Türkiye, küresel yapay zekâ yarışında yalnızca teknolojiyi kullanan değil, geliştiren ve ihraç eden ülkeler arasında yerini güçlendirmek için destek mekanizmalarını büyütüyor. Bu dönüşümün merkezinde ise Ar-Ge yapan KOBİ'ler, üniversiteler ve teknoloji şirketlerini aynı projelerde buluşturan TÜBİTAK destekleri bulunuyor. 2022'de başlatılan Yapay Zekâ Ekosistem Çağrısı ile yapay zekâ teknolojilerinin laboratuvar ve Ar-Ge aşamasında kalmayıp doğrudan şirketlerin ihtiyaçlarına yönelik ürün ve çözümlere dönüştürülmesi amaçlanıyor. TÜBİTAK verilerine göre çağrılar kapsamında bugüne kadar 61 projeye 353.7 milyon TL destek sağlandı.
KOBİ'YE YÜZDE 70 HİBE
Destek mekanizmasının en dikkat çekici taraflarından birini KOBİ'lere sağlanan finansman imkânı oluşturuyor. Yapay Zekâ Ekosistem Çağrısı kapsamında müşteri kuruluşun KOBİ olması durumunda TÜBİTAK tarafından kabul edilen teknoloji sağlayıcı giderlerinin yüzde 70'ine kadar destek sağlanabiliyor. Büyük ölçekli kuruluşlarda ise bu oran yüzde 60 seviyesinde uygulanıyor. Projelerde azami süre 24 ay olarak belirlenirken, proje bütçesi 10 milyon TL'ye kadar çıkabiliyor. Böylece özellikle yüksek Ar-Ge maliyetleri nedeniyle yapay zekâ yatırımlarına girmekte zorlanan KOBİ'lerin teknoloji geliştirme ve ürünleşme süreçlerinin hızlandırılması hedefleniyor.
5 STRATEJİK ALANA YAPAY ZEKÂ
Desteklerin yönü Türkiye'nin üretim ve ihracat yapısındaki dönüşümü de ortaya koyuyor. TÜBİTAK'ın Yapay Zekâ Ekosistem Programı kapsamında akıllı üretim sistemleri, akıllı tarım, gıda ve hayvancılık, finans teknolojileri, iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik ile akıllı eğitim teknolojileri öncelikli alanlar arasında bulunuyor. Modelde şirketlerin tek başına proje geliştirmesi yerine teknoloji sağlayıcı şirketler, üniversite araştırma laboratuvarları, kamu araştırma merkezleri ve TÜBİTAK Yapay Zekâ Enstitüsü'nün aynı ekosistemde buluşması öngörülüyor. Böylece akademide üretilen bilginin sanayinin gerçek ihtiyaçlarıyla birleşerek ticari ürüne dönüşmesinin hızlandırılması amaçlanıyor.
AR-GE 652 MİLYAR LİRAYA ÇIKTI
Yapay zekâya yönelik destekler Türkiye'nin büyüyen Ar-Ge ekonomisinin de önemli bir parçası haline geliyor. TÜİK verilerine göre Türkiye'nin toplam Ar-Ge harcaması 2024 yılında 651.8 milyar TL'ye ulaştı. Ar-Ge harcamalarının milli gelir içindeki payı yüzde 1.39'dan yüzde 1.46'ya yükseldi. Harcamalarda en büyük payı yüzde 64,8 ile şirketler aldı. Bu tablo, Türkiye'deki Ar-Ge faaliyetlerinde özel sektörün ağırlığını ortaya koyuyor. Kamunun Ar-Ge için ayırdığı kaynak da büyüyor. Merkezi yönetim bütçesinden Ar- Ge faaliyetleri için yapılan harcama 2024'te 178.6 milyar TL olurken, 2025 yılı başlangıç ödeneği 236.3 milyar TL olarak belirlendi. Yapay zekâdan savunma teknolojilerine, yazılımdan ileri üretim sistemlerine kadar yüksek katma değerli alanlar Ar-Ge ekonomisinin yeni büyüme sahaları haline geliyor.
5.5 MİLYAR DOLARLIK PAZAR
Türkiye açısından yapay zekâ yatırımlarının kritik noktalarından birini de ihracat oluşturuyor. Türk yazılım sektörü uzun yıllar insan kaynağı ve hizmet ihracatı üzerinden büyürken, yapay zekâ ile birlikte ölçeklenebilir ürün, platform ve fikrî mülkiyet ihracatının ağırlığının artırılması hedefleniyor. Türkiye'nin bilişim ve yazılım ihracatı 2025 yılında 5,5 milyar dolara ulaştı. Yapay zekâ tabanlı ürünlerin bu ihracatın yeni büyüme kanallarından biri olması bekleniyor. Büyük dil modellerinden yapay zekâ ajanlarına, akıllı üretim sistemlerinden finans teknolojilerine kadar Türkiye'de geliştirilecek ürünlerin çok sayıda ülkeye satılabilmesi, klasik yazılım hizmet ihracatından farklı bir ölçek ekonomisinin kapısını açıyor.
HEDEF: TÜRKİYE'DE GELİŞTİR, DÜNYAYA SAT
Yeni dönemde teşvik politikasının temel hedeflerinden biri Ar-Ge desteğinin doğrudan ticari ürüne dönüşmesi. KOBİ, büyük şirket, üniversite ve araştırma merkezlerini aynı projede buluşturan modelle Türkiye'deki mühendislik kapasitesinin fikrî mülkiyete, ürüne ve ihracata dönüştürülmesi hedefleniyor. Bu dönüşüm, Türkiye'nin teknoloji ihracatındaki model değişikliğini de beraberinde getiriyor. Yazılımcının çalışma saatini ihraç eden yapıdan, Türkiye'de geliştirilen bir yapay zekâ ürününün, platformun veya yazılımın dünyanın farklı ülkelerine tekrar tekrar satılabildiği bir modele geçiş amaçlanıyor. TÜBİTAK desteklerinin önümüzdeki dönemde en kritik etkisinin de şirketleri Ar-Ge'den ürüne, üründen markalaşmaya ve markadan küresel pazara taşıyan bu zincirde ortaya çıkması bekleniyor.