45 ülkeden enerji ve madencilik sektörü temsilcilerinin yanı sıra 9 ülkeden yedi bakan ve üç bakan yardımcısı bir araya geldiği 2. İNRES 2026 Zirvesi Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla gerçekleşti. Moderatörlüğünü Daily Sabah Ekonomi Editörü Amina Ali üstlendiği "Değişen Küresel Dengelerde Enerji Güvenliği: Bağlantısallık ve İş Birliği" başlıklı panelin konuşmacıları Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Azerbaycan Enerji Bakanı Parviz Shahbazov, Gürcistan Ekonomi ve Sürdürülebilir Kalkınma Bakanı Mariam Kvrivishvili, Libya Petrol ve Gaz Bakanı Khalifa Rajab Abdulsadiq, Moldova Enerji Bakanı Dorin Junghietu, Nijerya Değerli Mineraller Geliştirme Bakanı Oladele Henry Alake, Sudan Enerji ve Petrol Bakanı Moatasem İbrahim Ahmed ve Somali Petrol ve Maden Kaynakları Bakanı Dahir Shire Mohamed oldu.
Panelde ilk sözü alan Bakan Alparslan Bayraktar, dünyanın son yıllarda pandemi, tedarik zinciri kırılmaları, Rusya-Ukrayna savaşı, Ortadoğu'daki çatışmalar ve enerji krizleriyle sarsıldığını belirterek, "Artık belirsizlik çağında yaşıyoruz. Enerji güvenliği her geçen gün daha zor hale geliyor" dedi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, 2'nci İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi'nin (İNRES 2026) açılışında yaptığı konuşmada Türkiye'nin yeni enerji mimarisini anlattı. Bayraktar, enerji güvenliği, bölgesel entegrasyon, yenilenebilir enerji, nükleer yatırımlar ve kritik mineraller konusunda kapsamlı hedefler açıkladı.

TÜRKİYE KRİZLERE KARŞI HAZIRLIKLI
Son dönemde yaşanan bölgesel gelişmelerin enerji güvenliğinin önemini artırdığını belirten Bayraktar, "Cumhurbaşkanım, özellikle son dönemde İran merkezli yaşanan savaş, enerji güvenliğinin önemini ve bu anlamda küresel ekonominin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi." dedi.
Bakan Bayraktar, Türkiye'nin krizlere karşı hazırlıklı olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti:
"2002 yılından bu yana ortaya koyduğunuz güçlü siyasi irade ve liderliğinizle yürüttüğümüz politikalar sayesinde, Türkiye olarak bu krizi de en hazırlıklı, en dirençli karşılayan ülkelerden biri olduk."
"MİLLİ ENERJİ VE MADEN POLİTİKAMIZ ANA ROTAYI OLUŞTURDU"
Türkiye'nin enerji alanında son yıllarda önemli yatırımlar yaptığını belirten Bayraktar, "Bu süre içerisinde yerli ve yenilenebilir kaynakları önceliklendirerek altyapıya yaptığımız yatırımlarla; kaynak ülke, güzergâh ve form çeşitlendirmesi yaparak ve aktif bir enerji diplomasisi izleyerek arz güvenliğimizi teminat altına alacak stratejik adımlar attık. "Bu süreçte Milli Enerji ve Maden Politikamız, enerjide ve madenlerde tam bağımsız Türkiye idealimizin ana rotasını oluşturdu." diye konuştu.

KARADENİZ VE GABAR VURGUSU
Enerji arama faaliyetlerinde tarihi adımlar atıldığını ifade eden Bayraktar, "Artık dünyanın en büyük derin deniz sondaj filolarından birine sahip olarak ülkemizde ve farklı coğrafyalarda petrol ve doğal gaz arıyoruz. "Kara alanlarımızda daha önce hiç gidilmedik yerlere gittik. Sismik çalışmalar yaptık, sondaj yaptık; yapmaya da devam ediyoruz. İşte bu sayede Karadeniz ve Gabar'da tarihi keşiflere imza attık. Şimdi üretimi artırmak ve milletimize yeni keşiflerle yeni müjdeler verebilmenin gayreti içerisindeyiz." ifadelerini kullandı.
"YENİ ENERJİ MİMARİSİNİN HAZIRLIĞI İÇERİSİNDEYİZ"
Enerji dönüşüm sürecine dikkat çeken Bayraktar, Türkiye'nin yeni döneme yönelik kapsamlı bir hazırlık yaptığını belirtti. Bayraktar, Bir yandan savaşların ve büyük ekonomik kırılmaların yaşandığı, diğer yandan yapay zekâ çağına girdiğimiz, büyük teknolojik gelişmelerin arka arkaya gerçekleştiği bu dönemde dünya çok önemli bir enerji dönüşüm sürecinde. Biz de Türkiye olarak bu yeni dönemde ülkemiz için yeni bir enerji mimarisinin hazırlığı içerisindeyiz. Burada temel hedefimiz; Türkiye'yi enerjide dışa bağımlılığını bitiren, arz güvenliğini güçlendiren, bölgesel entegrasyonu artırmış bir merkez ülke konumuna getirmek." dedi.

TANAP, TÜRKAKIM VE YENİ ENERJİ KORİDORLARI
Mevcut enerji altyapılarının tam kapasite kullanılacağını belirten Bayraktar şu ifadeleri kullandı:
"Yeni enerji mimarimizde mevcut TANAP, TürkAkım, Bakü-Tiflis-Ceyhan ve Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı gibi hem ülkemizin hem de bölgemizin enerji arz güvenliğinde stratejik önemi olan doğal gaz ve petrol boru hatlarımızın tam kapasite çalışmasına dönük hamleler yapacağız. Komşularımızla ve bölge ülkeleriyle petrolde, doğal gazda ve elektrikte 'kazan-kazan' anlayışı içerisinde ilave altyapı projeleri geliştirerek enerji bağlarımızı güçlendireceğiz."
