlar, ilgili alanlarda daha yüksek oranlarda istihdam ediliyor. Ama 13 yaş ile üniversite tercihi arasındaki dönemde kız çocukları doğuştan gelen yetenekleri bakımından dezavantajlı olmamalarına rağmen tercihleri farklı alanlara kayabiliyor" dedi.
Habitat Derneği İcra Kurulu Başkanı Bora Caldu ise kadınların bilim, teknoloji ve mühendislik alanlarında görünürlüğünün az olmasının küresel bir gerçeklik olduğunu söyledi. "Dünyada bu alanlardaki mezunların yüzde 35'ini kadınlar oluşturuyor. Bilim, mühendislik ve teknoloji ile ilgili mesleklerde kadın temsili yüzde 25 seviyesinde. Türkiye'de de bu tablonun bir yansıması yaşanıyor," dedi.
Caldu, "Kadınların STEM alanındaki temsilinin sınırlı kalmasının arkasında toplumsal kalıplar, çevresel yönlendirmeler, rol model eksikliği ve iş ya da girişim fikri geliştirmek isteyen genç kızların mentörlük ve fırsatlara ulaşma konusundaki eksiklikler var" diye konuştu. Caldu, BİGE projesinin bu tespitlere cevap olarak hayata geçirildiğini belirterek, 15-24 yaş aralığındaki genç kızlarda STEM konusundaki farkındalığı artırmaya odaklandıklarını; eğitim, mentörlük, hackathon ve Demo Day gibi uygulamalarla genç kızları desteklediklerini söyledi.

AKADEMİDEN SANAYİYE BİLİMSEL GİRİŞİMCİLİK
Bilimsel bilginin ürüne, ürünün şirkete ve akademik birikimin girişimcilik yoluyla ekonomik değere dönüşmesi, "Akademiden Sanayiye Bilimsel Girişimcilik" başlığı altında ele alındı. Surgitate Kurucusu ve Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özge Akbulut'un moderatörlüğündeki oturumda, Vispera Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Aytül Erçil ile Tazi.Ai Kurucu Ortağı ve CEO'su Prof. Dr. Zehra Çataltepe, akademiden girişimciliğe uzanan deneyimlerini ve bu iki dünyanın birbirinden ayrışan yönlerini değerlendirdiler.
Prof. Dr. Aytül Erçil, akademi ile girişimcilik arasındaki ilişkinin geçmişten bugüne önemli ölçüde değiştiğini belirterek akademinin geçmişte girişimciliğe bugünkü kadar sıcak bakmadığını söyledi. İlk şirketini 1997'de kurduğunu belirten Erçil, o dönemde Türkiye'de girişimcilik sisteminin henüz gelişmediğini, melek yatırım, risk sermayesi, yatırım ve çıkış gibi kavramların yaygın olmadığını ifade etti. Şirketleşmesinin de bir Avrupa Birliği projesine ilişkin yaşanan gereklilikten kaynaklandığını anlatan Erçil, üniversiteye doğrudan destek verilememesi nedeniyle bir şirket kurulması gerektiğini söyledi. O dönemde akademide şirketleşmeye yönelik kaygılar bulunduğunu belirten Erçil, akademisyenlerin ticarete yönelmesinin farklı değerlendirilebildiğini ifade etti. Bu nedenle bir dönem şirketini yakın çevresine dahi söylemekte zorlandığını belirten Erçil, hem üniversite hem şirket tarafını aksatmamak için yoğun bir çalışma yürüttüğünü söyledi.
Akademisyenlik ile girişimciliğin farklı yetkinlikler gerektirdiğini belirten Erçil, girişimcilikte pazar ve müşteri odaklılığın öne çıktığını söyledi. Teknolojinin ne kadar gelişmiş olduğundan çok müşterinin hangi problemini çözdüğüne odaklanılması gerektiğini ifade eden Erçil, akademik jargon yerine değer önerisinin açık biçimde anlatılmasının önemine dikkat çekti.