TÜRKMENİSTAN GAZI VE BASRA HATTI GÜNDEMDE
Bayraktar, yeni dönemin önemli projelerine ilişkin şu açıklamaları yaptı:
"Bu kapsamda Irak-Türkiye Petrol Boru Hattı'nın Basra'ya kadar uzatılması, Trans-Hazar doğal gaz boru hattı ile Türkmenistan doğal gazının Türkiye'ye ve Avrupa'ya ulaştırılması, bu yeni dönemin önemli başlıkları arasında olacak."

ELEKTRİKTE BÖLGESEL ENTEGRASYON HEDEFİ
Elektrik iletim projelerine de değinen Bayraktar, "Geçtiğimiz yıl Bakü'de imzaladığımız Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye-Bulgaristan yeşil elektrik iletimi anlaşması ile Azerbaycan'da üretilen yenilenebilir enerjiyi Avrupa'ya ulaştırmayı hedefliyoruz. Benzer şekilde Suudi Arabistan'dan Türkiye'ye kadar uzanacak, bölgedeki komşu ülkelerle entegre bir mega elektrik iletim hattı üzerinde de çalışıyoruz. Bunun hem ülkemiz için hem de Avrupa için alternatif bir enerji yolu olacağına inanıyoruz." diye konuştu.
LNG ALTYAPISI VE YENİLENEBİLİR ENERJİ YATIRIMLARI
Yeni enerji mimarisinde bağlantısallığın ön planda olacağını belirten Bayraktar, "Yeni enerji mimarimizde daha çok bağlantısallık var; daha çok altyapı projesi olacak. Gazlaştırma altyapımızı geliştirerek, özellikle Güneydoğu Avrupa'ya ve diğer komşularımıza daha yüksek miktarlarda LNG ulaştırma imkânına sahip olacağız." dedi.
Bayraktar, yenilenebilir enerji yatırımlarına ilişkin ise şu bilgileri verdi:
"Yeni enerji mimarimizin merkezinde elektrik yer alıyor. Bu nedenle yenilenebilir enerji hedeflerimizi çok daha yukarılara taşıyacağız. Bu süre içerisinde gelişmiş yenilenebilir enerji portföyümüzün ihtiyaç duyduğu güçlü bir şebeke altyapısı için toplamda 30 milyar dolarlık bir yatırım öngörüyoruz."
"NÜKLEER ENERJİ BİR TERCİH DEĞİL, ZARURET"
Nükleer enerjinin stratejik önemine dikkat çeken Bayraktar, şu ifadeleri kullandı:
"Ayrıca baz yük üretim kabiliyeti ile arz güvenliğimiz açısından nükleer enerjiyi bir tercih değil, bir zaruret olarak görüyoruz. Akkuyu ile başlayan süreç, Türkiye'nin enerji tarihinde nükleer dönemin kapısını açacak."
KRİTİK MİNERAL YATIRIMINA ÖNEM VERİYORUZ
Kritik minerallerin stratejik sektörler açısından önemine dikkat çeken Bakan Bayraktar, "Türkiye bu enerji dönüşüm sürecinde aynı zamanda bir üretim üssü olmak istiyor. Bu nedenle nadir toprak elementleri ve kritik mineraller alanındaki yatırımlarımıza büyük önem veriyoruz. Bugün malumunuz, nadir toprak elementleri; enerji teknolojilerinden batarya sistemlerine, elektrikli araçlardan savunma sanayiine kadar neredeyse tüm stratejik sektörlerin adeta temelini oluşturmaktadır. Eskişehir Beylikova nadir toprak elementleri sahasında zat-ı alinizin açılışını gerçekleştirdiği pilot tesisi, inşallah yakın zamanda temelini atacağımız endüstriyel bir tesisle taçlandırmış olacağız." diye konuştu.
"ENERJİ, BÖLGESEL BARIŞIN ANAHTARI"
Konuşmasının sonunda enerjiye yalnızca ekonomik değil stratejik bir anlam yüklediklerini belirten Bayraktar şu değerlendirmeyi yaptı:
"Biz enerjiyi her zaman vurguladığınız şekilde yalnızca ekonomik büyümenin değil; bölgesel barışın, istikrarın ve ortak refahın anahtarı olarak görüyoruz. Ve bu yıl ikincisini düzenlediğimiz İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi'nin de bu amaca hizmet eden önemli bir uluslararası platform olduğunu düşünüyoruz. İNRES 2026'nın ortak fayda temelinde yeni iş birliklerine zemin hazırlayacağına yürekten inanıyor, hepinizi tekrar saygıyla, hürmetle selamlıyorum."

KRİZLER ENERJİ GÜVENLİĞİ TEMİNİNİ ZORLAŞTIRDI
Zirve öncesi "Değişen Küresel Ortamda Enerji Güvenliği: Bağlantı ve İşbirliği" panelinde konuşan Bakan Bayraktar, enerji güvenliğinde art arda gelen küresel krizlere değindi.
Konuşmasının ilk bölümünde nükleer enerjide yaşanan küresel gelişmeleri bir "rönesans" olarak nitelendirerek, Türkiye'nin bu teknolojide yeni bir oyuncu olacağını vurgulayan Bakan Bayraktar, ikinci bölümünde ise küresel enerji sisteminde belirsizliğin "yeni normal" haline geldiğini belirterek, yaşanan küresel sorunlara dair çözümleri açıkladı.
Pandemi, tedarik zinciri kırılmaları, Ukrayna'daki savaş ve bölgesel çatışmaların enerji güvenliği açısından ciddi belirsizlik oluşturduğunu ifade eden Bayraktar, "Enerji güvenliğini temin etmek hiç olmadığı kadar zorlaştı" sözleriyle mevcut tabloya dikkat çekti. Küresel ölçekte yaşanan krizlerin birbirini takip ettiğini belirterek enerji sektörünün yüksek riskli bir döneme girdiğini kaydetti.

2022'de başlayan Ukrayna savaşına işaret eden Bayraktar, "2022'de Avrupa'nın ortasında, Ukrayna'da konvansiyonel bir savaş başladı ve devam ediyor. Öte yandan İsrail'in zulmü bir yılı aşkın bir süredir devam ediyor ve en son İran'daki krizler... Yani krizler hakikaten peş peşe geldi." ifadelerini kullandı.
Bayraktar, enerji dönüşümüne de dikkat çekerek, "Tüm bu belirsizlik, enerji güvenliği için ciddi bir sorun oluşturuyor. Tüm bu zorluklarla karşılaşırken, öte yandan da enerji sektöründe çok büyük tektonik bir dönüşümden, bir geçişten geçiyoruz." dedi.

TÜRKİYE COP31'E EV SAHİPLİĞİ YAPACAK
İklim değişikliği ve COP31 sürecine değinen Bayraktar, "Çünkü dünya artık küresel ısınma ve iklim değişikliği ile mücadele gibi konulara odaklanıyor. Bunun da altını çizmek istiyorum; bildiğiniz gibi Türkiye, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı olan COP31'e ev sahipliği yapacak." ifadelerini kullandı.
SON 25 YILDA ENERJİ TALEBİMİZ 3 KAT ARTTI
Enerji talebindeki artışa dikkat çeken Bayraktar, "Türkiye'deki talep çok düzenli bir şekilde artmaya devam ediyor. Son 25 yılda enerji talebimiz neredeyse 3 kat arttı ve bu talep önümüzdeki 30 yıl içerisinde de hızlı bir şekilde artmaya devam edecek; belki bir 3 kat daha artacak." dedi.
Yapay zeka ve elektrikli araçların etkisine değinen Bayraktar, "Açık konuşmak gerekirse, bunu yapay zeka veri merkezleri için gerekli olacak gücü henüz hesaba katmadan söylüyorum. Örneğin e-mobilite (elektrikli hareketlilik), önümüzdeki yılların en önemli konularından biri olacak ve tüm bu unsurlar enerji talebini daha da artırmaya devam edecek." ifadelerini kullandı.

YENİLENEBİLİR ENERJİDE İDDİALIYIZ
Yenilenebilir enerji hedeflerini açıklayan Bayraktar, "2024 yılında Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Bakü'de, 2035 yılı için 120 GW'lık bir güneş ve rüzgar enerjisi üretim kapasitesine ulaşma hedefimizi duyurmuştu. Biz artık 2035 için daha iddialı bir hedef koyuyoruz ve COP'ta bu hedefi de sizlerle paylaşacağız." dedi.

TÜRKİYE NÜKLEER ENERJİDE YENİ OYUNCU OLACAK
Nükleer enerjiye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bayraktar, " Türkiye'nin enerji güvenliği için odaklandığımız bir diğer alan ise nükleer enerjidir. Enerjide yeni bir dönemde nükleer olmadan enerji güvenliğini sağlayamayacağımızı ve iklim hedeflerimize ulaşamayacağımızı düşünüyoruz. Bu nedenle 2050 itibarıyla en az 20 GW'lık bir nükleer üretim kapasitesine ulaşmayı amaçlıyoruz." ifadelerini kullandı.
Akkuyu ve yeni santral projelerine de değinen Bayraktar, "Akkuyu'ya ek olarak Trakya ve Sinop'ta da nükleer santrallerimiz olacak; ayrıca küçük modüler reaktörlere (SMR) de odaklanıyoruz. Bu, nükleer enerjinin rönesansıdır ve Türkiye bu teknolojide yeni bir oyuncu olacaktır. Bununla ilgili Ar-Ge ve yurt içi teknoloji yatırımlarımız devam etmektedir. En az 5 GW'lık bir küçük modüler reaktör kapasitemizin de olacağını öngörüyoruz." dedi.

NTE'DE FIRSATLARI DEĞERLENDİRİYORUZ
Kritik madenler ve nadir toprak elementlerine ilişkin ise Bayraktar, "Hem ülke içinde hem de ülke dışındaki fırsatları değerlendiriyoruz. Bu nedenle Türkiye'yi Afrika'da ve Orta Asya'da daha aktif, daha fazla projeye dahil olurken görüyorsunuz. Ayrıca Eskişehir Beylikova bölgesinde keşfettiğimiz büyük nadir toprak elementleri rezervlerine odaklanıyoruz." ifadelerini kullandı.
Bakan Bayraktar, İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi'nin bu açıdan önemli bir örnek teşkil ettiğini söyledi.
KRİZLER İÇİN TÜRKİYE'NİN SOMUT ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Yaşanılan dönemi bir "belirsizlik çağı" olarak nitelendiren Bakan Bayraktar, bölgesel ve küresel enerji krizlerine karşı Türkiye'nin masadaki somut çözüm önerilerini ve atıl durumdaki dev altyapı projelerinin kapasitelerini nasıl artıracaklarını tek tek sıraladı.