Prof. Dr. Zehra Çataltepe ise akademisyenlik ve girişimciliğin birbirinden çok farklı iki dünya olduğunu belirtti. Akademisyen, girişimci ve anne olarak farklı sorumlulukların birlikte yürütülebileceğini kendi deneyimi üzerinden anlatan Çataltepe, girişimcilikte temel meselenin çok sayıda insan için veya yüksek bir parasal değer taşıyan önemli bir problemi çözmek olduğunu söyledi. Çataltepe, "Akademik çalışmalarda belirli yayın ve konferans kriterleri var. Ancak girişimcilikte ürünün insanların para ödeyeceği kadar değerli olması ve rakiplerin arasından sıyrılarak satılabilmesi gerekiyor. Ürün-pazar uyumunu bulmak akademik projelerden çok daha zor bir problem" dedi.
Girişimcilik sürecinde akademik yaklaşımın bazı alışkanlıklarının da değişmesi gerektiğini belirten Çataltepe, akademisyenlerin detaylara girme eğiliminin girişimcilik sürecinde her zaman avantaj sağlamadığını ifade etti. Minimum uygulanabilir ürün yaklaşımının önemine dikkat çeken Çataltepe, ürünün anlaşılabilir olmasının da en az ürünün çalışması kadar önemli hale geldiğini söyledi. Ürünün önce kolay anlaşılması, ardından denenmesi ve satın alınabilir hale gelmesi gerektiğini belirten Çataltepe, karar vericinin yalnızca ürünün çalıştığına değil, kendi sisteminde işe yarayacağına inanmasının önemli olduğunu ifade etti. Bunun da deneyim, güven ve ürünün farklı sistemlerde doğrulanabilmesiyle mümkün olduğunu söyledi.
YENİ NESİL EĞİTİM, YENİ NESLİN EĞİTİMİ
16'ncı Yeni Nesil Girişimcilik Zirvesi'nde, "Yeni Nesil Eğitim, Yeni Neslin Eğitimi" başlıklı oturum Awen For Us Kurucusu, Sosyal Fayda Danışmanı Dr. Aylin Löle'nin moderatörlüğünde gerçekleşti. Panelde ilk söz alan Öğretmen Akademisi Vakfı (ÖRAV) Uzman Eğitimci Dr. Cansu Özpir, nitelikli eğitimin ancak nitelikli ve güçlenen öğretmenlerle mümkün olabileceğini belirterek yapay zeka ve dijital teknolojilerin öğrencilerin bilgiye erişimini kolaylaştırdığını, eğitimde yalnızca "ne biliyor?" sorusunun değil, "bildiğiyle ne yapabiliyor?" sorusunun da sorulması gerektiğini ifade etti. Özpir, yapay zekanın eğitimde öğretmenin rolünü üstlenmediğini, aksine öğretmenin rolünü dönüştürdüğünü ifade etti. Özpir, "Öğretmen, öğrencinin düşünmesini sağlayan, merak etme duygusunu öldürmeyen ve öğrendiği bilgiyi üretime dönüştürmesine yardımcı olacak bir köprü rolü üstlenmeli. Geleceğin eğitimi analitik düşünebilen, yaratıcı çözümler üreten, değişime uyum sağlayabilen, merak eden ve teknolojiyi bilinçli kullanan öğrenciler yetiştirmek olmalı," dedi.
SER Danışmanlık ve Novitopia Kurucusu Dr. Ömer Özdinç ise geleceğin insan kaynağının bugünün eğitim tercihleriyle şekillendiğini belirterek 10 yaşındaki bir kız çocuğunun hangi dersleri seçtiğinden hangi mesleği kendisine yakıştırdığına kadar uzanan sürecin 15 yıl sonra Türkiye'nin Ar-Ge kapasitesini belirlediğini söyledi. Özdinç, "İnsanoğlu yakın geleceği öngörmekte zorlandığı bir dönem yaşıyor. Beş ya da 10 yıl sonra hangi mesleklerin ve hangi yetkinliklerin geçerli olacağının net biçimde kestirilemiyor" diyen Özdinç, sözlerine şöyle devam etti: "Tüm bu değişimin içinde insanı insan yapan özelliklerin yine geçerli olacağı bir çağla karşı karşıyayız. Bilgiye erişim kolaylaştı, ancak hedef koyma, anlam inşa etme ve bu anlama yönelme güdüsünün insanın güçlü tarafları olmaya devam edecek. Dolayısıyla eğitim hayatında ve gençlerin yetişmesinde bu insani özelliklere odaklanılması gerekiyor," dedi.