Bakan Bayraktar, küresel ekonominin ve enerji sektörünün içinde bulunduğu dönemsel gerçekliği şu sözlerle özetledi:
"Küresel sorunlara dair birtakım çözümlerimiz var; fakat öncelikle şunu kabul etmemiz lazım: İşin gerçeği, biz zaten bir belirsizlik çağında yaşıyoruz. Bunun hem enerji ortamı hem de küresel ekonomi için artık yeni normalimiz olduğunu kabul etmeliyiz. Peki, bununla nasıl başa çıkacağız? Diğer konuşmacıların da ifade ettiği gibi; daha fazla çeşitliliğe ve daha fazla ara bağlantısallığa ihtiyacımız var, bunları kullanmalıyız."
DEV ALTYAPILARDA "ATIL KAPASİTE" HAREKATI
Küresel belirsizliklerle mücadelede mevcut enerji altyapılarının tam kapasiteyle kullanılmasının kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Bayraktar, Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) ve TANAP gibi dev projelerdeki potansiyele dikkat çekti. Bakan Bayraktar, "Somut çözümlere gelecek olursak; öncelikle mevcut tüm altyapılarımızı bu bağlantılar için kullanmak zorundayız. Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Boru Hattı harika bir proje ama hâlâ günlük 400.000 varillik bir atıl kapasitesi var. Dolayısıyla günlük kapasite 600.000 varilden aslında 1 milyon varile çıkabilir. Ayrıca 700 MW'lık bir ara bağlantımız var, bunu da kullanabiliriz. Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı'nda (TANAP) yaklaşık %40-%45 oranında, yani neredeyse 15 bcm'lik (milyar metreküp) bir atıl kapasitemiz bulunuyor. Öncelikle bu kapasiteyi doldurmak, ardından da bu altyapıyı genişletmek veya elektrik, gaz ve petrol için yeni altyapılar inşa etmek çok önemli." ifadelerini kullandı.
TÜRKMEN GAZI VE IRAK PETROLÜ İÇİN TARİHİ TEKLİFLER
Bakan Bayraktar, Türkiye'nin enerji arz güvenliği noktasında bölgesel aktörlerle yürüttüğü proaktif diplomasiyi ve sunduğu alternatif "B planlarını" anlattı. Bayraktar, "Türkmen gazını, Trans-Hazar Boru Hattı üzerinden Azerbaycan'a, oradan Türkiye'ye ve Türkiye üzerinden de Avrupa pazarlarına ulaştırmalıyız; bunu defalarca teklif ettik. Irak-Türkiye Boru Hattı'nı (ITP) Kerkük'ten Basra'ya kadar uzatmayı ve en az 1,5 milyon varil petrolü Ceyhan üzerinden ulaştırmayı defalarca önerdik ve tartıştık. 'Hürmüz Boğazı'ndan petrol akışında bir sorun olursa Irak petrolünün ihracı için B planınız nedir?' diye bu alternatif projeleri ve çeşitlendirme projelerini defalarca sunduk. Biz bu boru hattını rahatlıkla Basra'ya kadar uzatabilir ve kapasiteyi artırabiliriz." diye konuştu.
AVRUPA VE ORTA DOĞU İLE ENERJİ KÖPRÜLERİ KURULUYOR
Sadece petrol ve doğal gazda değil, elektrik hatlarında da uluslararası entegrasyonu büyütmeyi hedeflediklerini belirten Bakan Bayraktar, komşu ülkeler ve Suudi Arabistan ile yürütülen ortak çalışmaları şu sözlerle duyurdu:
"Elektrik ve gaz bağlantılarına bakacak olursak; Bulgaristan, Yunanistan ve Türkiye arasındaki bu ara bağlantıları hem elektrik hem de gaz için artırabilir, hacmi büyütebiliriz. Böylelikle daha bol kaynak, pazara daha rekabetçi fiyatlar sunar. Şu an Suudi Arabistan hükümeti ile de çalışıyoruz; amacımız Suudi Arabistan ile Türkiye arasında Ürdün ve Suriye üzerinden geçecek bir bağlantı oluşturmak. Öte yandan Azerbaycanlı ve Gürcistanlı mevkidaşlarımın da ifade ettiği gibi, halihazırda sıfırdan planladığımız büyük bağlantı projelerimiz de mevcut."
"ENERJİ, BÖLGEMİZDE BARIŞ VE İSTİKRAR ARACIDIR"
Konuşmasının son bölümünde büyük ölçekli enerji projelerinin hayata geçirilmesindeki en kritik unsurun kararlılık olduğunu belirten Bakan Alparslan Bayraktar, Türkiye'nin bu süreçteki vizyoner duruşunu ve adanmışlığını şu net mesajla mühürledi:
"Türkiye, tüm bu projeleri uygulamak için pek çok adım atmaktadır; ancak buradaki kilit nokta güçlü liderlik, siyasi irade ve taahhüttür. Bunlar olmadan Güney Gaz Koridoru programını geliştiremezdik ve diğer projelerde ilerleme kaydedemezdik. Türkiye, enerjiyi bölgemizde bir refah, barış ve istikrar aracı olarak görmektedir. Bir kez daha bu hedefe ne kadar adanmış olduğumuzu ifade etmek istiyorum."
BAKAN SHAHBAZOV: "YENİ ENERJİ KORİDORLARI BELİRLEYİCİ OLACAK"
Panelde ikinci sözü alan Azerbaycan Enerji Bakanı Parviz Shahbazov ise 20. yüzyılda enerjinin gücü üretim kapasitesiyle ölçüldüğünü hatırlatarak "Ancak 21. yüzyılda enerji gücü hala üretimle ölçülüyor olsa da artık yalnızca bu yeterli değil. Tedarik güvenliği, enerji bağlantısallığı ve güvenilir ortaklık da belirleyici unsurlar haline geldi. Özellikle Ortadoğu'daki enerji arz sorunları, Avrupa'daki gelişmeler, Ukrayna'daki enerji altyapısının tahrip edilmesi gibi olayların yaşandığı böylesine çalkantılı bir dönemde bu üç unsur çok kritik" dedi.
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki enerji iş birliğinin stratejik seviyeye ulaştığını ifade eden Shahbazov, Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı ve Güney Gaz Koridoru'nun bölgenin enerji mimarisini değiştiren projeler olduğunu kaydetti.
Azerbaycan, Gürcistan, Türkiye ve Bulgaristan arasında planlanan elektrik enterkonneksiyon projelerine değinen Shahbazov, Zengezur Koridoru üzerinden geçecek başka projelerin de gündemde olduğunu söyledi. Azerbaycan Bakanı, "Doğuya baktığımızda ise Azerbaycan, Kazakistan ve Özbekistan arasında yeni bir ortak girişim kurduk. Bu girişim Çin'i Avrupa'ya Türkiye, Azerbaycan ve Orta Asya üzerinden bağlayacak yeni enterkoneksiyon projeleri için tasarlandı. Tüm bunlar gösteriyor ki e-mobilite, elektrifikasyon, veri merkezleri ve yapay zeka gibi gelişmeler küresel ekonominin enerji ihtiyacını daha da artıracak. Artık mesele yalnızca en ucuz enerjiyi satın almak değil. Öncelikle bu enerjinin erişilebilir ve güvenli şekilde mevcut olması gerekiyor. Elbette erişilebilir fiyatlar önemli ancak enerji güvenliği artık çok daha kritik. Bu nedenle daha fazla uluslararası iş birliğine, daha fazla ortaklığa ve inovasyon ile teknolojiler konusunda birlikte çalışmaya ihtiyacımız var "dedi.
BAKAN KVRIVISHVILI: ENERJİ GÜVENLİĞİ BÖLGESEL İŞ BİRLİĞİYLE MÜMKÜN
Gürcistan Ekonomi ve Sürdürülebilir Kalkınma Bakanı Mariam Kvrivishvili, Gürcistan'ın enerji sektörünü ekonomik büyümenin temel motorlarından biri olarak gördüğünü söyledi. 2021-2025 döneminde Gürcistan ekonomisinin ortalama yüzde 9,3 büyüdüğünü belirten Kvrivishvili, enerji sektörünün bu büyümeye önemli katkı sunduğunu ifade etti. Gürcistan'ın önceliğinin elektrik üretiminde kendine yeterli hale gelmek olduğunu vurgulayan Kvrivishvili, "Bizim önemli doğal gaz kaynaklarımız yok. Ancak yeşil enerji kaynakları açısından oldukça zenginiz. Bu nedenle özel sektörle birlikte önümüzdeki 10 yıl içinde yeşil enerjideki kurulu gücümüzü 11,5 bin megavata çıkarmayı hedefliyoruz. Ayrıca önümüzdeki yıllarda enerji altyapımızı modernize etmek için 1 milyar dolardan fazla yatırım yapacağız. Daha fazla yerli üretim, daha güçlü enterkoneksiyonlar ve daha fazla ihracat-ithalat kapasitesi için çalışıyoruz" dedi. Türkiye ve Azerbaycan ile uzun yıllardır güçlü enerji ortaklığı yürüttüklerini belirten Kvrivishvili, enerji güvenliğinin artık yalnızca altyapı değil barış, iş birliği ve bölgesel dayanışma anlamına geldiğini ifade etti.
LİBYA BAKANI ABDULSADIQ: "20 MİLYAR DOLAR YATIRIM YAPACAĞIZ"
Panelde bir konuşma yapan Libya Petrol ve Gaz Bakanı Khalifa Rajab Abdulsadiq Libya'nın son 16-17 yılın ardından yeniden büyük ölçekli petrol ve gaz ihale süreci başlattığını açıkladı. Bakan Abdulsadiq, "Geçen yıl kamu ihale turumuzu açıkladık ve bunu başarıyla tamamladık. Son 16-17 yıldır böyle bir ihale yapılmamıştı. Bu da Libya'nın yeniden istikrara kavuştuğunu gösteriyor. 21'den fazla offshore ve onshore blok açtık ve dünyanın büyük petrol şirketlerinden yoğun ilgi gördük. Şimdilik bunlardan beşini tahsis ettik ancak diğer bloklara yönelik ilgi sürüyor. Türkiye, Türk Petrolleri aracılığıyla biri offshore biri onshore olmak üzere iki sahada yer aldı. Gelecek yıl yeni bir ihale turu planlıyoruz" diye konuştu.
Bakan Abdulsadiq, önümüzdeki 20 yılda yaklaşık 20 milyar dolarlık yatırım planladıklarını aktararak bu yatırımlarla şu anda günlük yaklaşık 1,4 milyon varil olan petrol üretimlerini yıl sonunda 1,5 milyona, sonraki üç yılda ise 2 milyon varile çıkarmayı hedeflediklerini belirtti. Libya'nın doğal gaz alanında da büyük potansiyele sahip olduğunu belirten Abdulsadiq, "Green Stream boru hattının kapasitesinin halen tam kullanılmıyor. Kapasiteyi artırmak istiyoruz. Ayrıca Akdeniz'de yeni gaz sahaları geliştiriyoruz. Türkiye ile birlikte Avrupa'ya daha fazla gaz ulaştırmak için çalışıyoruz. Ayrıca Nijer ve Nijerya gibi Afrika ülkeleriyle bölgesel bağlantılar kurmak istiyoruz. Amacımız yalnızca bir tedarikçi olmak değil, aynı zamanda bir enerji koridoru olmak" diye konuştu.