BİLİM KIZLARLA GELECEK
Etkinliğin son oturumu "Bilim Kızlarla Gelecek" başlığı altında Vatut Teknoloji Kurucu Ortağı ve Para Dergisi Yazarı Doç. Dr. Ali Efe İrali'nin moderatörlüğünde gerçekleşti. Panelde ilk sözü alan Hempact Kurucu Ortağı Büşra Çavuşoğlu, girişimcilik yolculuğunda öğrendikleri en önemli şeylerden birinin büyük dönüşümlerin bazen çok küçük bir soruyla başlayabildiği olduğunu söyledi. "Bugün bunu daha iyi yapamaz mıyız?" sorusunun yeni bir fikrin başlangıcı olabileceğini belirten Çavuşoğlu, Hempact'in de bu yaklaşımla ortaya çıktığını ifade etti. Hempact'i yalnızca bir ped markası olarak görmediklerini belirten Çavuşoğlu, başlangıç noktasının kadın hijyen ürünü olduğunu ancak gelecekte kadınların farklı ihtiyaçlarına yönelik ürünleri ürün gamlarına eklemek istediklerini söyledi. Çavuşoğlu sözlerine şöyle devam etti: "Uzun vadede Türkiye'den doğan ve yerli üretim gerçekleştiren bir marka olarak başta Avrupa olmak üzere global pazarda yer almak istiyoruz. Ayrıca yarattığımız sosyal etkiyi de büyütmek hedefimiz. Regl yoksulluğuyla mücadele kapsamında daha fazla kadına ulaşmayı, sosyal faydayı artırmayı ve bu etkinin sürdürülebilir olmasını amaçlıyoruz" dedi.
Panelde ikinci sözü alan Wincoi Kurucu Ortağı Elif Ceylan ise girişimlerinin temelinde işsizlik ve gençlerin ekonomik gelir ihtiyacının bulunduğunu söyledi. Yapay zekanın gelişmesiyle birlikte manuel işlere olan talebin arttığını belirten Ceylan, öğrenciyken yaşadığı deneyimlerin de fikrin ortaya çıkmasında etkili olduğunu ifade etti. Ceylan, "Öğrencilerin parası ve zamanı sınırlı. Part-time işlere ulaşma süreçlerinde de sorunlar var. İlanların çoğu zaman WhatsApp grupları üzerinden ilerliyor ve bir arkadaş referansıyla süreçlere dahil olabiliyor. Wincoi ile bu süreci nasıl daha erişilebilir ve düzenli hale getirebilecekleri üzerine çalışmaya başladık" dedi. Wincoi'nin kısa süreli, saatlik ve günlük işler sunan bir mobil platform olarak yaklaşık bir buçuk yıl önce kurulduğunu aktaran Ceylan, başlangıçta 500 kullanıcının bulunduğunu, bugün ise 200 markaya, 40 bin indirmeye ve 25 bin aktif kullanıcıya ulaştıklarını söyledi.
Panelin son konuşmacısı ise Grefins Kurucu Ortağı Kübra Aykaş oldu. Aykaş girişimlerinin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) kapsamında regülasyon uyumluluğu ihtiyacından yola çıktığını söyledi. Aykaş, Grefins'in SKDM sürecinde KOBİ'lerin finansal durumunu projekte etmek, Avrupa Birliği'ndeki ithalatçılar nezdinde önceliklendirilmek ve KOBİ'lerin dijital dönüşümünü desteklemek amacıyla geliştirildiğini söyledi. Teknik bir alanda kadın girişimci olmanın getirdiği bazı zorlukların da bulunduğunu belirten Aykaş, güven oluşturmanın önemli olduğu bir alanda partnerlik yapılarını korumaya ve geliştirmeye çalıştıklarını söyledi.