MOLDOVA BAKANI: "MEVCUT KORİDORLAR TAM KAPASİTE KULLANILMALI"
Panelde söz alan Moldova Enerji Bakanı Dorin Junghietu, Moldova'nın enerji stratejisinin üç temel başlık üzerine kurulduğunu söyledi: "Yenilenebilir enerji, enterkonneksiyon projeleri ve enerji verimliliği."
Moldova'nın önemli doğal gaz rezervlerine sahip olmadığını belirten Junghietu, yenilenebilir enerji yatırımlarına hız verdiklerini ve kurulu yenilenebilir enerji kapasitesinin 1 GW'ye ulaştığını açıkladı. Romanya ve Ukrayna ile enerji bağlantılarının güçlendirilmesinin kritik önem taşıdığını belirten Junghietu, enerji verimliliğinin ekonomik açıdan büyük avantaj sağladığını söyledi. "En ucuz enerji, tüketilmeyen enerjidir" diyen Junghietu, kamu binalarında yapılan verimlilik yatırımları sayesinde enerji faturalarının yarı yarıya düştüğünü ifade etti.
Mevcut enerji koridorlarının maksimum düzeyde kullanılması gerektiğine vurgu yapan Moldova Enerji Bakanı Dorin Junghietu, "Yeni koridorlar büyük sermaye gerektiriyor. Bu kaynakların bir kısmı mevcut altyapının daha verimli kullanılmasıyla sağlanabilir. Güney Gaz Koridoru, Trans-Balkan hattı ve diğer mevcut sistemler daha etkin kullanılmalı" dedi.
NİJERYA BAKANI ALAKE: "ENERJİ GELECEĞİNİ KRİTİK MİNERALLER BELİRLEYECEK"
Panelde bir konuşma yapan Nijerya Değerli Mineraller Geliştirme Bakanı Oladele Henry Alake, küresel enerji dönüşümünde kritik minerallerin belirleyici rol oynayacağını söyledi. Bakan Alake, Nijerya açısından önceliğin çeşitlendirme olduğunu belirterek "Uzun yıllardır petrol ve gazla tanınıyoruz. Ancak dünya artık hidrokarbonlardan enerji dönüşümünü sağlayacak minerallere yönelmeli. Nijerya lityum, kobalt, nikel, kalay ve nadir elementler açısından çok zengin. Afrika dünya kobalt rezervlerinin yüzde 70'inden fazlasına sahip. Temiz enerji dönüşümünü sağlayacak mineraller bunlar. Dolaysıyla Afrika'nın geleceğin enerji güvenliğinde merkezi rol üstlenecek" diye konuştu.
Nijerya'nın yasa dışı madencilikle mücadele ettiğini belirten Alake, son dönemde 300'den fazla kaçak madencilik operasyonuna müdahale edildiğini ve çok sayıda kişinin yargılandığını açıkladı. Enerji güvenliği için bölgesel iş birliğinin zorunlu olduğunu söyleyen Alake, "Hiçbir ülke enerji güvenliğini tek başına sağlayamaz" dedi.
SUDAN BAKANI: "YENİDEN İNŞA SÜRECİNDEYİZ"
Sudan Enerji ve Petrol Bakanı Moatasem Ibrahim Ahmed ise doğal kaynaklar, petrol, gaz, madencilik ve enerji altyapısını yeniden inşa etmeye çalıştıklarını anlatarak "Bir dönem günlük 500-600 bin varil petrol üretime ulaştık. Daha sonra Güney Sudan ayrıldı ve üretimi paylaşırken altyapı Sudan'da kaldı. Şu anda Güney Sudan'dan Kızıldeniz'e uzanan 1650 kilometrelik boru hattı üzerinden akış sürüyor. Ancak ülkedeki savaş nedeniyle altyapımız ciddi zarar gördü. Bazı sahalar isyancıların kontrolünde. Yine de üretken sahalarımız var ve bunları yeniden geliştirmek istiyoruz. Şu anda güvenli bölgelerde yatırım fırsatları sunuyoruz" dedi.
Eskiden günlük yaklaşık 140 bin varillik rafineri kapasiteleri olduğunu ama yok olduğunu aktaran Bakan Moatasem İbrahim Ahmed, "Altın üretiminde Afrika'da ilk beş ülke arasındayız ve yılda yaklaşık 72 ton üretiyoruz" dedi. Sudan'ın yeniden yapılanma sürecinde dost ülkelerle iş birliğine ihtiyaç duyduğunu belirten Ahmed, Türkiye'nin Sudan'a verdiği desteğe teşekkür etti.
BAKAN MOHAMED: "ENERJİYE ERİŞİM EN BÜYÜK SORUNLARDAN"
Panelde son söz alan Somali Petrol ve Maden Kaynakları Bakanı Dahir Shire Mohamed, Somali'de enerji altyapısının büyük ölçüde özel şirketlerin kontrolünde olduğunu ve elektrik fiyatlarının Doğu Afrika'nın en yüksek seviyelerinde bulunduğunu söyledi. Somali'de bir kilovatsaat elektriğin 0,8 ila 1,2 dolar arasında değiştiğini belirten Mohamed, bunun sanayileşmenin önündeki en büyük engellerden biri olduğunu ifade etti. Türkiye ile enerji alanındaki iş birliğinin önemine dikkat çeken Mohamed, Somali açıklarında yürütülen sondaj çalışmalarının ülkenin enerji geleceği açısından kritik rol oynayacağını söyledi.
"ENERJİ DÖNÜŞÜMÜNÜN YENİ YOL HARİTASI" MASAYA YATIRILDI
Zirvenin son oturumu Daily Sabah Yayın Koordinatörü Mehmet Çelik moderatörlüğünde "Enerji Geçişini Tasarlamak: Zorluklar ve Fırsatlar" ana temasıyla gerçekleştirildi. Panele Bulgaristan Enerji Bakan Yardımcısı Kiril Temelkov, Romanya Enerji Bakanlığı Müsteşarı Cristian Silviu Buşoi, Dünya Bankası Kıdemli Enerji Ekonomisti Claire Nicolas, EBRD Türkiye Başkan Yardımcısı Mehmet Erdem Yaşar ve EPİAŞ CEO'su Taha Arvas katıldı.
Panelde öne çıkan ortak mesaj ise enerji dönüşümünün yalnızca yenilenebilir enerji yatırımlarıyla sınırlı olmadığı güçlü şebeke altyapıları, enterkonneksiyon projeleri, kritik mineral tedariki, enerji depolama sistemleri ve bölgesel iş birliklerinin dönüşümün temel yapı taşları olduğu yönünde oldu.
ENTERKONNEKSİYON VE ÇEŞİTLENDİRME KRİTİK
Panelde ilk sözü alan Bulgaristan Enerji Bakan Yardımcısı Kiril Temelkov, enerji dönüşümünün yalnızca karbonsuzlaşma süreci olarak görülmemesi gerektiğini belirterek enerjiye bakış açısının değiştiğini söyledi. Geçmişte enerjinin çoğunlukla fiyat üzerinden değerlendirildiğini ifade eden Temelkov, bugün ise arz güvenliği, tedarik güvenilirliği, erişilebilirlik, bağımlılıkların azaltılması ve çevresel sürdürülebilirliğin birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. Enerji altyapılarının artık küresel krizlerin ilk hedeflerinden biri haline geldiğini söyleyen Temelkov, enerji sistemlerinin güvenliğinin toplumlar açısından kritik önemde olduğunu belirtti. Enerji güvenliğinin sağlanmasında enterkonneksiyon ve çeşitlendirmenin temel rol oynadığını ifade eden Temelkov, komşu ülkeler arasında kurulacak güçlü bağlantılar sayesinde alternatif tedarik güzergahlarının oluşturulabileceğini kaydetti.
Farklı enerji kaynaklarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Temelkov, doğalgaz, nükleer, hidroelektrik ve rüzgar gibi kaynakların birlikte kullanılmasıyla hem güvenilir hem de çevre dostu sistemler kurulabileceğini söyledi. Şebeke altyapılarının enerji dönüşümünün merkezinde yer aldığını vurgulayan Temelkov, Bulgaristan'ın Türkiye, Romanya ve Yunanistan ile enerji iş birliklerini güçlendirdiğini ifade etti.
ROMANYA'NIN DOĞALGAZ ÜRETİM KAPASİTESİ ARTACAK
Panelde ikinci sözü alan Romanya Enerji Bakanlığı Müsteşarı Cristian Silviu Buşoi ise enerji dönüşümünün artık yalnızca çevresel bir hedef değil; dayanıklılık, rekabetçilik ve stratejik güvenlik konusu haline geldiğini söyledi. Avrupa'da Ukrayna Savaşı ve enerji krizinin ardından enerji politikalarında önemli değişiklikler yaşandığını belirten Buşoi, Avrupa Birliği'nin artık enerji güvenliği ve arz çeşitliliğine daha fazla odaklandığını ifade etti. Romanya'nın yenilenebilir enerjiye büyük yatırımlar yaptığını belirten Buşoi, Türk şirketlerinin de Romanya'da enerji üretimi, iletim ve dağıtım projelerinde aktif rol üstlendiğini söyledi. Hidroelektrik kapasitesini büyütmeyi hedeflediklerini ifade eden Buşoi, nükleer enerji alanında da yeni yatırımlar planladıklarını kaydetti.
Romanya'nın doğalgaz üretiminde Avrupa'nın en büyük üreticisi konumunda olduğunu belirten Buşoi, Karadeniz'deki Neptune Deep sahasının devreye girmesiyle üretim kapasitesinin daha da artacağını açıkladı. Güney Gaz Koridoru ve dikey koridor projelerinin bölgesel enerji güvenliği açısından stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayan Buşoi, Türkiye'nin Avrupa'nın enerji arz güvenliği açısından kritik bir aktör olduğunu söyledi.
Elektrik enterkonneksiyonlarının artırılmasının Avrupa'nın temel önceliklerinden biri olduğunu belirten Buşoi, Azerbaycan-Gürcistan-Romanya-Macaristan yeşil elektrik kablosu projesinin bölgesel enerji entegrasyonu açısından önemli olduğunu ifade etti. Türkiye'nin liderlik ettiği projelerde yer almak istediklerini de sözlerine ekledi.
CLAIRE NICOLAS: "ENERJİDE DÖNÜŞÜM ÜÇ AYAKLI TABURE GİBİ"
Dünya Bankası Kıdemli Enerji Ekonomisti Claire Nicolas ise enerji dönüşümünde düzenleyici reformlar, şebeke yatırımları ve finansmanın birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirtti. Nicolas, enerji dönüşümünün "üç ayaklı bir tabureye" benzediğini ifade ederek, eksik kalan her unsurun sistemi zayıflatacağını söyledi.
Özellikle gelişmekte olan ekonomilerde sermaye maliyetlerinin yüksek olduğuna dikkat çeken Nicolas, yatırımcı güveni oluşturmanın en önemli unsurunun güçlü ve güvenilir enerji planlaması olduğunu vurguladı. Türkiye'nin 2035 hedefleri ve düzenli gerçekleştirilen yenilenebilir enerji ihalelerinin yatırımcılar açısından güçlü bir güven mesajı verdiğini belirten Nicolas, kamu hizmeti şirketlerinin finansal yapılarının güçlendirilmesinin de kritik olduğunu ifade etti. Nicolas, şebeke yatırımları, garanti mekanizmaları ve finansal risk azaltma araçlarının aynı anda devreye alınmasının özel sektör yatırımlarını artıracağını söyledi.
EN BÜYÜK DARBOĞAZ ŞEBEKE ALTYAPISI
Panelde söz alan EBRD Türkiye Başkan Yardımcısı Mehmet Erdem Yaşar da enerji dönüşümündeki en büyük darboğazın şebeke altyapısı olduğunu ifade etti. Türkiye'nin yenilenebilir enerji kapasitesinde önemli ilerleme kaydettiğini belirten Yaşar, bugün temel sorunun proje geliştirmek değil, projeleri hayata geçirmek olduğunu söyledi. YEKA ihalelerinin yatırımcı ilgisini artırdığını belirten Yaşar, şebeke altyapısının proje geliştirme süreçleriyle paralel ilerlememesi halinde izin süreçlerinin uzadığını ve bunun yatırımları geciktirdiğini kaydetti. Türkiye'de yenilenebilir enerji finansmanı açısından ciddi likidite bulunduğunu belirten Yaşar, kaliteli projelerin yatırımcı çekmeye devam ettiğini söyledi. Kritik minerallerin enerji dönüşümünün temel unsurlarından biri haline geldiğini ifade eden Yaşar, yenilenebilir enerji sistemleri, bataryalar ve depolama teknolojilerinin güvenilir kritik mineral tedariki olmadan mümkün olmayacağını vurguladı.
ŞEBEKE YATIRIMLARI ÖNCELİKLİ
EPİAŞ CEO'su Taha Arvas ise enerji dönüşümünde şebeke altyapısı, finansman ve düzenleyici çevikliğin birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Şebeke yatırımlarının zamanında tamamlanamaması halinde enerji dönüşüm hedeflerinin risk altına girebileceğini belirten Arvas, yenilenebilir enerji kaynaklarının bulunduğu her noktaya kısa sürede şebeke ulaştırmanın teknik açıdan kolay olmadığını ifade etti.
Paris İklim Anlaşması hedeflerinin gerçekleşmesi için önümüzdeki 15-20 yılda insanlık tarihindeki toplam bakır üretiminden daha fazla bakır çıkarılması gerektiğini söyleyen Arvas, kritik minerallerin enerji dönüşümünde belirleyici rol oynayacağını kaydetti. Batarya depolama teknolojilerinin önemine dikkat çeken Arvas, enterkonneksiyon yatırımlarının da enerji güvenliği açısından kritik olduğunu söyledi. Türkiye'nin zaman zaman komşu ülkelerden elektrik ithal ettiğini hatırlatan Arvas, bölgesel şebeke entegrasyonunun güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Elektrik talebinin yapay zeka ve dijitalleşme ile birlikte hızla artacağına dikkat çeken Arvas, enerji üretiminde çeşitliliğin zorunlu hale geldiğini ifade etti. Nükleer enerjinin bu süreçte kritik rol oynayacağını belirten Arvas, Avrupa'da nükleer enerjiye yönelik yaklaşımın da değişmeye başladığını söyledi.
GÜÇLÜ SPONSOR DESTEĞİ
Sektörün üst düzeylerini ağırlayan zirve güçlü sponsor desteği ile gerçekleşti. Platin Sponsorlar; Borsa İstanbul, Cengiz Enerji, Demirören, Emlak Katılım, EPİAŞ, Fiba Yenilenebilir Enerji, Halkbank, Kalyon, Limak, SOCAR, ŞA-RA Enerji, Tekfen Holding, Tera, Turkcell, Türk Hava Yolları, Türk Altın, Türkiye Sigorta, Türk Telekom, Vakıfbank, Ziraat Bankası olurken, Altın Sponsorlarİ Çalık Holding, Esan, Girişim Elektrik, GOE, Kromder, Mig Malaklar, Miryıldız Madencilik ve Gümüş Sponsorlar ise BORDRILL, Dentaş, Etimet, Hasyılsan, Subsea 7, Tuğran Enerji, Şişecam ve Tüprag oldu.
GÜÇLÜ SPONSOR DESTEĞİ
Sektörün üst düzeylerini ağırlayan zirve güçlü sponsor desteği ile gerçekleşti. Platin Sponsorlar; Borsa İstanbul, Cengiz Enerji, Demirören, Emlak Katılım, EPİAŞ, Fiba Yenilenebilir Enerji, Halkbank, Kalyon, Limak, SOCAR, ŞA-RA Enerji, Tekfen Holding, Tera, Turkcell, Türk Hava Yolları, Türk Altın, Türkiye Sigorta, Türk Telekom, Vakıfbank, Ziraat Bankası olurken, Altın Sponsorlarİ Çalık Holding, Esan, Girişim Elektrik, GOE, Kromder, Mig Malaklar, Miryıldız Madencilik ve Gümüş Sponsorlar ise BORDRILL, Dentaş, Etimet, Hasyılsan, Subsea 7, Tuğran Enerji, Şişecam ve Tüprag oldu.